16.05.2026 11:19

Bodrum kıyılarında deniz çayırları alarmı: 22 yılda binlerce hektarlık kayıp yaşandı

Bilimsel çalışmalar, Bodrum kıyılarında son 22 yılda bin ila 2 bin hektar deniz çayırının yok olduğunu ortaya koydu. Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, kaybın başlıca nedeninin yapılaşma ve kirlilik olduğunu söyledi.

Bodrum kıyılarında deniz çayırları alarmı: 22 yılda binlerce hektarlık kayıp yaşandı

Görsel:Royal Society

Muğla — Akdeniz ekosistemi için hayati öneme sahip deniz çayırlarının (posidonia oceanica) geleceği risk altında. Yürütülen bilimsel çalışmalar neticesinde Bodrum Yarımadası kıyılarında ciddi boyutlarda deniz çayırı kaybı ortaya çıktı. Son 22 yılda bin ila 2 bin hektarlık alanda deniz çayırı kaybı yaşandı.

Veriler, kıyılardaki yapılaşmanın, çöplerin, atıkların ve bilinçsiz kullanımın korkutucu sonuçlarını ortaya koyuyor. "Project Posidonia" çerçevesinde çekilen dron görüntüleri, su altı gözlemleri ve analizler kıyı ekosisteminde yaratılan tahribatın geldiği boyuta dikkat çekiyor.

Özellikle deniz ekosistemindeki canlılar için hayati öneme sahip olan deniz çayırlarının korunması, aynı zamanda kıyılar ve buradaki habitat için de önemli.

Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, yürüttükleri çalışmaların ortaya koyduğu sonuçları, bunların nedenleri ve çözüm önerilerini Mezopotamya Ajansı'na (MA) değerlendirdi.

“Oksijen kaynağı çöle çevriliyor”

2023'te deniz çayırlarıyla alakalı Bodrum Yarımadası içerisinde Project Posidonia projesi başlattıklarını belirten Gökalp, "Burada çok ciddi bir yapılaşma var. Kentsel yapılaşma, turistik tesis yapılaşması var. Denizlerle alakalı ciddi bir şekilde limanlarla alakalı marina faaliyetleri var. Ve kıyılarda bir erozyon var. Yani ne yapılıyor, kooperatifler, tesisler, resort oteller yapılıyor. Ve kıyının düzeni bozuluyor. Bu yapılırken de Akdeniz’le alakalı en önemli canlı dediğimiz mercan resifleri kadar önemli olan bir canlı deniz cayırları, bin yıllık belki de 10 bin yıllık habitatlar etkileniyor. Bu etkilendikçe ne oluyor? Tabi ki siz, birçok şeyi ekosistem servisini, deniz çayırlarının alanını yitiriyorsunuz" dedi.

Fotoğraf: MA

Fotoğraf: MA

Deniz canlılarının üreme, beslenme ve barınak habitatı olan bu alanların oksijen sağlama kapasitesi olduğunu vurgulayan Gökalp, "Hem karmaşıktır, kökleriyle iç yapısıyla. İçerisinde partikülleri hapseder. Hem de atıklarımızı atıyoruz ya o atıkların içerisindeki virüsleri, bakterileri tutarak denize güzel ekosistem servisi sağlar. Siz şimdi bunu alıp götürdüğünüz zaman ne oluyor? Orada çöl şeklinde bırakıyorsunuz. Güzel kumsal dediğimiz alanlar aslında güzel kumsal olmuyor. Denizin o pırıl pırıl berraklığını almış oluyorsunuz. Bir taraftan da bereketini kaçırmış oluyorsunuz" diye belirtti.

“Denizin en canlı bölgesi”

2004'ten itibaren Bodrum Yarımadası içerisinde ne kadar deniz çayırı alanının kaybedildiğine bakmak istediklerini belirten Gökalp, bu tarihten itibaren görüş sahası içerisinde ilk 15 metrede, bu alanların en fazla hasar yaşadığı kısım olduğunu vurguladı. Teknelerin demirleme faaliyetleri, kirliliğin en çok bu alanı etkilediğini ifade eden Gökalp, en fazla canlının yaşadığı bu alanın, denizin en canlı bölgesi olduğunu söyledi.

“Kepçelerle almışlar”

Tarama yapılan alanda yaklaşık bin ila 2 bin hektar deniz çayırının kaybolmuş olduğunu tespit ettiklerini dile getiren Gökalp, şunları belirtti: "Bu negatif tarafı. Ama projeye ve analizlere baktığımız zaman 2 bin, 2 bin 500 hektarlık bir alan da şu anda halen var. Yani ilk 15 metre içerisinde yaşıyor. Havadan çekilmiş yüksek çözünürlüklü görüntülerde, analizlerimizde hangi bölümden ne kadar çayır alanının çekilmiş olduğunu görüyoruz. Yani ne demek bu? Kepçelerle gelmişler almışlar. Ne demek bu, demirle gelmişler almışlar. Çünkü alt tarafında deniz çayırları bir bariyer oluşturur. Bu bariyerler de aslında kıyıları korur."

Gökalp, deniz çayırlarını yok eden etkenleri şöyle sıraladı: "Kıyı yapılaşması, en önemli etken. Yani direkt alıyorsun, söküyorsun. Marina, mendirek, dalga kıran yapımı gibi veya tesis yapımı gibi denizin üzerinde yaptığınız platformlar, iskeleler, döktüğünüz taşlar, o koca koca kayalar, hepsi zaten üstünü kaplayarak yok ediyor. Bunun yanı sıra kirlilik çok önemli bir faktör. Çünkü bunlar güneş ışığıyla beraber fotosentez yapan deniz bitkileri. Siz şimdi görüşü azalttığınız zaman, kirliliği çok arttırdığınız zaman Marmara’daki gibi deniz çayırlarını yok ediyorsunuz. Bu deniz bitkisi, fotosentezle besleniyor. Çünkü güneş ışığına ihtiyacı var. Ancak ışığın ulaşabildiği yerlerde yaşam bulabiliyor. Bodrum’da kirli olan yerler var. Şehir atıklarının düzgün arıtılmadığı yerler var. Balık çiftliklerinin etkisi var. Bu kirlilik etki ediyor. Bir taraftan da teknelerin demirlemesi var. Hani koylara giriyorsunuz, deniz çayırlarının üzerine demir atıyorsanız o tekneler de büyükse, iriyse, 20 metre, 30 metre, 40 metre, onların çapaları da büyüyor. Haliyle gezdiği zaman, çekildiği zaman deniz çayırlarını kökünden söküyor."

“Kıyıları korumazsak Marmara’ya döneriz”

Hırvatistan, Yunanistan gibi ülkelerin denizini koruduğuna dikkat çeken Gökalp, Bodrum kıyılarının hoyratça kullanılmasına ne deniz çayırının ne de diğer canlıların dayanmasının mümkün olmadığını vurguladı. Bodrum'un plansız, düzensiz turizm ve yapılaşma nedeniyle 400 bin civarındaki nüfusunun yaz aylarında bir buçuk milyona ulaşmasının yarattığı ciddi etkiler olduğunu belirten Gökalp, "Güneyden Marmaris’ten, Antalya’dan, Bodrum’dan yazlık almaya başladılar. Ne yapacağız 2040’ta? Daha aşağıya mı ineceğiz? Daha aşağısı yok. O zaman bir şey yapmamız gerekiyor. Onun için de biz dedik ki; bu kıyıları korumamız gerekiyor. Bu kıyıları koruyabilmemiz için de deniz çayırları önemli. Çünkü bütün kıyılar boyunca 40 metre dantel gibi böyle etrafını sarmış vaziyette. Sana her şeyi sağlayan canlı bu. Sen bunu korudun, korudun. Korumazsan ne olur? İşte Marmara Denizi’ne doğru yavaş yavaş yelken açarız" dedi.

“Kapsamlı önlemler alınmalı”

Gökalp, geç olmadan alınması gereken koruma yöntemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizerek, alınacak tedbirlerin önemine dikkat çekti. Öncelikle kıyı alanlarını yönetme planlamasının yapılması gerektiğini kaydeden Gökalp, en az yüzde 50 oranındaki alanın koruma alanı ilan edilmesi gerektiğini vurguladı. Burada turizm faaliyetleri, balıkçılık faaliyetlerinin sınırlandırılması adımlarının atılması gerektiğini belirten Gökalp, ayrıca yapılaşmaya kesinlikle kapalı olması gerektiğinin altını çizdi.

Yine büyük resort otellerin ve eğlence yerlerinin yapılmaması gerektiğini dile getiren Gökalp, "Bin evlik kooperatif yapamazsın. Bir anda Marmaris’teki gibi bir alanı talan edemezsin. Koyu kapatamazsın. İnşaat yapamazsın. Orası tamamen vahşi yaşam alanları olacak ki, orada beslenen balıklar, öbür tarafa gitsin. Oranın suyu temiz olsun. Öbür alanda şehir atıklarının bir santimetreküpü bile, bir litresi bile karışmaması gerekiyor. Düzgün, etkin bir şekilde arıtma sistemleri yapmamız gerekiyor. Aynı zamanda tekneciliği de sorumlu, vicdanlı, düzgün uygulamalara çevirmemiz gerekiyor. Demir atmamak gerekiyor. Akıllı, ekolojik şamandıra sistemleri, yani altında beton olmayan, teknenin bağlanabileceği sadece zincirle aşağıya doğru giren ve tekne geldiğinde de koyda nizamlı bir şekilde durup, girdiği koyu etki etmeyecek şekilde olduğu sistemleri kurmamız gerekiyor. Aslında çok basit; balıkçılık, kıyı yapılanması, kirlilik, tekne demirlemesi; Her alan için uygularsak sonsuza kadar devam ederiz" diye belirtti.

“Anlayış değişimi olmalı”

Devletin normal koşullarda bu korumayı sağlaması ve belediyelerin de destek vermesi gerektiğini belirten Gökalp, bunların etkin olarak yapılamadığını söyledi. "Bunları düşünmedik, önemsemedik. Ama gördük ki, bunun bedelini ödüyoruz" diyen Gökalp, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne oluyor? Turizm düşüyor. Sene sene turizm düşüyor. Bu sadece yemekler pahalı olduğu için değil. Vahşi alanların, senin doğal alanların gittiği için de oluyor. Yani insanlar geldiği zaman o 80’lerdeki pırıl pırıl, masmavi denizleri bulamıyorlar. Bulabilecekleri yerlere gidiyorlar. Çok basit aslında bir denklem var. Uluslararası diğer STK’lerle, enstitülerle, üniversitelerle, kamu kuruluşlarıyla bizimkileri bir araya gelecek.”

Yürüttükleri proje kapsamında bölgeyi haritalandırdıklarını kaydeden Gökalp, bazı alanları koruma alanı önerisi olarak ilgili kurumlara sunmak istediklerini söyledi. Kıyıdaki 40 metreyi kapsayacak alanı taramak istediklerini aktaran Gökalp, ne kadarlık alanının korunmasının belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Bir taraftan da Green Rangers (Yeşil Deniz Koruyucuları) proje başlattıklarını dile getiren Gökalp, "Bu bir eğitim, bu bir kirlilik, bu bir deniz çayırı projesi. Aslında baktığınızda toplu bir proje. Biz burada vatandaşı, öğrencileri, kamu personelini, ilgili kim varsa, deniz paydaşlarını eğiterek, onları aslında birer gönüllü koruyucu yapmak istiyoruz. Aslında ne yapmak istiyoruz? Plastik mi var kıyılarda? Gökova kıyılarında plastik var. Su altında, marinalarda, koylarda, etrafta plastikler var, birikiyor. Bu plastiği öncelikle toplamak istiyoruz. Ağlar mı var? Balıkçılık malzemeleri mi kalıyor? Oltalar, ağlar, misinalar, kurşunlar, bunları toplamak istiyoruz. Ama bunları yaparken de bir anlayış getirmek istiyoruz. Gençler, çocuklar bunu toplamanın iyi bir şey olduğunu bilsinler. Topladıkları zaman kendileri için, devletleri için, ülkeleri için iyi bir şey yaptıklarını bilsinler ve bu anlayışla diğer arkadaşlarını da eğitsinler istiyoruz" diye konuştu.

“Üzerimize düşeni yapmazsak…”

Bu çalışmanın asıl hedefinin toplumun çevreye, kıyılara ve denize karşı daha duyarlı hale gelerek, temiz kullanımın yaygınlaşması olduğunu belirten Gökalp, bu noktada belediyenin, devletin ve vatandaşın ortaklaşmasıyla bunun mümkün olabileceğinin altını çizdi. Tespit edilen deniz çayırının yok olduğu alanlarda restorasyon çalışması yapmak istediklerini söyleyen Gökalp, deniz çayırının çok yaşlı bir bitki olduğunu, çok yavaş büyüdüğünü aktardı. Bu projeyle daha fazla insanı bir araya getirmeyi hedeflediklerini dile getiren Gökalp, çok daha fazla kitleye ulaşarak, bir anlayış değişikliğinin oluşmasını da hedeflediklerini belirtti.

Gökalp, devamla şunları kaydetti: "Çünkü vatan, bayrak sallayarak, beton dökerek, sevilmez. Vatan toprağını, denizini, gölünü, nehrini, akarsuyunu, yeraltı suyunu, hayvanını, kuşunu, kurdunu koruyarak sevilir. Vatan sevgisi aslında bulunduğun alanı sevmekle olacak bir şeydir. Onun için eğer bunları yapamazsak, bizim buradaki Türk vatandaşı veya Türkiyeli, ne derseniz, vatandaş olarak yaşam şeklimiz tehlikeye girecek. Zaten iklim değişikliğinin etkileri giriyor. Bizi Anadolu toprakları barındırmayacak. Göçler başlayacak, tehlikeler başlayacak. Yani bunu bir bilimci olarak, doğa bilimci olarak söylüyorum" dedi.

İnsanların günlük hayatında farklı farklı sıkıntıları olduğunu ancak bu konunun da önemli olduğuna dikkat çeken Gökalp, toplumsal farkındalığın ve birlikteliğin çözüm için olmazsa olmaz olduğunu vurguladı.

(MA)
16.05.2026 07:26

Trump, İran'da 'her şeyi iki günde yerle bir edebileceklerini' iddia etti

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ın direncini hafife almadığını, ancak isterse İran'ın altyapısını "iki günde yok edebileceklerini" iddia etti.

Trump, İran'da "her şeyi iki günde yerle bir edebileceklerini" iddia etti

Fotoğraf: AA

16.05.2026 00:15 / Güncelleme: 09:05

Uğur Tekstil işçilerinin sendika mücadelesinde AYM kararı: Sendika hakkı ihlal edildi

Uğur Tekstil'de sendikalaştıkları gerekçesiyle işten atılan işçiler için AYM, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle hak ihlali kararı verdi. Dosya Urfa'ya dönerken, avukatlar yeniden yargılamada emsal bir sendikal tazminat kararı bekliyor.

Uğur Tekstil işçilerinin sendika mücadelesinde AYM kararı: Sendika hakkı ihlal edildi

Fotoğraf: Mesut Baylav/Evrensel

16.05.2026 09:56

Balıkesir’de emeklilerden seyyanen zam çağrısı

Balıkesir’de emekli dernekleri ve sendikaları, seyyanen zam talebiyle AYM’ye başvurdu. Emekliler daha sonra yaptıkları eylemde maaşlara 20 bin lira zam ve bayram ikramiyelerinin asgari ücret düzeyine çıkarılmasını istedi.

Balıkesir’de emeklilerden seyyanen zam çağrısı

Fotoğraf: Evrensel

16.05.2026 00:09 / Güncelleme: 01:10

Trump-Şi görüşmesinin ardından: Hürmüz’de belirsizlik sürerken Avrupa hazırlık yapıyor

Trump ve Şi arasındaki en önemli görüş ayrılığı Hürmüz Boğazı ve Tayvan konusunda yaşandı. Öte yandan Avrupa devletlerinin Hürmüz'e gönderdiği savaş gemilerinin sayısı artıyor.

Trump-Şi görüşmesinin ardından: Hürmüz’de belirsizlik sürerken Avrupa hazırlık yapıyor

ABD Başkanı Donald Trump dün sabah Çin'den ayrıldı

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!