TÜPRAŞ işçisi: Gözdağıyla yaratılan sessizlik rıza değildir
Bu kadar kârın elde edildiği, bu kadar az işçiyle çalışılan ve bu kadar yoğun baskının uygulandığı bir dönem TÜPRAŞ tarihinde nadirdir. İşçi susturulmak isteniyor.
Fotoğraf: Evrensel
TÜPRAŞ işçisi
TÜPRAŞ işçisi olarak önce işverene, sonra genel merkeze açık söz: Bu kâr sizin değil, bu bedel bizim!
TÜPRAŞ’ın 2025 bilançosu ortada: Yüksek kâr, güçlü nakit, sağlam mali yapı… Şirket finansal olarak tarihinin en rahat dönemlerinden birini yaşamaktadır. Bu tablo bir başarıysa, bu başarının adı işçidir.
Ancak aynı dönemde TÜPRAŞ sahasında yaşananlar şunu göstermektedir: Bu kâr, artan baskı, mobbing ve sindirme politikalarıyla üretilmektedir.
Bugün TÜPRAŞ’ta en küçük itiraz disiplinle, her disiplin süreci işten çıkarma tehdidiyle karşılık bulmaktadır. İş akdinin feshi bir istisna değil; rutin bir gözdağı aracına dönüşmüştür. Üniteler birleştiriliyor, bölümler fiilen lağvediliyor, işçi sayısı azaltılıyor. Aynı anda sahada daha fazla iş, daha yüksek üretim ve daha fazla kâr dayatılıyor.
Bu yaklaşım yalnızca vicdansız değil, aynı zamanda tehlikelidir. Az işçiyle daha çok iş yapmak; yorgunluk, dikkat kaybı ve artan iş kazası riski demektir. TÜPRAŞ gibi ağır sanayide bunun bedeli rakamla değil, canla ödenir. Bu sorumluluk işçinin omzuna yıkılamaz.
İşçiye reva görülen bu muameleyi kabul etmiyoruz
Bu kadar kâr edilen bir dönemde işçinin ücretinin baskılanması, itiraz edenin cezalandırılması, sessiz kalanların “makbul” sayılması açık bir tercihtir. Bu tercih üretimden yana değil; kârı kutsallaştırıp emeği değersizleştiren bir tercihtir. TÜPRAŞ işçisi bu muameleyi hak etmiyor.
Genel merkeze sözümüz daha da ağır
2025 toplu iş sözleşmesi işçinin iradesiyle değil, işçiye rağmen imzalanmıştır. Sahadan yükselen itirazlar duyulmamış, yok sayılmıştır. Sözleşmeye tepki gösteren işçiler disiplinle karşı karşıya kalırken sendika genel merkezi suskun kalmayı tercih etmiştir. Temsilciler ve şubeler yalnız bırakılmış, baskı karşısında adeta siper olarak kullanılmıştır.
Bugün gelinen noktada açıkça söylemek zorundayız: Genel merkeze duyulan güven neredeyse sıfırlanmıştır. Sendikanın görevi işçiyi disiplin sopasına karşı korumaktır; sessiz kalarak bu baskının parçası olmak değildir.
TÜPRAŞ işçisi hiç bu kadar ezilmemişti
Bu kadar kârın elde edildiği, bu kadar az işçiyle çalışılan ve bu kadar yoğun baskının uygulandığı bir dönem TÜPRAŞ tarihinde nadirdir. İşçi susturulmak isteniyor. Ancak unutulmamalıdır: Gözdağıyla yaratılan sessizlik rıza değildir. Bu düzen sürdürülemez.
Son söz: Bu bilançoyu yaratan biziz. Bu yükü taşıyan biziz. Bu riski alan biziz. Ne işverenin kâr hırsına ne de genel merkezin sessizliğine mahkumuz. İşçi konuşursa bu düzen değişir.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et