Ankara Tabip Odası: 'Kamunun malı satılık değildir'
Ankara Tabip Odası, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü önünde hastane arazilerinin satışını protesto etti. “Kamunun malı satılık değildir” denilen açıklamada sağlığın kamusal hak olmaktan çıkarılıp piyasa merkezli yapıya dönüştürüldüğü belirtildi.
Fotoğraf: Evrensel
Ankara – Ankara Tabip Odası, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ek binası önünde sağlıkta özelleştirme politikalarına dair basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada söz alan Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Zafer Çelik, sağlıkta özelleştirme politikalarına ilişkin “Kamunun malı satılık değildir” diyerek Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlık hizmetlerini kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasa merkezli bir yapıya dönüştürdüğünü söyledi. Çelik, kamu kaynaklarının sistemli biçimde özel sağlık sermayesine aktarıldığını, devlet hastanelerinin işlevsizleştirildiğini vurguladı ve “Son 20 yılda özel sektör kamuya oranla 2 kattan fazla büyüyerek sektörün yaklaşık üçte ikiye yakınını kontrol eder hale gelmiştir. Özel sağlık sermayesi, doğrudan kamu destekleriyle beslenmektedir. 2023-2025 döneminde özel sektör için 830 teşvik belgesi düzenlenmiş, proje başına sabit sermaye tutarı ortalama 40-60 milyon TL seviyesine ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
“KOİ Modeli bütçeyi yutmuştur”
Şehir hastanelerinin Kamu Özel İş Birliği modeliyle “devletin kasasından para çıkmayacak” söylemiyle sunulduğunu ancak bugün bütçenin en büyük yüklerinden biri haline geldiğini söyleyen Çelik, Başlangıçta “2025 yılında öngörülen ödenek tutarı aşılarak şehir hastanelerine 111,1 milyar TL ödeme yapılmıştır. 2026 yılının sadece ilk dört ayında bütçeden 57,5 milyar TL çıkmıştır. Bu, 2026 yılında şehir hastanelerine her gün en az 479 milyon TL kullanım ve hizmet bedeli ödendiği anlamına gelmektedir. Başta Ankara olmak üzere, bu projeler, kent hafızasında yer tutan köklü kamu hastanelerini kapatarak veya atıl hale getirerek hem erişilebilir ve nitelikli hizmet sunumunu hem de bütçeyi adeta yutmuştur” ifadelerine yer verdi.
“Kamusal sağlık hakkı sermayeye rant kapısı olamaz”
Çelik, 2026 yılı Mart ve Nisan aylarında alınan Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla 43 ilde 126 sağlık taşınmazının satışa çıkarılmasının sağlıkta özelleştirmenin yeni aşaması olduğunu vurguladı. Çelik, “Kararlara göre toplam 43 ilde 126 sağlık taşınmazının 2028 yılı sonuna kadar satılması planlanmaktadır. Özelleştirilecek alanların 66’sı, şehir hastanelerinin bulunduğu 17 ilde yer almaktadır. Aktif hizmet veren devlet hastanelerinden verem savaş dispanserlerine kadar pek çok tesis bu listededir. Sağlık Bakanlığı; özelleştirme kapsamında Ankara’da Çankaya, Yenimahalle ve Kızılcahamam ilçelerinde aralarında hastane, ağız ve diş sağlığı polikliniği, apartman ve arsaların bulunduğu 10 taşınmazı satışa çıkarmıştır. Ankara, özelleştirme kapsamında ikinci sırada yer alan iller arasındadır” şeklinde konuştu.
Sağlık tesislerinin satışının değil, kamusal sağlık yatırımlarının güçlendirilmesinin zorunluluk olduğunu vurgulayan Çelik, “Şehir hastanelerine günlük 390 milyon TL ödenirken, Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin yalnızca yüzde 27,54’üne karşılık gelen 406 milyar 255 milyon TL koruyucu sağlık hizmetleri için ayrılmıştır. Bakanlık bütçesinden sağlık emekçilerine ödenecek maaş ve ücretlerle SGK devlet primi gideri ödemeleri çıkartıldıktan sonra, doğrudan koruyucu sağlık hizmetleri programı için kişi başına ayrılan yalnızca 2 bin 476,9 TL’dir” dedi ve toplum sağlığının piyasanın insafına bırakılamayacağını belirterek sağlık hakkının sermaye için kâr alanına dönüştürülmesine karşı mücadele çağrısı yaptı. (Evrensel)
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et