Çaycuma izlenimleri: 'Gülmeyi unutmamışlar'
Yüzlerdeki gülümsemeyi Çaycuma’da gördüm. Kendini sevmenin zevkini, karşısındakine de vermenin becerisini, kendi yaşamına saygıyı Çaycuma’da gördüm.
Filiz Tosyalı
Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği ile Çaycuma Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen 20. Geleneksel Çaycuma Uçurtma Şenliği’ne katılan çocuk ve gençlik edebiyatı yazarı Filiz Tosyalı, şenlik alanında çocuklarla söyleşi yapıp kitaplarını imzaladı. Tosyalı, Çaycuma Uçurtma Şenliği’ne dair izlenimlerini kaleme aldı.
Bu nasıl bir duygudur? Yüzlerdeki gülümsemeyi Çaycuma’da gördüm. Kendini sevmenin zevkini, karşısındakine de vermenin becerisini, kendi yaşamına saygıyı Çaycuma’da gördüm. Yüzleri gülümseyenlere, dünyaya kalbiyle bakanlara, yakınmasız yaşayanlara şaşırdım…
Esnek ve hoşgörülü olmak, Çaycumalıların öğrendiği ve nesilden nesle aktardığı özellikler… Yazdıklarıma çok kişi inanmakta zorlanabilir. Ben ilk kez böyle bir yerdeydim. Öğretmenlerin çocuklarını kucaklaması, çocukların öğretmenlerine bakışları bile farklıydı.
Diyelim ki Uçurtma Şenliği’ndeki özgürlük onlara bu havayı yaşattı. Ben buna da razıyım. Sadece merakım şu: Bunu nasıl becerdiler?
Metroda, otobüste, plajda, alışveriş yerlerinde ve ibadet ederken; iyi ya da kötü günümüzde hep asık bir yüzle dolaşıyoruz. Gülen gözlere başımızı çevirip selam bile vermeden geçiyoruz. Bodrum’da yazdığım bir yazı dizisinde: “Gülme ve selamlama projesi başlatıyorum, karşınıza gülen biri çıkar, selam verirse o benim.” demiştim.
Sonrasında “Çocuğunuza Gülmeyi Öğretin” diyen bir kitap yazmıştım. Fuarların birinde sloganım “Sevgi ve Güleryüz” olmuştu. İki yıl kurşunkalemle imza attım, “Kurşunkalem gibi esnek olun.” dedim.
Bir yöreye geliyorsunuz, o yörede tek bir arkadaşınız yok. Yemek kültürü, araştırıp öğrendiğiniz birkaç çeşitle sınırlı kalıyor. Çoğunu tatmadan gideceğinizi biliyorsunuz. Çaycuma’ya hayran olup dönerim duygusuyla gelmedim. Kalbimde küçücük bir yeri olsun diye de hazırlanmadım. Sadece bir yazar olarak davet edilmiştim. Çocuklarla, anne babalarla buluşup dönecektim.
Dünyayı gezen, bütün kıtalarda en az birkaç yere gitmiş bir yazar olarak; ülkemde insanların yüzlerinin gülmemesi, gülmek istemelerine rağmen bunu içlerinde saklamaları, duygularını hissettirmekten kaçınmaları beni hep üzmüştür. Küçük bir kentte bu duygumu eriteceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.
Sakın ola bunu bana gösterilen sevgi ve ilgi sanmayın. Güneye gittiğimde sevgiyi en derin şekilde söyleyen, açıklayan dostlar edindim. Belki Doğu illerinde daha da çok… Ama kendilerine olan sevgilerini, mutluluklarını anlayamadım. Beni üzen de bu anlaşılmazlık oldu.
İstanbul’da okuyucularımla buluştuğumda ya da yurt dışında yine o ilgiyi hissederim. Çaycuma’da gördüğüm ise yaşadıkları ve sevdiklerine yaşattıkları mutluluktu. Yüzlerine yerleştirdikleri gülen gözlerdi. Bu halk kendini seviyor, birbirini seviyor, çocuklarına mutlu olmayı, mutlu yaşamayı öğretiyor.
“20. Geleneksel Çaycuma Uçurtma Şenliği”nde de “Dur, yapma.” diyen birine rastlamadım. “Çocuklarınıza gülmeyi öğretin.” diyerek çok sayıda köşe yazısı yazacağıma, bilseydim “Çocuklarınıza mutluluğu öğretmek istiyorsanız Çaycuma’ya gidin.” diyebilirdim.
Beni çok etkileyen; Çaycuma’daki mutlu anneler, babalar, çocuklar, gençler, nineler ve dedeler oldu. Garsonlar, öğretmenler, işçiler… Hepsi çok mutluydu. Hayata farklı baktıklarını onlarla sohbet ederken anladım. Orada çalışmak yakınmak değildi; kardeşe hizmet etmekti. Masada oturup komut vermek değildi; dost olmak, yardım etmekti.
Hepsi mutluydu. Yüzleri gülen, etrafına sevgiyle bakan, tartışmaya zemin yaratmayan binlerce insanla karşılaştım. Hangi caddede, hangi köşede ya da alışveriş yerinde olursa olsun sevgiyi yansıtan yüzler gördüm.
Koskoca bir zaman diliminde; şarkıların dinlendiği, oyunların oynandığı bir ortamda tek bir çocuk ağlamadı, mızmızlanmadı. Tek bir genç problem yaratmadı. Hiçbir anne baba öfkelenip yavrusunun huzurunu kaçırmadı. Sizler böyle bir yer gördünüz mü, diye sormak isterim.
Onları bir araya getiren sadece, yüzlerce defa değişik yörelerde izlediğim uçurtma festivaliydi. Şenlik tadında geçen festivallere hasret kalmış yüreğim; anlaşmanın, esnek olmanın ve gülerek bakmanın zevkini yaşadı.
Hiç yorulmadan koşturan Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol öğretmenim; bütün yaşadıklarını en güzel şekilde ortaya seren kızı, kendisi gibi öğretmen olan eşi ve etkinliği hazırlayan ekip arkadaşlarının, yorgunluklarına rağmen hiç aldırmadan gülümsemeleri en mükemmel olanıydı.
Tanıdığım Çaycumalıların esnek ve hoşgörülü yaşamları onları gülümsetiyordu. Kendini seven insan; yaşama, insana ve çevreye farklı bakar. Sevginin nesilden nesle geçen bir şey olduğunu Çaycuma’da yaşadım.
Gezilerim boyunca doğa harikası yerler gördüm. Ülkemin her karışına hayran oldum. Muazzam otellerde gecelerimi geçirdim. Bizleri ağırlarken çırpınan insanlarla yaşadım. Ama hep bir şeyler eksikti. Gülmeyi unutmuşlardı.
Böyle kalın Çaycumalı kardeşlerim… Yüzünüzdeki gülücük, içinizdeki yaşama sevinci bana bu satırları yazdırdı.
Evrensel'i Takip Et