10.05.2026 00:17 / Güncelleme: 01:05

Küba halkı ‘teslimiyet’ sözcüğünü hiç öğrenmedi

Enerji kuşatması yüzünden karanlıkta kalsa bile Küba halkının bilincinde Fidel’in T-34’ten atladığı o görüntü canlı. Görünen o ki, onun yetiştirdiği kuşak ‘teslimiyet’ sözcüğünü çekimlemeyi hiç öğrenemedi. Bu yüzden o kelime bu mektupta yer almıyor.

Küba halkı ‘teslimiyet’ sözcüğünü hiç öğrenmedi

Jorge Elbaum

 İlgili makama,

 Bu ifade bir açık mektuba başlamak için iyi bir giriş olabilir. Kendini ‘demokrasinin kalesi’ ve ‘özgürlüğün modeli’ olarak dünyaya sunmakta direten bir ülke var. Bu ülkenin ısrarlı, neredeyse takıntılı hale gelmiş suçlarını bilmeyenlere, umursamayanlara ya da kınamayı reddedenlere yönelik bir mesaj bu. Mektubun başında kısa bir tarihçe yer almalı. Bu giriş, 6 Nisan 1960’ta dönemin Amerikan Devletleri Arası İlişkiler Müsteşarı Lester Mallory tarafından kaleme alınan gizli bir muhtırayla açılabilir. O belgede ‘Devrimin muazzam popülaritesinden’ söz ediliyor ve onu yenmenin tek yolunun “Ekonomik zorluklar dayatarak (...) açlığa ve umutsuzluğa sürüklemek, böylece hayal kırıklığı ve yılgınlık yaratmak” olduğu belirtiliyordu.

Bu tarihten birkaç ay sonra, ekim 1960’ta, Dwight Eisenhower yönetimi Mallory doktrinini uygulamaya koydu. Giderek sertleşen bu politika bugün de devam ediyor. Amaç Küba devrimci hükümetinin aynı yılın mayıs ayında çıkardığı toprak reformunu cezalandırmaktı. Köylülerin toprağa erişimi ve gıda güvenliği, özel mülkiyet tutkunlarının hiçbir zaman hoşuna gitmedi. Altı ay sonra, 17 Nisan 1961’de, Alabama Ulusal Muhafızlarına bağlı iki bin Kübalı ve ABD’li askerden oluşan 2506. Tugay, John Fitzgerald Kennedy’nin açık onayıyla Domuzlar Körfezi’ne çıktı. Çıkarma üç gün içinde devrimci milisler tarafından püskürtüldü; bu, ABD’nin Latin Amerika ve Karayipler’deki askeri anlamda tek yenilgisi olarak tarihe geçti. Fidel Castro’nun vatan savunmasına bizzat komuta etmek için bir Sovyet T-34 tankından atladığı o an, halkının tarih bilincine kazındı.

ABD’nin askeri fiyaskosu ve hayal kırıklığı

 

Pentagon ve CIA’nın planladığı bu askeri fiyasko ABD yönetimini derin bir hayal kırıklığına uğrattı. Her iki kurumun yetkilileri Kennedy’ye kesin bir zafer sözü vermişti. O günden beri Washington, Mallory’nin tavsiyelerini izleyerek baskıcı, keyfi, şiddet içeren ve hukuk dışı sayısız tedbirle bu hayal kırıklığını üzerinden atmaya çalışıyor.

Kennedy, 1961’de Havana ile ticari, turistik ve mali ilişkileri kısıtlamak için 1917 tarihli Düşmanla Ticaret Yasası’nı yürürlüğe koydu. 1977’de, bir başkana bir ülkeyi ‘olağan dışı ve sıra dışı tehdit’ olarak tanımlama yetkisi veren Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA) çıkarıldı ve bu tanım Küba için kullanıldı. 1982’de Küba, terörizmin devlet destekçileri listesine (SSOT) alındı. Aynı dönemde Washington, kongr’den gizli bir şekilde İran’a silah satıyor, elde ettiği geliri Nikaragua’daki ‘kontra’lara aktarıyor ve bu uğurda uyuşturucu kaçakçılığına göz yumuyordu. İrangate olarak bilinen bu skandal, ABD’de 80’li ve ’90’lı yıllarda aşırı dozdan 50 bin kişinin ölümüne yol açan crack [bir uyuşturucu] salgınının içerideki sebebiydi. Washington için teröristler daima başkasıdır.

1992’de abluka, Küba Demokrasi Yasası ile daha da ağırlaştırıldı. ‘Torricelli yasası’ olarak bilinen bu düzenleme, ekonomik ablukayı ağırlaştırmayı hedefliyordu. Kısıtlamalar, cruise gemilerinin[1] Küba limanlarına yanaşmasını engelliyor, ekonomisi için hayati önem taşıyan turizm dövizine erişimi kesiyordu. Küba limanlarına yolcu taşıyan gemiler, ABD’ye ya da Washington’un kontrolündeki üçüncü ülkelere giriş yasağıyla cezalandırılıyordu. 1996’da ise ‘Helms-Burton yasası’ olarak bilinen Küba Demokratik Dayanışma ve Özgürlük Yasası’yla yeni bir abluka halkası daha eklendi. Bu tedbirle finansal alışveriş daha da kısıtlandı; Küba hükümeti ithalatı yalnızca nakit dövizle ödemek zorunda bırakıldı.

29 Ocak 2025’te Trump, Küba’nın ABD’nin ve bölgenin güvenliğine yönelik sözde ‘olağanüstü ve sıra dışı tehdit’ karşısında ‘ulusal acil durum’ ilan eden bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Metinde Küba hükümeti ‘çok sayıda düşman ülkeyle’ aynı safta durmakla ‘ulusötesi terörist grupları’ barındırmakla ve Rusya ile Çin’in adada ‘sofistike askeri ve istihbarat unsurları’ konuşlandırmasına izin vermekle suçlanıyordu.

Ablukanın faturası 130 milyar dolar

 

Bu başkanlık kararına dayanarak Beyaz Saray, uluslararası hukuku hiçe sayan bir dizi yetkiyi kendinde görüyor: Enerji ticaretini kontrol etmek, petrol tankerlerinin deniz hukukundan doğan haklarını ihlal etmek, ikmal hatlarını askerileştirmek ve ada ülkesine petrol satan ülkelere gümrük tarifesi dayatmak. Bu önlemlerin yıkıcı bileşimi ciddi bir insani krize yol açtı. Elektrik şebekesindeki kesintiler, gıda kıtlığı, ilaç yetersizliği ([ABD] Ticaret Bakanlığının açık şantajı karşısında ilaç firmaları satış yapmayı reddediyor) ve buna bağlı olarak temel kamu hizmetlerinin giderek çökmesiyle kriz daha da derinleşiyor. 2018’de Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu (CEPAL), Küba ekonomisini boğan farklı tedbirlerin toplam maliyetini hesapladı: Abluka o tarihe kadar 130 milyar dolarlık bir fatura çıkarmıştı.

Trump bir yandan bu ada ülkesini sıkıştırmaya devam ederken, öte yandan kasımdaki ara seçimler öncesinde ses getirecek bir zafer kazanmak için umutsuzca jeopolitik inisiyatifi ele geçirmeye çalışıyor. Görevdeki on beş ayında onlarca ülkeye düzensiz gümrük tarifeleriyle ticari şantaj dayatmaya kalktı. Venezuela’da başaramadığı bir rejim değişikliği yaratmaya çalıştı. Görev başındaki bir devlet başkanı olan Nicolas Maduro’yu ve Meclis Üyesi Cilia Flores’i kaçırarak uluslararası hukukun tüm kurallarını çiğnedi. O olayda, 1959’dan beri üstlenilen Latin Amerika dayanışmasını savunmak için 32 Kübalı asker hayatını verdi.

Basra Körfezi’ndeki jeopolitik bataklık, Çin’i hizaya getirme girişiminin başarısızlığı ve Trump’ın kamuoyundaki imajının giderek zayıflaması... Tüm bunlar, kötü niyetli Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya biraz olsun görünürlük kazanma fırsatı veriyor. Rubio’nun konumu, Başkan Yardımcısı James Vance ile önemli uluslararası müzakerelerden sorumlu özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’in gölgesinde kalmış durumda.

Önümüzdeki 13 Ağustos Komutan Fidel Castro’nun doğumunun 100. yılı. Enerji kuşatması yüzünden karanlıkta kalsa bile Küba halkının bilincinde Fidel’in T-34’ten atladığı o görüntü yeniden canlanıyor. Görünen o ki, onun yetiştirdiği kuşak ‘teslimiyet’ sözcüğünü çekimlemeyi hiç öğrenemedi. Bu yüzden o kelime bu mektupta yer almıyor.

(Kaynak:
CubadebatePagina 12)


[1]Turist taşıyan büyük tur gemileri. Kruvaziyer de denir.

(Haber Merkezi)
09.05.2026 22:35 / Güncelleme: 10.05.2026 00:27

1962’den 2026’ya uzanan şampiyonluk tarihi: Galatasaray hangi yıllar şampiyon oldu?

Sarı-kırmızılı ekip, 2025-2026 sezonunu şampiyon tamamlayarak toplam 26. lig şampiyonluğuna ulaştı. İşte Galatasaray'ın yıllar içinde kazandığı lig şampiyonluklarının ayrıntılı dökümü…

1962’den 2026’ya uzanan şampiyonluk tarihi: Galatasaray hangi yıllar şampiyon oldu?
09.05.2026 18:51

AKP'li Başkandan Hak-İş Başkanına: 'Tefeciler, haram zıkkım olsun'

AKP'li Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Hizmet-İş’e 34 milyon TL’lik ana borcun ödendiğini, buna rağmen 67 milyon TL faiz talebiyle mahkemeye başvurulduğunu belirterek ağır eleştirilerde bulundu.

AKP'li Başkandan Hak-İş Başkanına: “Tefeciler, haram zıkkım olsun”

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)
09.05.2026 15:54

Amcor'da işverenin baskısı ile gidilen oylamadan 'greve evet' çıktı

Amcor fabrikasında yapılan grev oylamasında 166 işçi “greve evet” oyu kullandı. İşçiler, işverenin toplantılarla greve karşı baskı kurmaya çalıştığını ve sendikayı zayıflatma politikası izlendiğini söyledi.

Amcor'da işverenin baskısı ile gidilen oylamadan "greve evet" çıktı

Fotoğraf: Evrensel

10.05.2026 00:20 / Güncelleme: 00:23

İran savaşı ve Çin: Ekonomik çıkarlar, ara buluculuk ve ‘itidal’ diplomasisi

Çin, ABD-İsrail ittifakının İran’a saldırılarında Körfez’deki enerji çıkarlarını riske atmamak adına askeri taraf olmak yerine ‘zamanını bekleme’ stratejisiyle hareket edip küresel krizden ekonomik bir zaferle çıkmayı planlıyor. 

İran savaşı ve Çin: Ekonomik çıkarlar, ara buluculuk ve ‘itidal’ diplomasisi

Fotoğraf: Sou Jest/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!