20.02.2026 00:30 / Güncelleme: 01:48

TÜPRAŞ işçisi: Gözdağıyla yaratılan sessizlik rıza değildir

Bu kadar kârın elde edildiği, bu kadar az işçiyle çalışılan ve bu kadar yoğun baskının uygulandığı bir dönem TÜPRAŞ tarihinde nadirdir. İşçi susturulmak isteniyor.

TÜPRAŞ işçisi: Gözdağıyla yaratılan sessizlik rıza değildir

Fotoğraf: Evrensel

TÜPRAŞ işçisi


TÜPRAŞ işçisi olarak önce işverene, sonra genel merkeze açık söz: Bu kâr sizin değil, bu bedel bizim!

TÜPRAŞ’ın 2025 bilançosu ortada: Yüksek kâr, güçlü nakit, sağlam mali yapı… Şirket finansal olarak tarihinin en rahat dönemlerinden birini yaşamaktadır. Bu tablo bir başarıysa, bu başarının adı işçidir.

Ancak aynı dönemde TÜPRAŞ sahasında yaşananlar şunu göstermektedir: Bu kâr, artan baskı, mobbing ve sindirme politikalarıyla üretilmektedir.

Bugün TÜPRAŞ’ta en küçük itiraz disiplinle, her disiplin süreci işten çıkarma tehdidiyle karşılık bulmaktadır. İş akdinin feshi bir istisna değil; rutin bir gözdağı aracına dönüşmüştür. Üniteler birleştiriliyor, bölümler fiilen lağvediliyor, işçi sayısı azaltılıyor. Aynı anda sahada daha fazla iş, daha yüksek üretim ve daha fazla kâr dayatılıyor.

Bu yaklaşım yalnızca vicdansız değil, aynı zamanda tehlikelidir. Az işçiyle daha çok iş yapmak; yorgunluk, dikkat kaybı ve artan iş kazası riski demektir. TÜPRAŞ gibi ağır sanayide bunun bedeli rakamla değil, canla ödenir. Bu sorumluluk işçinin omzuna yıkılamaz.

İşçiye reva görülen bu muameleyi kabul etmiyoruz

Bu kadar kâr edilen bir dönemde işçinin ücretinin baskılanması, itiraz edenin cezalandırılması, sessiz kalanların “makbul” sayılması açık bir tercihtir. Bu tercih üretimden yana değil; kârı kutsallaştırıp emeği değersizleştiren bir tercihtir. TÜPRAŞ işçisi bu muameleyi hak etmiyor.

Genel merkeze sözümüz daha da ağır

2025 toplu iş sözleşmesi işçinin iradesiyle değil, işçiye rağmen imzalanmıştır. Sahadan yükselen itirazlar duyulmamış, yok sayılmıştır. Sözleşmeye tepki gösteren işçiler disiplinle karşı karşıya kalırken sendika genel merkezi suskun kalmayı tercih etmiştir. Temsilciler ve şubeler yalnız bırakılmış, baskı karşısında adeta siper olarak kullanılmıştır.

Bugün gelinen noktada açıkça söylemek zorundayız: Genel merkeze duyulan güven neredeyse sıfırlanmıştır. Sendikanın görevi işçiyi disiplin sopasına karşı korumaktır; sessiz kalarak bu baskının parçası olmak değildir.

TÜPRAŞ işçisi hiç bu kadar ezilmemişti

Bu kadar kârın elde edildiği, bu kadar az işçiyle çalışılan ve bu kadar yoğun baskının uygulandığı bir dönem TÜPRAŞ tarihinde nadirdir. İşçi susturulmak isteniyor. Ancak unutulmamalıdır: Gözdağıyla yaratılan sessizlik rıza değildir. Bu düzen sürdürülemez.

Son söz: Bu bilançoyu yaratan biziz. Bu yükü taşıyan biziz. Bu riski alan biziz. Ne işverenin kâr hırsına ne de genel merkezin sessizliğine mahkumuz. İşçi konuşursa bu düzen değişir.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
19.02.2026 14:42 / Güncelleme: 14:59

Telefonla aramıştı... 'Yeraltı'nın son bölümünde Bahçeli'ye dikkat çeken gönderme

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başrol oyuncusu Uraz Kaygılaroğlu’nu arayarak tebrik etmesinin ardından, “Yeraltı” dizisinin son bölümünde yer alan bir replik dikkat çekti.

Telefonla aramıştı... “Yeraltı”nın son bölümünde Bahçeli'ye dikkat çeken gönderme
19.02.2026 20:00 / Güncelleme: 21:02

Kriz Notları | Şimşek programı yol ayrımında

Kriz Notları'nda bu hafta Doç. Dr. Ümit Akçay ve Dr. Ali Rıza Güngen, Şimşek'i görevden almanın Ağbal dönemi kadar kolay olmayacağını, iktidarın enflasyon kontrolüne siyaseten mecbur olduğunu vurguluyor.

19.02.2026 18:15 / Güncelleme: 22:04

'Orta Doğu'da barışın olup olmayacağını 10 gün içinde göreceğiz'

ABD Başkanı Donald Trump, “İran ile verimli bir anlaşmaya varmalıyız, aksi takdirde kötü şeyler olacak” ifadelerini kullandı. Açıklama, Orta Doğu’daki savaş tehdidinin tırmandığı bir dönemde geldi.

"Orta Doğu'da barışın olup olmayacağını 10 gün içinde göreceğiz"

Fotoğraf: Ali Shaker/VOA/Wikimedia Commons Public domain

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!