‘Adını bile koymadık’

‘Adını bile koymadık’

ŞIRNAK’ın Cizre ilçesinde her hafta düzenlenen Dayikên Şemiyê (Cumartesi Anneleri) eylemi, bu hafta da Cizre Lisesi önünde yapılan oturma eylemi ile devam etti. Kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan ailelerin yanı sıra hiç tanışmadıkları dedelerinin boylarını aşan fotoğraflarını tutan küçük ç

Bombardımanda evleri vurularak öldürülen Leyla İregür’ün hikayesini anlatan anne Hatice İregür şunları söyledi: “Kızım Leyla bir senelik evli ve hamileydi. Eşi Ahmet Geran ile birlikte kendi hallerinde yaşayan insanlardı. Gelinim Selamet İregür, kızımın evine misafir gitmişti. Daha adını bile koymadığımız 4 aylık bebeği de yanındaydı F-16 savaş uçakları evin üstüne bombalar yağdırdı. Evde bulunan 4 kişi katledildi. Bizler bu bombardımanı hak edecek ne yaptık? Küçücük çocukları ve daha adını bile koymadığımız bebekleri kocaman bombalar ile parçaladılar. Olayların failleri belli devlet hepimizi adaleti ile katletti. Eğer kanun ve adalet varsa bunlara bu emri veren kişilerin cezaları da verilecek. Bizler hakkımızı sonuna kadar arayacağız ve davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz.” (Şırnak/DİHA)


Yıllardır gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini öğrenmek ve sorumluların yargı önüne çıkması için meydanlarda olan Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 415'inci haftasını gözaltında kaybedilen kadınlara adadı. Gözaltında kaybedilen kadınların akıbetini soran anneler, "Son kaybımız bulununcaya kadar mücadeleye devam edeceğiz" dedi.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının 415'inci haftasında bir kez daha Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli kayıplar nerede" pankartı önünde ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ve karanfillerle oturan Cumartesi Anneleri bu haftaki eylemlerini 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle gözaltında kaybedilen kadınlara adadı. Eylemde ilk söz alan gözaltında kaybedilen Abdurrahman Coşkun'un yengesi Mukaddes Coşkun 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne değinerek, "Kadınlar gününüz kutlu olsun derdim ama diyemiyorum. 18 yıldır kaybedilen oğlunu arayan Hediye Coşkun'un ne bayramı ne kadınlar günü var. Ben bizim kadınlarımızın güldüğünü hiç görmedim" diye konuştu. Mardin'de gözaltında düşük yapan Yasemin Yılmaz'ı hatırlatan Coşkun, "Böyle bir ülkede kadınlar günü olur mu? 26 yaşındayım doğuda kadınların güldüğünü görmedim. Artık kimse ağlamasın, evlatlarımız ölmesin. Biz o çocukları devlet işkencede öldürsün diye yetiştirmiyoruz" dedi.

'ANNELER 8 MART'I NASIL KUTLAYACAK'

Gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl ise ,"Yıllardır oğlu kayıp olan bir anneye nasıl kadınlar gününü kutlatabilirsin" diye sordu. Dünya Kadınlar Günü'nde Cumartesi Anneleri'nin tek isteğinin gözaltında kaybedilen evlatlarının kemikleri olduğunu söyleyen Yedigöl, "Annelerin tek isteğinin kaybedilen çocuklarının kemikleri olduğunu hiç düşündüler mi? Onlarda o vicdan olsaydı acılarımıza ortak olurdu" dedi. Ağabeyi Nurettin Yedigöl'ü aramadıkları yer kalmadığını belirten Muzaffer Yedigöl, "Annem 86 yaşında halen oğlunun kemiklerini aramaya devam ediyor. Bizim bayramımız, kadınlar günümüz yok, içimiz kan ağlıyor. Faillerin yargılanmasını istiyoruz" diye konuştu.

'SON KAYBIMIZ BULUNUNCAYA KADAR MÜCADELEYE DEVAM'

20 Şubat 1995 günü gözaltına alınarak kaybedilen Rıdvan Karakoç'un ağabeyi Hasan Karakoç ise, Roboski katliamının ardından kurulan Uludere Araştırma Komisyonu'nun hazırladığı, "Kasıt yok" raporuna tepki gösterdi. Karakoç, "İnsan biraz utanır. Bu insanlar anaların gözyaşlarından utanmıyorlar mı? Berfo ananın ak saçından utanmıyorlar mı" diye sordu. "Onlar bize Roboski'de katledilen 34 can hediye ettiler biz de onlara anaların lanetini hediye ediyoruz" diyen Karakoç, "Eğer bunları yapanlar insanlarsa annelerin acılarına son versinler" diye konuştu.

415'inci haftanın açıklamasını yapan Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 15 Ağustos günü Mardin'de gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Rıdda Yavuz'un kaybediliş hikayesinin anlattı. Yüksekdağ, Yavuz'un kaybedilmesinde birinci dereceden sorumlu olan Musa Çitil hakkında dava açıldığını; ancak Çitil hakkında herhangi bir yasal işlem uygulanmadığına dikkat çekerek, "Diğer hükümetlerde olduğu gibi AKP hükümeti de yargıya müdahale ederek, failleri koruyarak AİHM kararlarını görmezden geliyor. Biz Cumartesi Anneleri ve babaları son kaybımız bulununcaya kadar kayıplarımızı aramaya devam edeceğiz" diye konuştu. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net