Gülistan Doku, Halfeti Belediyesi operasyonu ve 7 yeni daire başkanlığı... Tek savcı dönemi
Gülistan Doku soruşturmasından Halfeti operasyonuna uzanan süreç ve Adalet Bakanlığında kurulan 7 yeni daire başkanlığı adımı hukukçulara göre savcılık faaliyetlerini merkezileştirerek tek bir yerde toplanmasına işaret ediyor.
Fotoğraf: ANKA
Dilan Temiz
[email protected]
İBB soruşturmasını yürüten ve davanın iddianamesini yazan eski başsavcı Akın Gürlek’in ismi, Adalet Bakanı olmasının ardından gündemden düşmüyor. Gülistan Doku soruşturmasında 6 yıl sonraki operasyonu 14 Nisan’da “Akın Gürlek’in ‘Güçlüye dokunulmuyor algısını yıkacağız’ sözünden sonra yargı harekete geçti” ifadeleriyle haberleştiren iktidara yakın medya organları, dün eski Halfeti kayyımı AKP’li Şeref Albayrak’ın gözaltına alınmasını da benzer şekilde haberleştirdi. Haberlerde Gürlek’in 21 Nisan’da yaptığı “AKP’li belediyelere operasyon yapılmamış olması, yapılmayacağı anlamına gelmiyor; savcılık, partilere göre hareket etmez” açıklaması hatırlatıldı.
Aziz İhsan Aktaş ve İBB davasının başlamasıyla birlikte CHP’li belediyelere yönelik operasyonların da hız kazanması, yargının güvenilirliğini iyiden iyiye tartışmaya açarken, toplumda bu operasyonların siyasi olduğuna yönelik kanaatin güçlendiği de kamuoyu araştırmalarına yansıdı.
Toplumun 5’te 4’ünün yargıya güvenmediğini işaret eden anket sonuçlarını sık sık dile getiren CHP Lideri Özgür Özel, Doku soruşturmasıyla ilgili Adalet Bakanlığından basına gönderilen bilgi notunda, “Akın Gürlek’in talimatıyla operasyonun başladığının” vurgulanmasının istendiğini geçtiğimiz günlerde açıklamıştı. Gürlek ise “Soruşturma kendiliğinden devam ediyor. Biz Bakanlık olarak müdahale edemeyiz, talimat veremeyiz” diyerek kendisini savunmuştu.
Ancak Halfeti operasyonu sonrası da iktidara yakın medya organlarının haberlerinde, “Gürlek’in ‘Savcı dosyanın kapağındaki isme değil, dosyanın içindeki delile bakar’ mesajı, operasyonla perçinlenmiş oldu” (Sabah) ve “Hani AK Partililere operasyon yapılmıyordu? Gürlek geçtiğimiz günlerde, ‘Suçlunun partisi olmaz’ mesajı vermişti” (Yeni Akit) ifadeleri yer aldı.
Gelişmeler, “6 yıldır karanlıkta bırakılan Doku dosyası neden şimdi tozlu raflardan indirildi” ve “2016-2019 yılları arasında kayyımlık ve 2019-2024 yılları arasında AKP’den Belediye Başkanlığı yapan Şeref Albayrak’ın yolsuzlukları defalarca yazılmasına ve DEM Partili vekiller tarafından dile getirilmesine rağmen, Sayıştayın bile raporlamamaması ve neden şimdi gözaltına alındı” sorularını gündeme getirdi.
Halfeti operasyonundan bir gün önce Akın Gürlek’in “Gülistan Doku soruşturması gibi toplum vicdanında derin iz bırakan faili meçhul olayların aydınlatılması için bu alanda kurumsal kapasitemizi güçlendiriyoruz” diyerek, bakanlık bünyesinde 7 yeni daire başkanlığı oluşturulduğunu duyurması da dikkat çekti. Bunlar; ‘Terör Suçları Daire Başkanlığı, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Daire Başkanlığı, Doğal Afet ve Kazalar Daire Başkanlığı, Örgütlü, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Daire Başkanlığı, Kamu Düzeni, Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Daire Başkanlığı, Adli Emanet Daire Başkanlığı’.
Tüm bu gelişmelerin yargı pratiği açısından ne anlama geldiğini hukukçulara sorduk. Eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu, durumu “Adalet Bakanlığını Türkiye Başsavcılığına çeviriyorlar ve savcılıklara müdahale eder tarzda birimler kuruyorlar” sözleriyle özetledi. Eski Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ise 12 Eylül pratiğine dikkat çekerek, “Gücü merkezde toplayarak adalet sağlayamazsınız” dedi.

İlhan Cihaner: Tercihlerin bağımsız ya da tarafsız olma ihtimali sıfır
Eski Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner kurulan daire başkanlıklarıyla birlikte, yargı bağımsızlığının epeyce gerileyeceğine dikkat çekti. Cihaner, “Böyle bir daire başkanlığı kurulduğunda buradaki tercihlerin bağımsız ya da tarafsız olma ihtimali sıfır. Onun yerine mevcut cumhuriyet savcıları ve yargı sistemi üzerindeki politik baskıları, ortadan kaldırırlarsa zaten o daireleri kurmakla amaçladıkları şey işleyecektir” dedi.
"Yargıyı iyice zapturapt altına alma perspektifi"
Cihaner, “Hayalleri olan Türkiye Başsavcılığının fiili olarak, yasal dayanağı olmadan harekete geçirilmesi ve olası bir zapturapt altına alma mücadelesi. Siz başsavcı vekilleri aracılığıyla tüm savcıları pasifize etmişsiniz. Onların onayı olmadan herhangi bir savcının harekete geçme şansı yok. İktidarın hoşuna gidenini ödüllendirip, gitmeyeni cezalandırıyorsunuz. Yargıyı iyice zapturapt altına alma, bir sopa gibi kullanma perspektifinin devamı. Bu yöntemle sanıldığı gibi faili meçhul cinayetlerde de bir başarı sağlaması mümkün değil. Tam tersi olacaktır. Böyle topluma mal olan dosyalar üzerinden gidiyoruz ama Sinan Ateş cinayetinin nasıl soruşturulduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.
"Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmelere diğer açıklamalarla bakmak lazım"
Özellikle Gülistan Doku soruşturmasına dikkat çeken Cihaner, “İktidara yakın medyada sanki Gülistan Doku cinayetinde meydana gelen gelişmeler bakanın kişiliğiyle ya da iş yapma tarzıyla alakalıymış gibi sunuldu, adeta bir kampanya yaptılar. Oysa biliyoruz ki o soruşturmadaki son gelişmeler bakan henüz o koltukta oturmadan önce başlamıştı. Tam da bu diğer açıklamalara da bu açıdan bakmak lazım, zamanlamaya bakmak lazım” dedi.
Cihaner, bugün bahsedilen gelişmelere ihtiyaç duyulmasında İstanbul Belediyesi başta olmak üzere CHP'li belediyelerle ilgili soruşturmalarla da ilgili olduğunu belirtti: “Bu kaba vahşi soruşturma yöntemler nedeniyle de bu merkezileştirilmek isteniyor. Orada toplumun önemli bir kesimini ikna edemediler bu suçların doğru soruşturulduğuna, tutuklananların tutuklamayı hak ettiklerine. Giderek bazılarının komplo olduğuna toplumun önemli bir kısmı inanıyor. Bu artık kontrol edilemez bir noktaya geldi. Kaldı ki Adalet Bakanının özellikle mal varlığıyla ilgili iddialar bile orta yerde duruyorken yani bu mekanizmayla yargıya güvenin artması mümkün değil. Türkiye'de bir cezasızlık pratiği haline gelmiş faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak bir sahiden başarının elde edilmesi mümkün değil.”
"Bir çeşit makyaj olduğunu görüyoruz"
Halfeti belediyesine yapılan operasyonun hemen öncesinde Akın Gürlek’in yaptığı açıklamayı hatırlatan Cihaner, “Bunun da bir çeşit makyaj olduğunu görüyoruz. Yakında test edeceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi el değiştirdikten sonra yapılan suç duyurularını o dosyaları açabiliyor musunuz? Ya da Cumhuriyet Halk Partili belediyelere uyguladığınız ‘örgüt’ kriterlerini, ‘suç’ kriterlerini AKP’li belediyelere uyguluyor musunuz? Bir kere buralarda çok net bir test çok kısa sürede zaten ortaya çıkacaktır” dedi.
Cihaner, bu operasyonun neredeyse birkaç önce ‘ima’ edilmesinin 12 Eylül yaklaşımı olduğunu söyledi. Cihaner, “Burada soruşturma makamı ile adalet bakanlığının doğrudan bilgisi olduğunu görüyoruz, bu doğru değil. Gücü merkezde toplayarak adalet sağlayamazsınız” dedi.
Fotoğraf: ANKA
Ömer Faruk Eminağaoğlu: Yargıyı yargıya bırakmıyorlar
Eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu ise Adalet Bakanlığında 7 ayrı daire başkanlığı kurulmasına dair, “Bu daire başkanlıkları hep savcılıkların görevlerine ilişkin. Adeta Adalet Bakanlığını Türkiye Başsavcılığına çeviriyorlar ve savcılıklara müdahale eder tarzda birimler kuruyorlar. Bu savcılıkları yönlendirme; faili meçhullerden tutun, her türlü suçlara ilişkin soruşturmaları istediği seyre sokabilme gibi her türlü risk ve tehlikeyi içerecek tarzda bir yapılanma. Adalet Bakanlığının 12 Eylül dönemlerinde bile girmediği bir şekil. Son derece sakıncalı ve tehlikeli” dedi.
Faili meçhul soruşturmalarda gerçekten sonuç alınabilecek mi?
Daire başkanlıklarının Akın Gürlek’in bakanlık görevine getirilmesiyle birlikte oluşturulmasının ne anlama geldiğine dikkat çeken Eminağaoğlu, “İstenen soruşturmaların istenen şekilde yürümesi gibi bir durum var. Örneğin faili meçhul olayına bakarsanız ya öyle kalacak ya da istediği şekilde sonuçlanacak” dedi.
“Bunlar Adalet Bakanlığının görevi değil” diyen Eminağaoğlu, “Yargıyı yargıya bırakmaları gerekirken, tam aksine yargıyı yargıya bırakmayacak tarzda bir yapılanma. Bu Türkiye Başsavcılığı fonksiyonuna fiilen Adalet Bakanlığı artı Türkiye Başsavcılığı gibi bakanlığın çift görev üstlenmesi” şeklinde konuştu.
"Ülkenin bütün her yerine yayma politikası"
Akın Gürlek’in mesleki faaliyetlerini hatırlatan Eminağaoğlu, “Yargıç ve savcıyken ne yapmış ve hukukun üstünlüğünü mü gözetmiş, yoksa aksi uygulamalar mı yapmış? Aksi uygulamalar, AKP döneminde Akın Gürlek’i daha daha yukarılara çıkarmış ve en üst basamak Adalet Bakanlığına getirmiş. O aksi uygulamaları burada ülkenin bütün her yerine yayma politikası bu. Kürsüde yargıç olarak ne yapmışsa, savcı olarak ne yapmışsa; şimdi onu bütün ülkeye yayarak uygulayacak. Yargı bırakın araç olmayı; yargı bir silah haline geldi, ileri karakol haline geldi. AKP de elbette buna ihtiyaç duyduğu için bu hale sokuldu” şeklinde konuştu.

Evrensel'i Takip Et