Halepçe Katliamı’nın üzerinden 38 yıl geçti | Tanık Kalswme Huseyn: O gün hiç bitmedi
16 Mart 1988’de Halepçe’de düzenlenen kimyasal saldırıda binlerce kişi yaşamını yitirdi. Katliama 14 yaşında tanıklık eden Kalswme Huseyn, yaşananların hafızasından hiç silinmediğini söyledi.
Fotoğraf: MA
Van — Halepçe’de 16 Mart 1988’de yaşanan kimyasal saldırının üzerinden 38 yıl geçti. Irak Baas rejiminin sivillere yönelik gerçekleştirdiği saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce kişi yaşamını yitirirken, hayatta kalanlar ise o günün izlerini hâlâ taşıyor. Şu an 52 yaşında, katliama 14 yaşında olan Kalswme Huseyn, aradan geçen yıllara rağmen yaşadıklarının hafızasından silinmediğini söylüyor.
Kalswme Huseyn, yaşanan katliamı "O gün hiç bitmedi" sözleriyle anlatıyor. Aşiretinden, akrabalarından, ailesinden, tanıdıklarından yüzlerce kişiyi kaybeden Kalswme Huseyn, bugün hala Halepçe'de yaşıyor. Kalswme Huseyn, en küçük bir seste irkildiğini, bazen uyuyamadığını ve bütün vücudunun titrediğini söylüyor.
Katliama 14 yaşında tanıklık
Halepçe katliamı yaşandığında daha çocuk olduğunu belirten Kalswme Huseyn, "Halepçe Katliamı olduğunda ben 14 yaşındaydım. Annem ve ağabeyimle birlikteydim. Katliamda teyzem ve onun çocukları hayatını kaybetti. Ayrıca ailemden 5 kişi daha yaşamını yitirdi. Katliamdan önce her gün İran tarafından top atışları oluyordu. O gece Beraat gecesiydi. Top atışlarının artması üzerine annem kalkıp ağabeyimin evine gitti ve onu uykudan kaldırdı. Annem ağabeyime, 'Uyan, Halepçe'nin dört tarafı bombalanıyor, bu nedir?' dedi. Ağabeyim de anneme, 'İran saldırıyor' dedi. Biz de kalkıp bir caminin bodrumuna gittik. Orada saklandık. O zamanlar bahar mevsimiydi; her yer çiçeklerle süslenmişti. Halepçe çok güzel bir manzaraya sahipti. Ama daha sonra her yer toza dumana büründü. O görüntü hâlâ hafızamda" ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: MA
“Sabah herkes feryat ediyordu”
Katliam günlerinde yaşadıklarını anlatan Kalswme Huseyn, sabah saatlerinde Halepçe'den çıktıklarını ve dağlık bir bölgeye ulaştıklarını söyledi. Orada birçok insanın toplanıp saklandığını belirten Kalswme, "Sabah saatlerinde dağlık bir yere ulaştık. Orada herkesin toplandığını, oturup saklandığını gördük. Sabah olmuştu ve herkes birlikte feryat ediyordu. Kimyasal gazdan korunmak için yüzlerimizi kapatmıştık. Kalın kıyafetleri üst üste giymiştik. Çocukların yüzleri de kapatılmıştı; anneler onları kollarının altına alıp saklıyordu" dedi.
“Gökten mavi yağmur yağıyordu”
Üç gün boyunca aralıksız yağmur yağdığını söyleyen Kalswme Huseyn, "Üç gün boyunca aralıksız yağmur yağdı. Biz henüz umutsuzluk içinde değildik, ama yaşlılar 'Mavi yağmur geliyor' diyordu. Onların yaşı büyüktü ve bunun normal bir yağmur olmadığını anlıyorlardı; sanki bir haber gibiydi. Onlar biliyordu ki Irak, bir yere saldırdığında yağmur yağardı. Ama diğer insanlar bunu pek bilmiyordu. Başımıza geleceklerden kimsenin haberi yoktu" diye konuştu.
Şirvan köyüne yaklaştıklarında Irak ordusunun top atışı yaptığını gördüklerini söyleyen Kalswme Huseyn, "Irak askerleri ilerleyemiyordu, bu yüzden kimse şehre giremesin diye her taraftan bombardıman yapıyorlardı. Irak, Halepçe'yi kaybettiğini anlamıştı ve orayı tamamen yok etmek istiyordu. Sabah Hewraman tarafına gitmek için hazırlık yaptık. Ancak tam o sırada uçakların tekrar geldiğini gördük. Tam o anda uçaklar tekrar geldi ve bombardıman başladı. O an ve o yaralar bugün bile kalbimde ilk günkü gibi duruyor" diye belirtti.
“Çocuklar korkudan ağlıyordu”
Bombardıman sırasında yaşanan korkuyu anlatan Kalswme Huseyn, "Bombaları gördükten sonra aileler çocukların etrafında toplandı. Kalbimize büyük bir korku düşmüştü. Her yer sarsılıyordu. İnsanlar kendilerini kurtarmak için bir taraflara kaçıyorlardı. Artık Halepçe'ye gidemezdik ve bu yüzden bizim için en güvenli yer dağlar olmuştu. Biz de yönümüzü dağlara verdik. Zorlu kaçış sırasında uçakların sürekli tepelerinde dolaştığını ifade eden Kalswme, "Her an uçaklar tepemizdeydi, sesleri hiç kesilmiyordu. Çocuklar korkudan ağlıyordu ve artık yürüyemiyorlardı. O kaos ve yağmur içinde durum gittikçe kötüleşiyordu. Ama yine de bombalardan kurtulmaya çalışıyorduk" şeklinde konuştu.
Halepçe'ye dönüş
Halepçe'ye döndükten sonra yaşananları anlatan Kalswme Huseyn, "1991 yılında tekrar Halepçe'ye döndük. Fakat döndükten sonra da birçok kişi hayatını kaybetti. Çünkü her yer kimyasal maddelerle kirlenmişti. İnsanlar kendi topraklarına ve bahçelerine gidiyordu, ama toprağın zehirli olduğunu bilmiyorlardı. Bu yüzden çok sayıda kişi öldü" dedi.
“Belgeler yok edildi”
Böylesine büyük bir katliamdan sonra bile Halepçe'nin korunmadığını savunan Kalswme Huseyn, devletin bugün bile Halepçe'ye karşı samimi davranmadığını söyledi. Kalswme Huseyn, "BAAS güçlerinin kimyasal silah kullandığını gösteren birçok belge yok edildi. Pek çok belge kayboldu. Bu yüzden BAAS Partisi yargılanmadı. Halepçe için ciddi bir hizmet de yapılmadı. İnsan ne yaparsa yapsın, bu kadar büyük bir felaket unutulmaz. Halepçelilerin kalbi hala acıyor" ifadelerini kullandı.
Halepçe'den sonra saldırıların devam ettiğini belirten Kalswme Huseyn, şöyle devam etti: "Bazen insan 'Keşke sadece Halepçe olsaydı' diyor. Ama ne yazık ki Halepçe'den sonra da Kürt halkı 9 gün boyunca bombardıman altında kaldı. Kürdistan'ın dört bir yanında bombardıman ve kimyasal saldırılar devam etti. Halepçe büyük bir soykırımın başlangıcı oldu. Bugün Halepçe üzerinde başka bir tehlike daha var. Artık sadece askeri düşmanlık değil, okullar aracılığıyla da bir etki oluşturuluyor. Türkiye devleti Halepçe'de okullar açıyor. Sormak gerekir, Türkiye hükümeti neden Halepçe'de okul açıyor? Bugün Halepçe'nin çocukları Türkçe konuşuyor. Halepçe Kürtlerin kimliğidir; bizim direnişimizin sembolüdür. Kürtler kendi kimliklerine sahip çıkmalı ve bu tarihî yaranın başka kültürlerin etkisi altında kaybolmasına izin vermemelidir."
"Halepçe Katliamı unutulmamalıdır"
Katliamın uzun süre "Irak'ta oldu" şeklinde anlatıldığını belirten Kalswme Huseyn, "Bu katliam olduğunda 'Irak'ta oldu' dediler. Oysa burası Kürdistan'dı ve katledilen insanlar da Kürt'tü. Artık Kürtleri inkar edemezler. Kürtler her yerde var" diye belirtti.
Halepçe Katliamının bir soykırım olarak tanındığını hatırlatan Kalswme Huseyn, buna rağmen bugüne kadar Halepçe halkı ve kurbanlar için ciddi adımlar atılmadığını söyledi. Kalswme, "Evet, Halepçe Katliamı bir soykırım olarak tanındı, fakat bugüne kadar Halepçe halkı ve kurbanlar için ciddi bir şey yapılmadı. Halepçe Katliamı unutulmamalıdır. Enfal'i ve Halepçe gibi katliamları unutmamalıyız" diye konuştu.
Benzer şekilde Afrin, Rojava ve Serdeşt'in de unutulmaması gerektiğini belirten Kalswme Huseyn, mücadelenin büyütülmesi gerektiğini söyledi. Kalswme Huseyn, "Aynı şekilde Afrin’i, Rojava'yı ve Serdeşt'i de unutmamalıyız. Bu bilinçle mücadelemizi büyütmemiz gerekiyor. Verdiğimiz her mücadeleyle uluslararası güçleri de utandırmalıyız; neden uluslararası alanda görünmediğimizi sorgulamalıyız. Bir olmalı ve var olma mücadelemizi büyütmeliyiz" dedi.
“Savaş uçakları hâlâ tepemizde”
Halepçe'nin İran sınırında bulunduğunu belirten Kalswme Huseyn, bugün de bölgenin benzer tehditlerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Kalswme Huseyn, "Bugün de yine aynı tür bir tehditle karşı karşıyayız. Çünkü her gün Amerikan, İsrail ve İran savaş uçakları gökyüzünde uçuyor. Bu uçakların sesi halk üzerinde çok kötü bir etki bırakıyor. Sadece benim ailemden 150 kişi hayatını kaybetti. Hâlâ bir ses duyduğumda irkiliyorum. Böyle bir ses geldiğinde bütün vücudum titriyor. Bu benim elimde değil. Bu korku hala geçmedi" diye ekledi.
(MA)
Evrensel'i Takip Et