Sağlık-İş Genel Başkan Yardımcısı: Sağlık çalışanları arasındaki ayrım kalkmalı

Sağlık-İş Genel Başkan Yardımcısı Adem Sarıçoban, koronavirüs salgını nedeniyle kahraman ilan edilen sağlık emekçileri arasındaki ayrımların ortadan kaldırılmasını istedi.

02 Nisan 2020 04:00
Paylaş

Eda AKTAŞ
Dilek OMAKLILAR
İzmir

Türkiye'de koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı resmi açıklamalara göre168'e, vaka sayısı ise 10 bin 827'ye yükseldi. Doktor, hemşire ve memurların yanı sıra yardımcı personel, laborant, temizlik ve benzeri alanlarda çalışan 100 binden fazla sağlık emekçisi de bu süreçte hastanelerde çalışmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı performans ödemelerinin 3 ay üst tavandan yapılacağını açıkladı ancak bu durum sadece memurları etkiliyor. Sağlık işçisi olanlar ise bu süreçte hem daha yoğun çalışıyor hem de emeğinin karşılığını alamaz durumda.

Sağlık işçilerinin koronavirüs salgınında durumlarını ve taleplerini Sağlık İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Adem Sarıçoban ile konuştuk. Sağlık tanımının sadece memurlar üzerinden yapılmasını doğru bulmadıklarını ifade eden Sarıçoban, sağlığın bir ekip işi olduğunun altını çizdi.

Özellikle virüsün başladığı ilk günlerde eldiven, maske, önlük gibi malzemeler konusunda çok fazla sıkıntı yaşadıklarını anlatan Sarıçoban, “Şuan virüs yayıldı ve arkadaşlarımızın korkuları var. Yaygın test yapılmıyor, insanlar evlerine gidip geliyorlar, toplu taşıma araçlarını kullanıyorlar ve dolayısıyla bir kaygıları var. Bunun için de bir an önce tedbir alınmasını bekliyorlar” diyerek sağlık alanında çalışan herkese yaygın bir şekilde testin yapılmasının önemine vurgu yaptı.

“AYRIM YAPILMASINA KARŞIYIZ"

Bakanlığın ek ödeme söylemini eleştiren Sarıçoban, “Koronavirüs, işçi memur ayrımı yapmıyor. Kurumlarda birlikte çalıştığımız meslektaşlarımız arasında ayrım yapılmasına karşıyız. Özellikle üniversite hastanelerinde bir yanda kadrolu işçi hemşire bir yanda memur hemşire var, bir yanda memur laborant diğer tarafta işçi laborant var, dolayısıyla biz ekibin parçasıyız, sağlık işinin ekip işi olduğunu defalarca ifade ettik. Malzemeye kadar yapılan ayrımcı muameleler de insanı üzmektedir ve iş barışını bozmaktadır. Bu açıdan bir an önce bu yanlıştan dönmelerini talep ediyoruz” dedi.

“TEST SAYISININ YETERSİZLİĞİNDEN ŞİKAYETÇİYİZ"

Temsilciler ile sürekli iletişim halinde olduklarını ve hastanelerde neler yaşandığına dair bilgiler aldıklarını ifade eden Sarıçoban İzmir’deki hastanelerin durumunu şu şekilde anlattı; “Şu an 10’a yakın üyemizde virüs pozitif çıktı ve karantina altına alındırlar. 2-3 işyerinde 120 civarında arkadaşımız işleri gereği karantina altında çalışmakta. Sadece üyelerimizde değil hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarında da virüsün çıktığını duyuyoruz. Türkan Özilhan hastanesi zaten karantina hastanesi oldu. Bunun yanı sıra Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi, Buca Seyfi Demirsoy, Yeşilyurt, Tepecik ve Suat Seren Göğüs hastanesinden daha yoğun bilgiler geliyor. Günde ortalama 100 kişinin hastanelerin polikliniğine ve aciline başvurduğunu biliyoruz. Test sayısının yetersiz olduğundan şikayetçiyiz. Çünkü yaygın test yapılmadığı için tam vaka sayısını da bilemiyoruz.”

“KHK İLE GEÇEN ARKADAŞLARIMIZIN FARKLARI ÖDENSİN"

Sağlık işçilerinin hakları için hem sağlık bakanlığına hem de kurumlara yazı yazdıklarını aktaran Sarıçoban, “İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşması için çağrı yaptık. Sağlık işlilerin birçoğu 696 KHK ile kadroya geçtiler ve maaşları çok düşük, toplu sözleşmeden mahrumlar. Bir an önce kadronun düzenlenmesini istiyoruz. İş kollarının bir an önce sağlık iş kolu olarak belirlenmesi talebimiz var. Cumhurbaşkanı esnek çalışma modeli önerdi, biz de burada sağlık çalışanları açısından özellikle acilde ve 112 personeli açısından 24 saat esasına geçilmesini talep ettik. Gerekçemiz ise 24 saat çalışıp 22 saat dinlesinler. Ayrıca KHK ile geçen işçilerin haklarının bir an önce verilmesini istiyoruz. İşçiler kadroya geçerken aldıkları ücretten yüzde 20-30- 50 farklarla geçtiler. Maalesef 1.1.2019 tarihlerinde kaldırıldı, arkadaşlara ödenmedi. Biz de buna ilişkin dava açtık, kazandık, örnek davamız var. Dolayısıyla bir an önce bu işi yapan arkadaşlarımızın farklarının ödenmesini istiyoruz” diyerek taleplerini sıraladı.

“ÖZEL HASTANELER KAMULAŞTIRILMALI"

Özel hastanelerde ise işçilerin 11-12 saat çalışmaya zorlandığını söyleyen Sarıçoban, “Özellikle hasta karşılamada ve acillerde maske kullanımının yasaklandığını söylüyorlar. Buralarda bir an önce bakanlık yetkililerinin önlem alması gerekir. Yine büyük bir özel hastanede koronavirüs testlerinin ücretli yapıldığı bilgisini aldık. Bunun reklamları yapılıyor sürekli. Oradaki çalışanların çoğu sendikasız ve gelir seviyesi düşük, hiçbir koruması yok. Bu arkadaşlarımızın tamamı toplu taşımayla hareket ediyor, servisleri de yok. Dolayısıyla Sağlık Bakanına çağrımız şudur, bu hastanenin bir an önce kamulaştırılmasını orada çalışan tüm işçilerin de kadroya alınmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

“BIR YANDA AÇLIK DİĞER YANDA ÖLÜM VAR"

“Evde Kal” çağrısına ilişkin ise Sarıçoban şunları söyledi; “Evde kalmak için devletin düzenlemeler yapması gerek. Bu dönem içerisinde işten çıkarmaların ve ücretsiz izinlerin yasaklanması gerekir. İşsiz ve daha önce hiç iş bulamayanlar, kağıt toplayıcı, seyyar satıcı olanlar için de en az asgari ücret ödenmesi gerekli. Bunun yanı sıra yoksulluk sınırının altında çalışan her kesime en az  bin liralık gıda yardımı yapılmalı. Bunlar gerçekleştirilirse insanlar evde kalabilir yoksa çalışmak zorundayız. Ücretsiz izinlerle ve işten çıkarmalarla emekçiler karşı karşıya. Evde kalsa bir yanda açlık, yoksulluk bir tarafta da ölüm var. Dolayısıyla insanlar evde kalacaksa devletin sosyal devlet anlayışıyla hareket etmesi gerek.”

Reklam
ÖNCEKİ HABER

THY'nin yurtiçi ve yurtdışı seferleri 1 Mayıs'a kadar durduruldu

SONRAKİ HABER

Koronavirüs salgınında patrona teşvik veriliyor işçiye termal kamera

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa