Karabiga kararmasın diye...

Karabiga kararmasın diye...

Elektrik Mühendisi Hakan Anahtarcı, büyük kentin yoğunluğuna, stresine, baskısına dayanmaya çalışmak yerine, Karabiga’da atalarından kalan topraklar üzerinde kendine yeni bir yaşam kurmak ister.İlçe merkezine yakın, bir yanı Marmara denizine bakan, bir yanında antik Priapos harabelerinin olduğu 3. sınıf SİT kapsamındaki arazisine, t

Özer Akdemir

İlçe merkezine yakın, bir yanı Marmara denizine bakan, bir yanında antik Priapos harabelerinin olduğu 3. sınıf SİT kapsamındaki arazisine, tamamen ahşaptan ve temeli olmayan bir konut yapmakla işe başlar. Evinin yanındaki bahçeye üzüm asmaları diker, bir köşesine küçük bir kümes kondurur. Tamamen organik yöntemlerle yetiştirdiği üzümlerini, yaşam alanının bir köşesine kurduğu işliğinde şarap haline getirip, mahzenin yanındaki küçük şömineli odasında eşe dosta ikram eder. Evinin çevresindeki arazi bakir düzlüklerden oluşmaktadır. Kumsal, 50 metre ötesinde, eşsiz manzarası ile Karabiga koyları hemen yanı başındadır. Hakan Anahtar’ın kendisi ve ailesi için kurduğu bu küçük dünya, bir gün tuzla buz olur. Hayalleri, emekleri, gelecek güzel günlerle ilgili düşleri yerini karamsarlığa, bırakır. Çünkü, şehrin stresinden, beton, plastik, hava, gürültü ve görüntü kirliliğinden kaçarak kurduğu yeni dünyasına bir “komşu” geleceğini öğrenir; 1200 megawat büyüklüğünde, ithal kömürle çalışan termik santral! “Tavuğum kaçsa termik santralin bahçesine girer” diye tarif ettiği bir yakınlıktadır yeni komşusuna…

KÜÇÜK SİNEM’İN KABUSU

Hakan Anahtarcı’nın 9 yaşındaki kızı Sinem, anne babasının termik santralle ilgili konuşmalarına tanık olup, Biga’daki Değirmencik Termik Santralinin denizde yarattığı kirliliğin fotoğraflarını görünce, termik santrali yapacak olan Alarko Holding patronu İshak Alaton’a bir mektup yazmış. Gizem Anahtarcı Alaton’u Karabiga’ya davet ederek, beldenin güzelliklerini kendisine göstermek istediğini yazar. Gizem mektubunda; “Ben de tüm atalarım gibi Karabiga’da yaşamak istiyorum. Başka bir yer beni hiç mutlu etmez. Babam eğer buraya termik santral kurulursa taşınacağımızı söylüyor. Gece rüyamda bile kabus gibi bu olayları görüyorum” yazar. Herhangi bir yanıt gelmez Gizem’e.

DENİZ BİZE KÜSTÜ

“1956 yılından beri denizin üzerindeyim. 10 senedir deniz bize küstü. Trolcülük, fabrika artıkları denizlerimizi harap etti” diyen Karabigalı balıkçı Cahit Sarı, sabah 6 da eşiyle birlikte çıktığı avdan iki kilo dil balığı ile dönmüş. “Yaktığımız mazotu çıkarır  mı bilmem” diyen Sarı, eğer termik santral de kurulursa artık denizde balık bulmanın hayal olacağını söylüyor.

Çanakkale’nin Biga İlçesine bağlı bir belde olan Karabiga’nın geçmişi antik çağlara kadar uzanır. Beldede “Karabiga Kaleleri” diye de bilinen kalıntıların, Cenevizlerden kaldığı sanılırken, kalıntılar adını antik Anadolu Uygarlıklarının Kır Tanrısı Priapos’tan almıştır. Henüz herhangi bir arkeolojik kazının yapılmadığı harabelerin bulunduğu bölge 1. derece SİT alanı ilan edilmiştir. Alarko ve Cengiz İnşaat ortaklığı ile kurulması planlanan termik santral işte bu harabelerin tam yanı başında bulunmakta. Karabigalılar daha önce Alarko Holdingin tek başına yapmayı planladığı termik santralin izinleri konusunda pürüzler çıkınca, iktidara yakın Cengiz İnşaatla ortak olarak bu bürokratik sorunları aştığı görüşünde.

KENDİ YURDUMUZDA SESİMİZ YOK

Yaklaşık 3.500 nüfuslu beldede geçim kaynakları olarak liman taşımacılığı, balıkçılık, hayvancılık öne çıkmaktadır. Karabiga Belediye Başkanı Muzaffer Karadağ, termik santral kurulacağını duyduklarında yaşadıkları büyük bir telaş yaşadıklarını anlatıyor. Santralin kurulmak istendiği alanın yeni imara açıldığını ve adeta belde evlerinin arka bahçesinde olduğunu belirten Karadağ, “Bir termik santralin kurulmaması için bütün kriterler var burada. Hakim rüzgarlar uygun değil, tarihi doku var alanda, zemin olarak yerleşime son derece uygun bir bölge ve imara açtık bir bölümünü. Son yasalarla birçok yetkimiz elimizden alındı ve bu bizi derinden endişelendiriyor” diye konuşuyor. Yaşamlarını tamamen değiştirecek bir yatırımla ilgili söz haklarının olmamasını anlayamadığını aktaran Karadağ, termik santral için yapılmak istenen halk toplantısının halkın tepkiler nedeniyle yaptırılmadığını, ancak bu tepkinin Ankara’da Bakanlıklarda yapılan toplantıda not dahi edilmediğini belirtiyor. Karadağ, Karabiga sahillerinde sadece termik santral değil, demirçelik, gemi söküm gibi kirli sanayilerin planlandığını, beldenin bu kirliliği kaldırmasının olanaksız olduğunu da sözlerine ekliyor.

TANRI PRİAPOS’UN YURDU

Geçtiğimiz ay Karabigaya gelen Alarko Holding Başkanı İshak Alaton, “termik santralin çevreye hiç zararı olmayacağını söyleyemem ama..” diye başladığı konuşmasında bu zararın “minimize” edileceğini, termik santralde çalışacak 1000 kişinin yöre insanından işe alınacağını, yapılacak yeni limanın belediyenin işletmesine verileceği gibi vaatlerle beldeyi iknaya çalıştı.

Neredeyse boyundan büyük erkeklik organı ile bilinen kır tanrısı Priapos’un, bağları, bahçeleri kem gözlerden koruduğu dile getirilir mitolojik söylencelerde. Bakalım tanrı Priapos adını aldığı toprakları koruyabilecek mi? (Karabiga/EVRENSEL)

www.evrensel.net