Tuzla'daki işçiler: ‘1 Mayıs işçilerin gövde gösterisi yapması gereken bir gün’
Tuzla'da işçiler ile 1 Mayıs'a giderken iş yerlerinde, fabrikalardaki 1 Mayıs çalışmalarını konuştuk: "İşçilerin gövde gösterisi yapması gereken bir gün olmalı. İktidara mesaj verelim istiyorsak, 1 Mayıs’ta güçlü olmalıyız."
Fotoğraf: Evrensel
Eren Yüceboy
[email protected]
İşçilerin aktardıklarına göre iş yerlerinde, fabrikalarda, 1 Mayıs çalışmaları henüz hararet kazanmış ve söz konusu işletmelerin ana gündemi haline gelmiş değil. 1 Mayıs’ın yalnızca bir tatil günü olarak ele alındığı; o gün çalışmayacak olmanın rahatlığı ya da o gün de çalışarak alınacak ek mesai ücretinin 1 Mayıs’ı ele alış biçiminde temel belirleyicilerden olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte, henüz işçilerin ana eğilimini yansıtmasalar da kimi eğilimleri üç başlıkta toplamak tartışmaların seyrini görmeyi kolaylaştıracaktır.
Bunlardan ilki, Türk-İş’in açıklamış olduğu Edirne kararına yönelik eleştiriler. Tuzla’da Türk-İş’e bağlı Dok Gemi İş Sendikası’nın örgütlü olduğu bir depoda çalışan işçilerden biri, 1 Mayıs’ı Edirne’de kutlama kararına anlam veremediğini söylüyor: “Neden böyle bir karar aldılar, aklım almıyor. İstanbul gibi işçi sayısının bu kadar yüksek olduğu, ulaşım olarak başka illerden daha rahat gelinebilecek bir şehir varken; 1 Mayıs’ı Edirne’de kutlamak, daha zayıf geçeceği baştan belli olan bir kutlamanın kararını peşinen kabul etmek demek bana göre.”
‘1 Mayıs’ı işçilerden kaçırmak demektir’
Tuzla tersaneler bölgesinde çalışan bir başka işçi ise Edirne kararını “İşçi sınıfına düşmanlık” olarak yorumlayan işçi bu görüşünü şu şekilde gerekçelendiriyor: “Meseleye basitçe 1 Mayıs’a katılacak kişi sayısı olarak bakarsak bile İstanbul’da kutlamak en mantıklısı olur. İstanbul geçmişten bugüne hep işçi hareketinin merkezi olmuş bir yer, işçi sınıfının başkenti diyebileceğimiz bir yer. Böyle bir şehir dururken Edirne’de kutlama kararı 1 Mayıs’ı işçilerden kaçırmak demektir. ‘Edirne’de de kutlansın. Koca bir konfederasyonun gücü birçok şehirde kutlamaya yeter. Ama İstanbul olmasın diye başka şehirler aramak işçiye düşmanlık anlamına gelir.”
‘Tek tek fabrikalardan başlanarak örgütlenmeli’
Tartışmalarının bir diğer ayağını 1 Mayıs’ın olabilecek en yerel düzeyde ve yaygın kutlamaların ihtiyacını işaret eden tartışmalar oluşturuyor. 1 Mayıs’ın örgütlenme süreçlerinin tek tek fabrikalardan başlanarak ele alınması gerektiğini belirten bir metal işçisi, “Önce işçiye 1 Mayıs coşkusunun, öneminin anlatılması ve hatırlatılması gerekiyor. Çünkü, işçilerin önemli bir kısmı için 1 Mayıs sadece bir tatil gününden ibaret. Burada suçu işçilerde değil, sendikalarda aramak gerekiyor. Çünkü bu durumu büyük oranda onların 1 Mayıs’ı örgütleme şekilleri belirliyor. Sendikalar fabrikalara girmeden, işçilere 1 Mayıs’ın önemini anlatmadan, onlarda 1 Mayıs’a dair heyecan uyandıracak işler yapmadan; işçiler kendiliğinden 1 Mayıs coşkusuna sahip olamıyor” diyor. İşçilerin önemli bir kesiminin 1 Mayıs’ın ne olduğunu bile bilmediğini söyleyen işçi, bu durumun yaygın örgütlenecek kutlamalarla değiştirilebileceğini belirtiyor: “İşçi, 1 Mayıs’ın önemini bilmiyorsa, kalkıp da miting alanına gitmiyor zaten. Ama sendikaların her sanayi sitesinde, her OSB’de kutlama yapması gerekiyor. Şimdi düşünelim, servisiyle iş yerine giden bir işçi sanayinin girişinde camdan bir kutlama yapıldığını görse merak eder, ‘Bu insanlar niye toplanmış?’ diye düşünür. Ya da işçi 1 Mayıs’ı biliyordur, kutluyordur ama kutlamaları kendi çalıştığı yerde görmesi ona ekstra motivasyon olur.”
‘İşçilerin gövde gösterisi yapması gereken bir gün’
Tartışmalarının bir diğer başlığını İstanbul 1 Mayıs’ı oluşturuyor. Kitlesel ve güçlü bir 1 Mayıs’ın ihtiyacına işaret eden bir tersane işçisi 1 Mayıs’ı “İşçilerin gövde gösterisi yapması gereken bir gün olmalı. Bugünün yaratacağı imkanlardan faydalanmak gerekiyor. Ekonominin bu kadar kötü olduğu bir dönemde, insanlar sofrasına bir ekmek koymakta bile zorlanıyorken; yaşadığı bu sorunlara en yüksek sesle cevap verebilmek ister. Sesin yüksek çıkması da 1 Mayıs’ın coşkusuna, kalabalığına bağlı.”
Bir başka işçi de “Biz iktidara mesaj verelim istiyorsak, 1 Mayıs’ta güçlü olacağız ki o mesajı verebilelim. Benim daha önce katıldığım 1 Mayıs’lar oldu. Kalabalık, güçlü geçmişse; o katılan işçiyi daha da motive ediyor. Ama sayı azsa, bu hayal kırıklığına yol açıyor. Bu sene de dilerim coşkuyla kutlanır 1 Mayıs.”
Tartışmaların mevcut hali güçlü ve yaygın bir 1 Mayıs’ın ihtiyacına işaret ediyor. Ancak bu ihtiyacın karşılık bulabilmesi için bunu talep eden işçilerin tartışmalara daha ilerden dahil olmasını gerekli kılıyor. Kendi iş yerinde sözünü söylemek, arkadaşını da yanına çağırıp o söze ortak etmek, tartışmayı büyütmek, tartışmanın parçası olmayanlar varsa bile onları da tartışmanın içine çekmeye kafa yormak… Kısacası, 1 Mayıs’ı “beklenen” bir gün olmaktan çıkararak bugünden başlayarak “inşa edilen” bir güne dönüştürmek. Bu irade açığa çıkabildiği oranda, 1 Mayıs’ın gücü de yaygınlığı da artacaktır.
Evrensel'i Takip Et