21 Mayıs 2020 04:03

Hep kahır hep kahır, yeter artık bu sabır, bendeniz Kel Kamil

"Birbirimize takılıp, şakalar da yapıyoruz, ara sıra gülümsediğimiz de oluyor. Yani insana ve hayata dair ne varsa yaşatıyoruz fabrikalarda."

Fotoğraf: Delwin Steven Campbell/Flickr

Paylaş

Gebze’den bir işçi

Mektubumuza başlarken bu salgın günlerinde yaşadıklarımızı uzun cümlelerle anlatmak yerine fabrikamızda çalışan 2 işçi arkadaşımızın birbirini tamamlayan ama biz işçilerin içinde bulunduğu durumu da özetleyen kısa iki cümlesiyle başlayalım istedik. Sanırım laf yine uzadı. İsmail diyor ki, “Her fabrika yeni bir Soma.” Adil tamamlıyor: “Ölüm biz işçiler için bir arpa boyu…”

Alın size lafı uzatmadan korona düzeninin özeti.

Amma velakin biz işçiler işe gitmek için sabahın 6’sında kalkıp fabrikaya gidip en az akşam 18.00’e kadar çalıştığımız 10 saatlik zaman diliminde makinenin bir dişlisi gibi değiliz. Tamam patronlar bizleri böyle görüyorlar. Ama biz de etten, kemikten yaratılmışız be sevgili kardeşim. Nefes alıp veriyoruz. Kederlenip, üzüldüğümüz de oluyor, darlanıp ağız dolusu küfrettiğimiz de... Kendimizi çaresiz ve yalnız hissettiğimiz de oluyor, dertlerimizi bölüşüp paylaştığımız da oluyor. İçimizden kavgaya dört elle sarılıp dövüşenler de oluyor, hainlik edenler de çıkıyor kimi zaman. Birbirimize takılıp, şakalar da yapıyoruz, ara sıra gülümsediğimiz de oluyor. Yani insana ve hayata dair ne varsa yaşatıyoruz fabrikalarda. E kolay değil hayatı üretmek…

Bu mektubu yazmaya çalışan bir mizah, gülmece yazarı değildir. Sıradan bir fabrika işçisidir. Hani kimse yanlış anlamasın da biz fabrikada mizaha, makara yapma diyoruz. Bu zor günlerde bunca dert ve sıkıntının içinde haddimizi aşarak biz de makara yapalım dedik. Yazmaya çalıştığımız makara fabrikamızda geçen hafta gerçekten yaşanmış olup gerçektir. Yalanım varsa virüs çarpsın!

Çalıştığımız fabrikalarda kimi işçi arkadaşların lakapları vardır. Neredeyse isimleri bile unutulur. Bizim fabrikada da Kamil böyle işçi arkadaşlardan biri. Lakabı Kel. Ona hitap edeceğimiz zaman ya da bir işimiz düştüğünde adını kullanmadan yaşça büyüğü de küçüğü de “Kel” diye seslenir. Hiç kızdığını, alındığını görmedik, fabrikadaki veciz seslenişimiz “Kel hele bi’gel”dir. Koşar gelir. Elinden de her iş gelir, frezeci olmasına rağmen marangozlukta da ustadır. Fabrikada demire ve tahtaya şekil vermede bizim Kel’in üstüne yoktur. 35 yaşına merdiven dayamış olmasına rağmen halen bekardır. Evlenememesini hem cüzdanın zayıflığına hem de kelliğine bağlamıştır ama bu durumu düne kadar pek kafaya takmamıştı.

Demek ki sabrın da bir sonu var. Geçen hafta başında Kel etrafımızda dolanıp duruyor. Bir şey diyecek diyemiyor. Artık dayanamadık “Lan Kel bi’derdin mi var? Ne söyleyeceksen söyle.”

“Abi bu kellik artık benim canıma tak etti. Saç ektirmeye karar verdim, belki kısmetim de açılır” dedi.

- “E bize ne? Git ektir saçı.”

- “Abi öyle deme saç ektirmek için paraya ihtiyaç var.”

- “Kel sen bizle makaramı yapıyorsun, millet kirasını, faturasını ödemekte zorlanıyor sen kalkmışsın ne anlatıyorsun.”

“Abi tamam da herkesin derdi başka, kelin halinden kel anlar, hani bir dilekçe yazsak da ben bu saç ektirme parasını fabrika muhasebesinden alsam da taksit taksit maaşımdan kessinler. Hadi be abi kırk yılda bi’şey istedik. Yazıverin bi dilekçe.”

- “Tamam lan dilekçeyi yazacağız vereceksin ama fabrika yönetimine.”

Bizim fabrikada da var bir istişare heyeti. Heyet toplandı, Kel Kamil için merhem olacak aşağıdaki dilekçeyi yazdı.

FABRİKA MÜDÜRLÜĞÜNE

Bendeniz Kamil Ocak

Sevgiler kucak kucak

10 yılı aşkındır. … Fabrikasında canımı dişime takarak çalışmaktayım. Fabrikamız için saçımı süpürge ettim desem yalan olmaz. Bu gayretli meşakkatli ve de şefkatli çalışmam sonocunda 10 yıl önce gür ve sırma saçlı Kamil’den bugün Kel Kamil mertebesine geldim. Sınıf atlayamadım ama keller sınıfına terfi ettim. Bu kellik artık canıma tak etti.

Yaş 35 yolun yarısı, bu kellik yüzünden hâlâ evlenemedim. Yaşıtlarım çoluk çocuğa karıştı ben hâlâ bir baltaya sap olamadım. Bu kellikten kaynaklanan moralsizlik fabrikadaki iş verimliliğimi bile etkilemeye başladı. Bu nedenle hem kendimi hem fabrikamızı düşünerek saç ektirmeye karar verdim. Mağduriyetimin giderilmesi, tekrar gür ve sırma saçlı Kamil olmam için 5 bin TL’ye acil ihtiyacım vardır.

Bu konuda firmamızın yardım ve desteklerini bekler size işçi sözü kısmet olurda evlenirsem siz değerli yöneticilerimi nikah şahidi yapacağımı belirtir, sizleri sevgiyle kucaklarım.

İşçiniz Kel Kamil.”

Ertesi gün sabahki ara dinlenmede “Kel dilekçen hazır gel al” diye seslendik. Bu ağzı kulaklarında, tabanları kıçına vura vura koşarak geldi. “Bak Kel Kamil, arkadaşlarla sana öyle bir dilekçe yazdık ki 5 bin TL kesin cepte.” Bu demez mi, “Abi o zaman şu kel halimle bir fotoğraf çektirelim de anı olarak saklarsın.” “Uğur çek bakalım, ama dikkat et geçen seferki gibi fotoğrafı yanlış yere gönderme.” (Şimdi diyeceksiniz ki bu ne demek, Evrensel gazetesi çalışanlarından arkadaşımız anlamıştır). Bizim kel dilekçeyi okudu, “Abi ben size kelliğime merhem olursunuz diye geldim, siz makara yapmışsınız. Böyle dilekçe mi olur ya” deyip, biraz da sitem ederek yanımızdan ayrıldı.

Kel Kamil’le birlikte çekilen fotoğrafı gören Emek Partili eşim “Ya siz fabrikada böyle koyun koyuna mı dolaşıyorsunuz” deyince “He” dedim: “Biz fabrikada böyle koyun koyuna dolaşıyoruz, ama ne koyunuz ne de koç. Korona düzenine karşı safları sıklaştırıyoruz.”

Kel Kamil’den dilekçe sayesinde bir süreliğine paçamızı kurtardık kurtarmasına da Kovid-19 virüsünü ne yapacağız? Perşembe günü fabrikada işçi sağlığı iş güvenliği kurul toplantısı var. Ücretsiz test yapılmasını talep edeceğiz. Tam bunları konuşurken bizim Kel çıkıp geldi. “Arkadaşlar ben saç ektirmekten vazgeçtim. Emekli olmaya karar verdim” demez mi?

“Ne emeklisi sen daha 35 yaşındasın, emekliliği mezarda görürsün.”

“Yok ben araştırdım hep siz bilecek değilsiniz ya ben engelli olarak emekli olacağım.”

“Ulan sapasağlam adamsın sen, neren engelli senin.”

“Arkadaşlar ben tarama engellisiyim. Sanırım kellerin böyle bir hakkı var, abi sen kurula gittiğinde bu durumumu bir sorarsın aman ha unutma, yoksa Ali Tezel’e soracağım.”

“Tamam git ona sor.”

“Ha abi bir de kurulda hepimizi ilgilendiren bir konuda bilgi alır mısın?”

“Ha şöyle, hepimizi ilgilendiren bir şey söyle ya.”

“Abi bu Kovid-19 virüsü en çok öksürük yoluyla bulaşıyormuş onu öğrendik, bu yüzden maske takıyoruz peki abi ya osuruktan bulaşıyorsa bu virüs ne yapacağız?”

“Ya sabır.” Allah’tan Adil yetişti imdadımıza. “Sen bunu dert edinme Kel Kamil, pamuğu tıkarız uygun bir yere, keseriz virüsün nefesini.” Cümleyi İsmail tamamladı. “İlla bir yere takacaksak pamuğu, takarız korona düzenine.” Bu işte sen de bizle beraber misin sevgili kardeşim.

Velhasıl bütün zenginlikleri üreten biz işçiler hayatı da güzelleştireceğiz, gülümseyerek. Şimdi işbaşı. Kalın sağlıcakla.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Rolls-Royce de 9 bin işçi çıkartıyor

SONRAKİ HABER

EMO'dan Hasankeyf tepkisi: İnsanlığın ortak mirası enerji politikasına kurban edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...