08 Şubat 2020 03:24

Antep'te bir tekstil işçisi: Hayalimiz yok, günü kurtarmanın hesabını yapıyoruz

Asgari ücretin bile altında bir gelirle bir tekstil atölyesinde kayıt dışı çalışan Kadir Akkurt’un Düzetepe Mahallesi’ndeki evine misafir olduk.

Kadir Akkurt | Fotoğraf: Abdullah Çiloğlan

Paylaş

Abdullah ÇİLOĞLAN
Antep

Asgari ücret yeni zamla birlikte 2324 lira oldu. Tüm işçilerin ortak fikri bu ücretle bir ailenin geçinmesinin imkansız olduğu. Hemen her gün elektrikten gıdaya temel tüketim ürünlerine gelen zamlar ise cabası. Ya bunun üzerine asgari ücretin altında bir gelirle kayıt dışı çalıştırılmak? Sorunun yanıtını almak için tekstil atölyesinde çalışan Kadir Akkurt’un Düzetepe Mahallesi’ndeki evine misafir olduk. Çocuk yaşta başlayan işçilik hayatında; uzun çalışma süreleri, ağır koşullar, yokluk, yoksulluk ve sürekli biriken borçlar arasında geldiği noktayı şöyle özetliyor Kadir ve eşi Emine: “Geleceğe dair hayalimiz yok, günü kurtarmanın hesabını yapıyoruz.”

Kadir 28 yaşında, evli ve iki çocuğu var. İşçiliğe 10 yaşında, ilkokula giderken tekstil atölyelerinde çıraklı yaparak başlamış. O yılları şöyle anlatıyor: “O zamanlar sabah okula, öğleden sonra da atölyeye gidiyorduk. Okuldan sonra 8-9 saat de çalışıyorduk. Okula gitmeyen çıraklar da vardı. Onlar 15-16 saat çalışıyorlardı. Biz öğleden sonra gidiyorduk, ödev yapmaya zamanımız kalsın diye de diğerlerinden erken bırakıyorlardı. Ama o yaşta okuldan sonra 8-9 saat de çalışınca ne ders çalışacak ne de oyun oynayacak halim kalıyordu.” Sonuç olarak Kadir’in okuldan mezun olması da mümkün olmamış. O günden bugüne de “okul harçlığını çıkarsın, sokakta serseri olmasın” diye gönderildiği atölyede çalışıyor Kadir.

AYLIK ORTALAMA GELİRİ ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA

Günde en az 12 saat olmak üzere sigortasız, kayıt dışı çalışmayla geçen 18 yıl. 6 yıl önce Suriye’den savaştan kaçıp Antep’e gelen Türkmen bir ailenin kızıyla evlenmiş. Bekarken kira, elektrik, su gibi giderleri hesaplamadığı, aldığı haftalıktan harçlığını alıp geriye kalanı ailesine verdiği yaşamın yerini bir evin bütün giderlerinin kalem kalem hesaplanıp denkleştirmeye çalıştığı yeni bir dönem başlamış.

Şimdi çalıştığı atölyede 650 lira haftalık alan Kadir’in aylık geliri aslında asgari ücretin altında. Gelir gider hesabını şöyle anlatıyor: “650 lira haftalık ayda 2 bin 600 lira eder. Görünüşte asgari ücretten fazla gibi. Ama yılda en az iki ay işler duruyor. Çalışılmayan iki ayı yıllık ortalama üzerinden haftalıktan düştün mü, kalır 550 lira. Servis ve öğlen yemeği yok. Yol ve yemek parası haftalık 100 lira. Kaldı mı 450 lira. Ayda bin 1800 lira. Bu paraya günde 12 saat, sigortasız çalışıyorum. 700 lira kira, 130 elektrik, 50 su, 350 lira doğal gaz, 100 lira da eşimle benim telefonlar, toplam 1330 lira eder, geriye kalan 470 lira. Bu parayla mutfak masrafı, üst-baş giyim, iki çocuk var. Onların sütü, bezi, maması... Ve tabii ki sigortasız çalıştığımız için hastane, ilaç masrafları.”

"6 YILDA 50 BİN LİRA BORÇ BİRİKTİRDİK"

Güne zamla uyanılan bu dönemde çarkı nasıl çevirdiğini soruyoruz. “8 ayrı bankadan kredi kartım var” diye başlıyor söze ve devam ediyor: “Evlendikten sonra bir süre ailemle birlikte yaşadık. O zaman kendi yağımızda kavruluyorduk. Ayrı eve çıktıktan sonra da iki yıl kadar kredi kartlarıyla çek yatır yaparak idare ettik. Fakat sürekli artan kart borçları bir yıl önce patladı ve ödeyemez hale geldik. Şimdi bütün kartlarla icralık durumda. 6 yılda 50 bin lira borç biriktirdik.” Sigortalı bir işe girmesi halinde bankaların icra işlemi başlatacağını ve ücretinden yapılacak kesinti nedeniyle geçinmesinin imkansız olduğunu söyleyen Kadir, Antep’te fabrikaların banka borcu olanları da işe almadığını dile getiriyor. “Yani” diyor Kadir, “Artık sigortalı bir işte çalışmak benim için hayal.”

"GEÇEN HAFTAYA KADAR SALÇAMIZ YOKTU"

Kadir’in eşi Emine’ye “mutfağı, çocukların ihtiyaçlarını” nasıl çevirebildiğini soruyoruz. Zorunlu ihtiyaçlardan bile vazgeçmek zorunda kaldıklarını söyleyen Emine devam ediyor: “Her şeyden kısıyoruz. Mesela giyimden kısıyoruz. Aldığımız bir kıyafeti 3 yıl giyiyoruz. Piyasada en ucuzu nerdeyse oradan alıyoruz. Çocuklar daha küçük. Doğum hediyesi olarak eşin dostun getirdiklerini giyiyorlar. Mutfaktan kısıyoruz. Geçen haftaya kadar salçamız yoktu mesela. Mutfağın göstergesi et ve meyvedir bana göre. Meyveyi bir kilo, eti de hafta da 1-2 defa 10 liralık alıyoruz.”

Sosyal yaşamlarının hiç olmadığını, tiyatroya, sinemaya gitmenin, dışarıda yemek yemenin hayal bile olmadığını söyleyen Akkurt çifti Antep halkının neredeyse vazgeçilmezi olan arada bir hafta sonu pikniğe gitmenin de mümkün olmadığını söylüyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Dr. Burak Bilgehan Özpek: İdlib’de cihatçı kartı ilişkileri kötüleştirdi

SONRAKİ HABER

Batıkent'te çocuk istismarı ve istismarla mücadeleye dair söyleşiler gerçekleştirildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...