01.02.2026 22:14

Depremin üçüncü yılında Kadıköy’de adalet eylemi: 'Bu kader değil, cezasızlık'

6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden aileler, depremin üçüncü yılında Kadıköy Rıhtım'da bir araya geldi. Anmada aileler, kayıplarını, enkaz başında yaşadıklarını ve üç yıldır süren adalet mücadelesini anlattı.

Depremin üçüncü yılında Kadıköy’de adalet eylemi: “Bu kader değil, cezasızlık”

Fotoğraf: Evrensel

Eylem Nazlıer
[email protected]


6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden yurttaşların kurduğu Adalet Peşinde Aileler Platformu üyeleri ile çok sayıda depremzede, depremin üçüncü yılında Kadıköy Rıhtım'da anma töreni düzenledi. Soğuk hava ve yağan yağmura rağmen alanda toplanan onlarca kişi,"Cinayetin affı olmaz", "Unutmak yok, affetmek yok", "Deprem değil ihmal öldürür", "Hayatta kalanlar geride kalanlarla eksik kaldı", "Öfkemiz acımız kadar büyük" yazılı dövizler taşıdı. Aileler, yaşamını yitiren yakınlarının fotoğraflarını ve karanfilleri ellerinde tuttu. Anmaya siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Aileler, yağmurdan korunmak için anma alanına branda kurulmasına polis tarafından izin verilmemesine tepki gösterdi. Depremde yaşanan ihmal ve gecikmelerin bugün yapılan anmada da sürdüğünü ifade eden aileler, bu tutumun kendileri için sembolik bir anlam taşıdığını vurguladı.

'Üç yıldır mahkeme salonlarında adalet arıyoruz'

Anmada konuşan Adalet Peşinde Aileler Platformu Sözcüsü Döne Kaya, depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını söyledi. Bu yıl anmayı özellikle deprem bölgesi dışında yapmayı tercih ettiklerini belirten Kaya, bölgede travmanın hâlâ ilk günkü gibi sürdüğünü dile getirdi.

"Depremden iki-üç ay sonra bu platformu kurduk. Yasımızı bir kenara koyduk ve üç yıldır mahkeme salonlarında adalet arıyoruz. Üç yıl geçti ama istediğimiz adalet hâlâ gelmedi. Bu bizi umutsuzluğa sürüklüyor ama yılmıyoruz. Çünkü biliyoruz ki mücadelenin kendisi adalet olacak" dedi.

Resmî rakamlara göre en az 53 bin kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kaya, gerçek kaybın bunun çok üzerinde olduğunu belirterek, "Bu kayıpların hesabı sorulmadan onurlu anmalar yapamayız" diye konuştu. Kaya, 6 Şubat'ın yalnızca yıldönümlerinde hatırlanmasına da tepki gösterdi.

Yargılamalarda sanık sandalyesine yalnızca müteahhitlerin oturtulmasını eleştiren Kaya, depremin öngörülebilir olduğuna dikkat çekti:

"Bu deprem kader değildi, asrın felaketi hiç değildi. AFAD'ın, bakanlıkların ve uzmanların raporlarında bu bölgede büyük bir deprem beklendiği açıkça yazıyordu. Buna rağmen önlem alınmadı. Sorumluluk sadece müteahhitlerde değil; yapı denetiminden belediyelere, imar izinlerini verenlerden bakanlıklara kadar herkes bu tablonun parçasıdır."

Kendi kaybını da anlatan Döne Kaya, annesini, kardeşlerini ve dokuz aylık yeğenini depremde yitirdiğini söyledi:

"Üç yıldır öfkem dinmedi. Bugün burada, en basit bir anmada bile yağmurdan korunamıyoruz. 6 Şubat'ta sevdiklerimiz enkaz altındayken devletin gelmesini bekledik, günlerce kimse yoktu. Bugün yaşadıklarımız, o günlerin devamı gibi."

'Kamu görevlileri yargı önünde değil'

Platform avukatlarından Seher Eriş, üç yıldır süren yargı süreçlerinde ciddi hukuki sorunlar yaşandığını belirtti. Sorumluluk zincirinin hâlâ ortaya çıkarılmadığını söyleyen Eriş, şunları dile getirdi:

"Öngörülebilir risklere rağmen tedbir alınmadığı için binlerce insan hayatını kaybetti. Buna rağmen kamu görevlileri hakkında soruşturma izinleri hâlâ verilmedi. Üç yıl geçti ama birçok dosyada yargılama bile başlayamadı. Geciken adalet, adalet değildir."

İmar barışı uygulamalarıyla ruhsat verilmemesi gereken yapıların yasallaştırıldığını hatırlatan Eriş, yargılamalarda 'olası kast' yerine 'taksir' suçlamalarının tercih edilmesini de eleştirdi. Ailelerin talebinin intikam değil, gerçek adalet olduğunu vurguladı.

'Adalet kaybettiklerimize verdiğimiz sözdür'

Anmada ortak açıklamayı Avukat Eren Can okudu. Açıklamada, adalet talebinin kaybedilenlere verilen bir söz olduğu vurgulandı.

"Üç sene sonra yine buradayız. Kaybettiklerimize bir borcumuz, bir sözümüz var. Adaleti talep etme nedenimiz, kaybettiklerimize verdiğimiz bu sözdür" diyen Can, kelimelerin yetersiz kaldığı bir acının içinde olunduğunu ifade etti.

Yan yana durmanın ve birbirinin yasına omuz vermenin bu acının tek başına taşınmadığını hatırlattığını belirten Can, "Bugün buraya bıraktığımız karanfillerle sonsuzluğa uğurladığımız sevdiklerimizi, nefes aldığımız her an hasretle hatırlayacağız" dedi.

Açıklamada yaşananların "kader" olarak tanımlanmasına da tepki gösterilerek, "Bu suça kader denildi, görmezden gelindi. Bizler kader denilerek dayatılan bu kötülüğe mahkûm olmayacağız" ifadeleri kullanıldı. Açıklama, "Vazgeçmek yok, unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok. Sözümüz sözdür. Bugün de, yarın da" sözleriyle sona erdi.

'Benim annemin, babamın mezarı yok'

Ortak açıklamaların ardından söz alan depremzedeler, yaşadıkları kayıpları ve deprem sonrası karşılaştıkları tabloyu anlattı. Anne ve babasını depremde kaybeden Yiğit Göktuğ Torun, üç yıldır süren mücadelenin yalnızca adalet değil, aynı zamanda var olma mücadelesi olduğunu söyledi:

"6 Şubat'ta annemi ve babamı kaybettim. Kuzenimi ve birçok sevdiğimi de kaybettim. Bugün insanlar mezar başlarında anma yapıyor. Benim ise bir mezarım bile yok. Annemin, babamın bir mezarı yok. Çünkü resmî olarak bile ölü sayılmadılar. Ölüm belgesi alabilmek için bir yıl beklemem gerekti, dosyalar 'gayıplık olarak işlendi." Torun, yalnızca kendisinin değil onlarca insanın benzer bir süreçten geçtiğini vurguladı:

"Hatay'da, Adıyaman'da, Maraş'ta binlerce insan aynı durumda. Bu süreçte sayısız bürokratik engelle karşılaştık. Hâlâ uğraşıyoruz. Mezarımız yokken bile adalet arıyoruz. Maddi, manevi çok yorulduk. Üç yıldır mahkeme salonlarında acımızı anlatıyoruz ama anlatmaya devam ediyoruz.  Çünkü şu an yaşadığımız yer bile bir deprem bölgesi. İstanbul'dayız. Depremden kaçış yok. Belki adalet gelir, belki insanlar utanır ve bu acılar bir daha yaşanmaz diye mücadele ediyoruz."

'Bu kader değil planlanmış kasten işlenmiş cinayet'

Grand İssias Otel'de oğlunu kaybeden Ali Ekber Tan, konuşmasında sorumlulara ve cezasızlığa dikkat çekti. Tan, 6 Şubat gecesini Cumhuriyet tarihinin en karanlık gecelerinden biri olarak tanımladı:

"6 Şubat gecesi, bu ülke tarihinin en karanlık gecelerinden birini yaşadık. O gece 53 binden fazla insanı betonun altında bıraktık. Bunun sorumluları var. Asıl soru şu: Bu sorumlulardan nasıl hesap sorulacak?"

Bu sorunun yalnızca depremzedelerin değil, tüm toplumun sorusu olduğunu belirten Tan, yargı süreçlerindeki sessizliğe tepki gösterdi:"Mahkeme salonlarında bir sessizlik var. Hâkimler suskun. Yukarıdan gelecek bir talimatı bekler gibiler. Oysa 53 bin insan öldü. Bu bir sayı değil. Bir istatistik hiç değil. Her biri bir hayat, bir aile, bir gelecek."

Tan, "Lütfen bunu kader olarak görmeyin. Bunun bir adı var ve bu literatüre girmeli. Bu; bilerek, isteyerek, kasten işlenmiş bir cinayettir. 2021 raporları ortada. Siyaset biliyordu, iktidar biliyordu, herkes biliyordu. Bu depremin olacağını ve insanların öleceğini biliyorlardı."

'Acımı yaşamadım'

Adıyaman'da Akgül Apartmanı'nda eşini ve iki çocuğunu kaybeden Selman Demirci, enkaz başında yaşadıklarını ayrıntılarıyla anlattı. Demirci, depremin ardından yaşanan yalnızlığı ve çaresizliği şu sözlerle aktardı:

"Depremden yaklaşık 24 saat sonra enkazın başına ulaşabildim. Camları, demirleri aşarak enkaza girdiğimde dördüncü gündü. O an gözyaşlarımı bile dökemedim. Çünkü orada kimse yoktu. Sadece arkadaşlar vardı, dışarıdan gelen insanlar vardı." Binada 15 kişinin yaşamını yitirdiğini belirten Demirci, kendi acısını yaşayamadan mücadele etmek zorunda kaldığını söyledi:

"O binadaki bütün canlar çıkarılana kadar kendimi mücadelenin ortasında buldum. Kendi acımı yaşayamadım. Cenazelerim çıkarıldığında bu kez mezar yeri, cenaze aracı, kepçe arıyordum. Su yoktu, elektrik yoktu, yiyecek yoktu. Yardımlar vardı ama ulaşması gereken yerlere ulaşmıyordu."

Demirci, güçlü görünmek zorunda bırakıldığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bana 'çok güçlüsün' dediler. Ama ben güçlü değildim. Hâlâ içimde atamadığım bir çığlık var. O çığlığı hâlâ atamadım. Güçlü görünmek zorundaydım çünkü başka çarem yoktu. Ama içimde hâlâ kırık, hâlâ eksik bir yan var."

Demirci, deprem davalarına dair umutlarının zamanla yerini hayal kırıklığına bıraktığını belirterek, yaşananların bir sistem sorunu olduğunu söyledi:

"Deprem davalarında adalet bulacağımızı sandık. Ama gördük ki ortada büyük bir ahlak sorunu var. En tepeden en alta kadar çökmüş bir sistemle karşı karşıyayız. Biz bu ahlaksızlığın içinde, sevdiklerini kaybetmiş insanlar olarak adalet arıyoruz. Bu mücadele sadece bizim için değil; bir daha kimse ölmesin diye."

'Bu deprem Allah'tan gelmedi'

Yakınlarını kaybeden Kıymet Yüksel ise yaşadığı öfkeyi ve adaletsizlik duygusunu şu sözlerle dile getirdi:

"33 yıllık binadan sağ çıktım. Yavrum beş yıllık binadan çıkmadı. Nasıl olur bu? Ben kadere inanıyorum ama bu deprem Allah'tan gelmedi. Onlar altınlarını kurtarmaya çalıştı, biz 13 gün evlatlarımızın taşların altında kalmasını izledik. Ben adalet göremiyorum."

Anma, karanfillerin denize bırakılması ve deprem davalarında dayanışmanın büyütülmesi çağrısıyla sona erdi. Aileler, adalet sağlanana kadar susmayacaklarını ve mücadeleyi büyüteceklerini yineledi.

 

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
01.02.2026 17:12

'Mustafa Suphi'nin Toplu Yazıları' 105 yıl sonra okurla buluştu

TÜSTAV, Türkiye Komünist Fırkası yöneticileri ve Mustafa Suphi'nin katledilmesinden 105 yıl sonra, "Mustafa Suphi Toplu Yazıları" nı yayıma hazırlayan araştırmacı-yazar Hamit Erdem, okurlarla buluştu. 

"Mustafa Suphi'nin Toplu Yazıları" 105 yıl sonra okurla buluştu

Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel

01.02.2026 16:17

Özilhan’ın villası önünde gözaltına alınan Migros depo işçileri serbest bırakıldı

Migros depolarında çalışan ve taleplerini Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünde dile getiren yaklaşık 100 işçi, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Özilhan’ın villası önünde gözaltına alınan Migros depo işçileri serbest bırakıldı

Fotoğraf: DGD-SEN

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)
01.02.2026 05:15

Sosyal medya yasakları Avrupa'ya geliyor: Çocuklara değil, hükümetlere koruma!

Avrupa Gündemi’nde bu hafta: Fransa’da çocuklara sosyal medya yasağının ardında hükümetin kolektif kontrol hedefi var. Almanya’da yarı zamanlı çalışanların sosyal hakları kesilmek isteniyor. İngiltere’de ise İşçi Partisi içinde güç mücadelesi sürüyor

Sosyal medya yasakları Avrupa'ya geliyor: Çocuklara değil, hükümetlere koruma!

Fotoğraf: Julian/Unsplash

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!