Öcalan’ın 27 Şubat’taki ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın yıl dönümü: ‘Meyveler’ beklenirken güvensizlik derinleşti
Silah bırakma ve çekilme adımlarına rağmen yasal düzenlemelerin ertelenmesi ve demokratik taleplerin karşılıksız kalması, süreç raporuyla birlikte temkinli bekleyişi güvensizlikle derinleştirdi.
Fotoğraf: Dilan Temiz/ Evrensel
Dilan Temiz
[email protected]
İstanbul – ‘Süreç’ yaklaşık bir buçuk yıldır, somut adımlar atılmadığı için belirsizlik girdabında ilerliyor. Mecliste kabul edilen komisyon raporu, silah bırakma şartına bağlanan yasal düzenleme tartışmaları ve bakanların “Meyvelerini toplama aşamasına geldik” sözleri kamuoyuna yeni bir evre işareti olarak sunulsa da, sahadaki beklenti ile siyasi söylem arasındaki mesafe kapanmıyor. Kayyımların kaldırılmasından siyasi tutukluların durumuna, ana dili ve eşit yurttaşlık taleplerine kadar temel başlıklarda somut bir ilerleme sağlanmaması, özellikle raporun kabulü sonrası Kürt halkında temkinli bekleyişin yerini güvensizlik ve temsil tartışmalarının almasına neden oldu.
Kongre, silah yakma, çekilme…
Meclis süreç komisyonunda raporun 18 Şubat’ta 47 evet, 2 hayır ve 1 çekimser oyla şerhli kabul edilmesinin ardından tartışmalar devam ediyor. Sürecin gidişatındaki soru işaretleri ise siyasilerin ve bakanların açıklamaları ile şekilleniyor. “Silah bırakma” sürecin başından beri olduğu gibi raporda da yasal düzenlemeler için şart koşuluyor.
Tam bir yıl önce 27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan, DEM Parti İmralı heyeti aracılığıyla “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” dediği “barış ve demokratik toplum çağrısı”nı açıklamıştı.
Ardından 9 Mayıs 2025’te PKK, 12’nci Kongresini 5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirdiğini duyurdu ve 11 Temmuz 2025’te sembolik bir silah yakma töreni düzenledi. 26 Ekim 2025 tarihinde de “Süreci ikinci aşamaya taşımak için” Türkiye’den çekildiklerini bildirdi.
Bu gelişmelere rağmen halkın kayyımların kaldırılmasından siyasi mahpusların serbest bırakılmasına, ana dili hakkından eşit yurttaşlığa kadar tüm talepleri yanıtsız bırakıldı. Son olarak Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmemesine ilişkin, “AİHM’nin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yetkimiz yok” dedi.
Yasal düzenlemeler Saray’ın inisiyatifinde
Süreç kapsamında 5 Ağustos’ta çalışmalarına başlayan Meclis komisyonunda, AKP, MHP, DEM Parti, CHP ve Yeni Yol Grubundan oluşan heyet tarafından yazılan raporda da bu taleplere dair somut öneriler yer almadı. Bunların yer almadığı raporda, AKP ve MHP’nin “MGK bildirisini” hatırlatan raporlarındaki bölümler komisyon raporunun temelini oluşturdu.
Gözler şimdi yasal düzenlemelere çevrilmişken, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek gelinen noktayı, “Sıra meyveleri toplama aşamasında” diye tarif etti. Ancak şartı da hatırlattı; bunun için öncelikle PKK’nin silah bıraktığının tespit edilmesi ve yeniden eylem yapılıp yapılmadığına dair gözlem sürecinin tamamlanması gerektiğini, Meclisin yasal adımları bundan sonra atacağını söyledi.
Bir buçuk yıldır sürüncemede olan ‘süreç’ için “yeni aşama” diye tarif edilen nokta, yine şartlı başlayarak, yasal düzenleme adımlarının geciktirileceğine işaret ediyor. “Talepler ve yasalar zamanı” deniliyor ancak nasıl gerçekleşeceği belli olmayan bir tespit mekanizmasına, yani Saray’ın inisiyatifine bağlanıyor. Hal böyleyken halkta da temkinli bekleyiş yerini somut bir güvensizliğe ve hayal kırıklığına bırakmış durumda.
"Rapor beklentileri karşılamadı"
Komisyon raporu kabul edildikten sonra 18-24 Şubat tarihleri arasında sosyal medya platformu X’te yapılan paylaşımları inceleyen SAMER Saha Araştırmaları Merkezinin analizi bu konuda önemli tespitler içeriyor.
Rapora Kürt halkından gelen tepkiler, beklentilerin karşılanmadığı yönünde ortaklaşırken, özellikle DEM Parti üzerinden yoğunlaşan “temsil krizini” de ortaya koydu. Öne çıkan temel duygunun güvensizlik olduğu vurgulandı ve paylaşımlarda sürece yönelik güçlü bir kuşku halinin dikkat çektiği belirtildi. Paylaşımlardaki eleştirilerde “Sürecin gerçek bir çözüm iradesi taşımadığı”, “Devletin uygulamalarının samimiyet sorunu yarattığı” ve “Yaşananların oyalama ya da zamana yayma stratejisinin parçası olduğu” yorumları öne çıktı.
Analizde, rapor sonrası yapılan paylaşımların, Kürtlerin metinden temel beklentisinin Kürt meselesinin güvenlik parantezinden çıkarılması ve somut, bağlayıcı bir demokratikleşme hattının açılması olduğunu gösterdiği vurgulandı. Analizde, kullanıcıların “Ortada süreç yok”, “Kaç bahar geçti”, “aynı senaryo” gibi yorumlarının, sürecin meşruiyetinin ancak somut ve geri döndürülemez adımlarla kurulabileceğini ima ettiği belirtildi. Yine rapor öncesi paylaşımlarda, barış söyleminin çoğu zaman doğrudan hukuki beklentiler üzerinden anlamlandırıldığı, “genel af”, “umut hakkı” ve “Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması” vurguları yapıldığı kaydedildi.
{{5972469}}
{{544460}}
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et