14.04.2026 00:40 / Güncelleme: 06:36

Temel Conta işçilerine tuvalet ambargosu

490 gündür grevde olan Temel Conta işçilerine yönelik baskılara bir yenisi daha eklendi: Tuvalet ambargosu...

Temel Conta işçilerine tuvalet ambargosu

Fotoğraf: Nuray Öztürk/Evrensel

Nuray Öztürk


Temel Conta işçileri, Petrol-İş Sendikasında örgütlendi, yetki aldı, yasal süreçler tamamlandı. Buna rağmen patron, bugüne kadar sendika ile bir kez bile görüşmedi. Neredeyse bir buçuk yıldır da grev sürüyor. 17-19 Ocak 2026 tarihlerinde fabrikanın makineleri, polis eşliğinde sökülerek Kemalpaşa’dan Torbalı Pancar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni üretim alanına taşındı. İşçiler ve sendika, üretimin taşınmasının açık bir grev kırma girişimi olduğunu belirterek direnişi yeni fabrikanın önüne taşımıştı. O tarihten bu yana Pancar Organize Sanayi Bölgesi’nde grevlerini sürdüren işçilerin en temel ihtiyaçları olan tuvalete erişimleri engellendi.

Grev Sözcüsü Sinem Kaya yaşadıkları durumu şu ifadelerle aktardı: “Pancar Organize Sanayi’ye taşındığımızdan beri tuvalet problemi yaşıyoruz. Sendikal mücadele içinde olduğumuz için hiçbir fabrika kapılarını açmıyor, tuvaletlerini kullanmamıza izin vermiyor. Organize sanayi içinde kamusal bir tuvalet de yok. Aracımız olmadığı için bir benzinliğe bile gidemiyoruz. Sonuçta biz insanız, bu da en temel ihtiyaç. Bunun için ilk başlarda ileride bir ağaçlık alan vardı, oraya gidiyorduk. Patron şikayet etti, Organize Sanayi Müdürlüğü bizi ‘kibarca’ uyardı. Sonra o alanı da tel örgülerle kapattılar.”

‘Utanması gereken biz değiliz’

Bu yasak sonrası kendi imkanlarıyla paletlerle kapatarak derme çatma bir tuvalet yaptıklarını ancak foseptik çukuru olmadığı için hijyenik de olmadığını aktaran Kaya “Böyle bir şeye maruz kalmak bizi gerçekten çok üzdü. Hiçbir kadının hatta insan olan kimsenin göğüsleyebileceği bir durum değil. İnsanlık onuruna aykırı. Hayvanlar bile atıklarını gizler, biz insanız bize reva görülen şey bu! Onurumuz zedeleniyor. Biz bunu hak edecek ne yaptık? İşçi de olsak, emekçi de olsak insanız. Bu muameleyi kabul etmiyoruz.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Tuvalet ihtiyacı olduğunda utana sıkıla gittiklerini, çıkınca kimsenin yüzüne bakamadıklarını söyleyen Kaya, yaşadıkları kırılmayı ise şöyle anlattı: “Sonra anladık utanması gereken biz değiliz. Bize bunu yaşatanlar utanmalı. O yüzden şimdi açıklama kararı aldık. Tek istediğimiz insani koşullarda çalışmak, insanca yaşamak. 2026 yılında grevdeyiz. ’80 öncesi grev koşullarından bile daha kötü koşullarda grevimizi sürdürüyoruz. En temel tuvalet ihtiyacımızı gidereceğimiz tuvalet bile bize çok görüldü bütün organize patronları tarafından. Utanmıyoruz artık; duyulsun, görülsün, herkes bilsin istiyoruz.”

‘Yerel yönetimler görmezden gelmesin’

Kaya, yerel yönetimlere başvurduklarını ancak çözüm üretilmediğini de belirterek, “Bir bakarız dendi ama çözüm yok. Küçücük bir mobil tuvalet bile yapılmadı. Bu çözülemeyecek bir şey değil. İşçi olduğumuz için mi çözülmüyor merak ediyoruz” dedi. İşçiler yerel yönetimlere “Görmezden gelmesinler. Bu en temel ihtiyaç ve biz insanız. Bu sorunu çözmek zorundalar!” diye seslendi.

‘Dayanışmaya ihtiyacımız var’

“Bizim bizden başka kimsemiz yok” diyen Temel Conta işçileri dayanışma çağrısı yaptı: “Grev kırıcılığı için açtığımız davayı kazandık ve bu dava bile işçi sınıfı için emsal karar olacak. Bu sadece Temel Conta işçilerinin grevi değil yani, işçi sınıfının grevi. Kazanırsak herkes kazanacak. Ama mücadele kolay verilmiyor. Dayanışmaya ihtiyacımız var.”


Patronlar süreci bilinçli uzatıyor

Temel Conta grevi, yalnızca bir işyerindeki hak mücadelesi olmaktan çıkarak patronların sendikalaşmaya ve ücret taleplerine karşı nasıl ortak bir hat izlediğini gösteren ama yalnızca bununla sınırlı olmayan çarpıcı bir örnek haline gelmiş durumda. Benzer tabloyu başka işyerlerinde görüyoruz:

  • Digel Tekstil’de insanlık dışı koşullara, şiddete, tacize, mobbinge düşük ücretlere karşı sendikalaştıkları için işten atılan işçiler davaları kazanıyor, sendika yetki almış durumda. Ancak patron sendikayı tanımıyor, toplu sözleşme görüşmelerine yanaşmıyor. Hem tazminatları hem cezaları ödemeyi göze alıyor.
  • KLS’de yine aynı tablo; işveren sendika ile masaya oturmuyor, süreç grev oylamasına ilerliyor.
  • Mahle’de ise patron, yeni sözleşme yerine “mevcut sözleşme devam etsin” dayatmasıyla sendikayı fiilen işlevsiz hale getirmek istiyor.

Bağıtlanan sözleşmelerin ise önemli bir kısmı enflasyonun altında kalırken, işini kaybetme korkusu işçiler üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor. Sendikal bürokrasinin “sesini çıkarma, işini koru” tutumu da işçilerin örgütlü mücadeleye olan güvenini zedeliyor, sendikalı olmak sorgulanır hale geliyor.

Temel Conta’da tuvalet meselesi tam da bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü bu durum, yalnızca bir hak ihlali değil; işçilere yönelik “tanımama” politikasının en çıplak hali. Mesele düşük ücretlere, kötü çalışma koşullarına karşı biriken öfke ve örgütlü mücadele eğilimini bastırmak, nihayetinde düzeni korumak olunca koca bir organize sanayi bölgesi bu konuda rahatlıkla birleşebiliyor.

Hukuk ise koruyucu değil, sermaye açısından tolere edici bir işlev görüyor. Mevcut yasal düzenlemelerde patronlara yönelik yaptırımların caydırıcılıktan uzak olması, grev kırıcılığına ilişkin öngörülen cezaların, işçilerin toplam ücretleriyle sınırlı kalması, tazminatların düşük olması, sermaye açısından göze alınabilir bir “maliyet”e dönüşüyor.

Baskı ve kuralsızlığın her alana hakim olması; işsizliğin ve yoksulluğun artışı; sendikal bürokrasinin tutumuyla birleştiğinde sömürü koşullarını derinleştirmenin önünde hiçbir engel kalmıyor. Fabrika içinde daha fazla üretim, daha fazla kâr için tuvaletlere rahatlıkla kilit takan patronlar, haliyle sendikalı çalışma için greve çıkan işçinin tuvalete dahi gitmesini engellemek için elinden geleni ardına koymuyor.

‘Sistemin ve tercihler bütününün aynası’

Bu yüzden burada mesele artık “utanma” meselesi değil. Çünkü utanma, bir sınırın varlığını kabul etmeyi gerektirir. Oysa kâr hırsının belirlediği bu düzende, o sınır çoktan ortadan kalkmış görünüyor. Temel Conta işçilerinin yaşadıkları bu nedenle yalnızca bir işyerinin değil; bir sistemin ve tercihler bütününün aynası… Çünkü bir yerde tuvalet bile çok görülüyorsa, orada tartışılan artık yalnızca ücret ya da sözleşme değil, işçinin insan olarak tanınıp tanınmadığıdır.

İşçilere, emekçilere, kadınlara düşen; bu tanımamazlık haline yol açan sermaye, iktidar, sendikal bürokrasi üçgenine karşı mücadeleyi büyütmek; bu tür saldırıların karşısında dayanışmayı yükseltmek, ve hakların ancak birlikte savunulduğunda kazanılabileceğini hatırlamaktır.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
14.04.2026 00:51 / Güncelleme: 01:21

Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi: Dönemin Tunceli Valisi'nin oğlu da gözaltına alındı

6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı. 7 ilde yapılan operasyonda 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi: Dönemin Tunceli Valisi'nin oğlu da gözaltına alındı

Fotoğraf: Evrensel

14.04.2026 00:33

Eğitim-İş'ten Milli Eğitim Akademileri tepkisi: Siyasi iktidarın kendi öğretmenini yetiştirme projesi

Eğitim-İş Genel Merkezi, Öğretmenlik Meslek Kanunu kapsamında kurulan Milli Eğitim Akademilerinin 13 Nisan 2026 itibarıyla 7 ilde 12 şube ile faaliyete başlamasına tepki gösterdi.

Eğitim-İş'ten Milli Eğitim Akademileri tepkisi: Siyasi iktidarın kendi öğretmenini yetiştirme projesi

Fotoğraf: ANKA

14.04.2026 00:08

Burak Yılmaz istifasını duyurdu: Fuat Göktaş'ı işaret etti, 'Beni her maçta doğradılar' dedi

Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz görevi bıraktığını duyurdu. Yılmaz, TFF 2. Başkan Vekili Fuat Göktaş'la "bahis" konusunda telefonlaştıklarını belirterek, "Yanlış konuştum. Bana yoklama çektiler. Ondan sonra beni her maçta doğradılar" dedi.

Burak Yılmaz istifasını duyurdu: Fuat Göktaş'ı işaret etti, 'Beni her maçta doğradılar' dedi

Fotoğraf: AA

14.04.2026 01:00

Almanya hükümetinden göz boyayan akaryakıt hamlesi

ABD-İsrail saldırıları sonrası tırmanan akaryakıt fiyatlarına karşı Alman hükümeti 1,6 milyar avroluk “rahatlama paketi” açıkladı. Vergi indirimi ve prim desteği öne çıkarken, düzenlemelerin kalıcı çözüm olup olmayacağı tartışma konusu.

Almanya hükümetinden göz boyayan akaryakıt hamlesi

Fotoğraf: Marek Studzinski/Unsplash

13.04.2026 20:38

Çin Komünist Partisinden CHP'ye ziyaret: Özgür Özel, Çin'e davet edildi

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin ve beraberindeki heyet, CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Görüşmede CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çin'e davet edildi.

Çin Komünist Partisinden CHP'ye ziyaret: Özgür Özel, Çin'e davet edildi

Fotoğraf: CHP

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!