18 Şubat 2020 23:57

Gerçek eşitlik nerede?

Eşitsizlik, şiddet ve sömürü dünyanın her yerindeki kadınların belli farklılıklar göstererek deneyimledikleri bir hal alıyor.

Paylaş

Sıla ALTUN

Ankara

Cinsiyetler arası eşitsizliği ve kadının toplumdaki ikincil konumunu Türkiye’de oldukça yakıcı bir şekilde deneyimliyoruz. Gün geçtikçe artan kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet; neoliberal politikaların ve krizin getirdiği işsizlik, var olan işlerde de güvencesiz ve esnek çalışma koşulları her birimizin yakından tanık olduğu ve maruz kaldığı durumlar olarak karşımıza çıkıyor. Ve çoğu kadın bu koşulların Türkiye’ye ya da en azından Orta Doğu ülkelerine özgü olduğunu düşünüp, kendi bireysel kurtuluşunu “cinsiyet eşitliği diyarı” olan Batı’ya da diğer gelişmiş kapitalist ülkelere giderek sağlamanın yollarını arıyor. 

Ne var ki kadınların toplumdaki ezilmişliği sorunu sadece Türkiye’nin ya da Orta Doğu’nun bir sorunu değil kapitalizmin hüküm sürdüğü bütün toplumların sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Doğu’dan Batı’ya farklı ülkelerdeki emekçi kadınlar hayatlarının her alanında şiddete, eşitsizliğe ve sömürüye maruz bırakılıyor. Bu durumda “gelişmiş” ülkelerin, kadınların ya da cinsiyet eşitsizliğinden kaçmak ve kendisi için daha iyi bir gelecek isteyen kişilerin hayallerindeki güvenli ütopya olmadığını söyleyebiliriz.

KADINA ŞİDDET DÜNYANIN HER YERİNDE

Eşitsizlik, şiddet ve sömürü dünyanın her yerindeki kadınların belli farklılıklar göstererek deneyimledikleri bir hal alıyor. Aynı şekilde kadınların bu baskılara ve saldırılara yönelik mücadele eğilimleri ve şekilleri de bu özgünlükler etrafında şekilleniyor. Fakat üzerinde ortaklaşabildiğimiz bir şey var ise o da kapitalist bir dünyada, sistem kendini yeniden üretebilmek ve varlığını sürdürmek adına cinsiyet eşitsizliğini gerek daha ağır sömürü koşulları gerekse de daha fazla şiddetle yeniden üretiyor oluşudur. Hem kadınlara yönelik saldırılara hem de buna karşı yürütülen mücadelelere özellikle de son dönemlerde kriz koşullarıyla birlikte daha fazla rastlıyoruz.

Almanya, Fransa, Amerika gibi gelişmiş kapitalist ülkelerdeki kadınların Orta Doğu’ya ya da diğer ülkelerdeki kadınlara oranla daha gelişkin haklara sahip olduğu bir gerçek. Fakat bu ülkelerin daha “yaşanılabilir” olmasının buralardaki kadın mücadeleleri ile bağlantısını görmezden gelmemiz çok da doğru olmayacaktır. Bu durumun en yakın örneklerinden biri Amerika’nın Virginia eyaletinde Eşit Haklar Tasarısı’nın (Equal Rights Amendment, E.R.A) kabul edilmesi olabilir. Yaklaşık bir asır önce teklif edilen ve 1972’de Kongre tarafından kabul edilen E.R.A kadınların uzun yıllar boyunca mücadele etmesiyle beraber Virginia’da henüz yeni kabul edildi. Amerika’daki kadınlar bu kazanımı elde etmelerine karşın E.R.A’nın sembolik bir kazanım olmasından dolayı da endişe duyuyor. Seçildiği günden beri cinsiyetçi ve kadın düşmanı söylemlerinden dolayı kadınlar tarafından çokça protesto edilen Trump, kadınların bu endişeyi duymasındaki başlıca nedenlerden bir tanesi. Ulusal Arşivler ve Kayıtlar İdaresinin, 2017’deki kadın yürüyüşüne ait fotoğraflarını Trump’ın rahatsız olabileceğinden dolayı sansürlemesi de Amerika’da cinsiyetçiliğin ve kadın düşmanlığının yalnızca söylemde kalmadığının ve devlet eliyle ateşlendiğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

570 BİN YOKSULUN 330 BİNİ KADIN

Kapitalizmin kadınlar üzerindeki etkilerini gösteren bir başka örnek ise Almanya. Almanya’da kadınlar erkeklerden yüzde 26 oranında düşük emeklilik maaşı alırken bunun sebebi kadınların çocuk sahibi olabilmesine ve buna bağlı olarak haftalık çalışma saatlerinin kısaltılmasına bağlanıyor. İsviçre’deki 570 bin yoksulun 330 bini ise kadınlardan oluşurken kadınların iş alanında tercih edilme oranının düşüklüğü dikkat çekiyor. Bu durum kadınları ekonomik ve sosyal açıdan aileye ve erkeğe bağımlı kılıyor. Göçmen kadınların memleketlerinde ne işle uğraştıkları ya da eğitimleri İsviçre’nin yerlileri ile eş değer sayılmıyor ve çoğu kadın temizlik, servis ya da bakım işleri gibi sömürünün daha yoğun ve ücretlerin oldukça düşük olduğu işlerle uğraşmak durumunda kalıyor. Kapitalist sistem kadın emeğini en ağır şekilde sömürürken aynı zamanda kadınları şiddetle de burun buruna getiriyor. Finlandiya’da 15 yaş ve üzeri kadınların yüzde 47’si fiziki ve cinsel tacize maruz kalıyor. İngiltere’de kadın haklarıyla ilgili çalışmalarıyla bilinen Kadına Yönelik Şiddete Son Verin Koalisyonu taciz ve tecavüzün fiilen suç kapsamından çıkarılmaya çalışıldığını belirtiyor.

KADINLAR BİR ARADA GÜÇLÜ

2019’da Irak, Lübnan, Ekvador, Şili gibi Ortadoğu ve Latin Amerika’daki kadınlar krize, şiddete, eşitsizliğe karşı mücadelenin en önlerinde yer aldı. Şili’deki kadınların polis şiddetine, işkenceye ve tecavüze karşı başlattıkları “Las Tesis” dansı dünyanın her yerine yayıldı. Los Angeles’taki temizlik işçisi kadınlar büyük şirketlerde yaşanan cinsel tacize karşı dans ederek bunlara karşı sessiz kalınmasını protesto etti. Dünya’nın farklı yerlerinde kadın işçiler ortak talepleri etrafında birleşerek mücadele etmeye devam etti. İsviçre’deki belediye işçisi kadınlar mücadeleleriyle uzun zamandır hem işçi sınıfının hem de kadınların talebi olan “Eşit işe eşit ücret” taleplerini kazanabildiler. Fransa’da yılın başından 25 Kasım’a kadar olan sürede öldürülen 137 kadın için binlerce kadın “Kadın kırımı son bulsun” diyerek sokaklara döküldü.

Şiddet, sömürü ve eşitsizlik yalnızca belli bir coğrafyaya ait olmamakla birlikte mücadele etme eğilimi de belirli bir coğrafyaya ait değildir. Kapitalist sistemin kadınları içine sıkıştırdığı şiddet, sömürü ve eşitsizlik zinciri, örneklerde de gördüğümüz gibi ancak kadınların ortak talep ve sorunları etrafında bir mücadele örebilmeleriyle esnetilebilmiştir. İngiltere’de de Şili’de de Türkiye’de de burjuva devletinin kadınların ikincil konumlarını meşrulaştırması, kadınları şiddetin ortasına acımasızca fırlatması, en ağır sömürü koşullarına tabi kılmaya çalışması şaşırılacak bir şey değildir. Hayallerimizi süsleyen güvenli ve eşitlik içinde yaşayabileceğimiz bir dünya mümkündür ancak bu dünya bizlere masalları anlatılan gelişmiş kapitalist ülkeler değil kar hırsından kadınları iliklerine kadar sömüren, şiddetin nesnesi haline getiren bu sistemin külleri üzerinde mücadelemizle yükselteceğimiz yeni bir dünyadır.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Sakıncalı meslek: gazetecilik

SONRAKİ HABER

Osman Kavala hakkında gözaltı kararı verilmesine tepki yağdı: Açıkça suç işleniyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa