09 Ocak 2020 01:54

Yerli ve milli otomobil üretelim, ama nasıl?

Otomobil’in olası fiyatından kimlerin alabileceğini düşünecek olursak karşımıza yine gerçeklik çıkıyor: Parası olanın yerliliği ve milliliği.

Fotoğraf: Murat Çetinmühürdar/AA

Paylaş

Çağlayan YILDIZ

Ostim Teknik Üniversitesi

Bildiğimiz üzere 27 Aralık tarihinde Türkiye'nin gündemine birden oturan bir mevzu var: Yerli otomobil 'TOGG'. Bizim okulumuz da sanayinin göbeğinde olduğu için çok fazla tartışılır hale geldi bu yerli otomobiller. Araçtan kısaca bahsetmek gerekirse bu araç 60 yıldır Türkiye’nin hayali olan, bu yıl tasarımı biten ve üretim aşamasına geçilecek olan bir otomobil. Elektrik gücü ile çalışan bu hibrit araç, Bursa'nın Gemlik ilçesinde henüz yeri yapılmamış olan bir fabrikada üretilmek isteniyor. İlk çıkışı 2022 yılında olacak bu otomobil için 5 model, her modelde 3 farklı kasa ile yıllık ortalama 175 bin adet üretim hedefleniyor.

60 YILLIK HAYAL GERÇEK OLDU!

5 farklı şirketin bir araya gelerek altına imza attıkları araç Türkiye’nin “60 yıllık rüyasıymış”, öyle diyor kendileri. Türkiye’nin 60 yıldır hedefinde olan bu araç, İtalya’da dizayn edilip “Pininfarina Stüdyosu’nda” tasarlanıyor. Batarya gibi temel ekipmanları ise Türkiye'de üretilemiyor, burada dışa bağımlılık tekrardan karşımıza çıkıyor. 60 yıldır hayalini kurdukları bu aracı; İtalya’da tasarlayıp, dış ülkelerden ekipmanlarını alarak Türkiye sınırları içinde Japon tezgâhlarında işleyerek mi ''yerli otomobil'' üretilmiş oluyor? Bu şekilde adım atılmaya devam edilirse yerli otomobil hayal olmaktan öteye geçemeyecektir. Burada gözardı edilen diğer bir nokta ise bu aracı üretmekle işin bitmeyeceği. Bu duruma dair okulumuzun Elektronik Teknolojisi öğrencisi olan bir arkadaşımız “Türkiye büyük bir kumar oynamış oldu. Ya elinde patlayacak ya da alnının akı ile işin içinden çıkacak. Çünkü elektrikli araç üretmek ülkede başlı başına altyapı gerektiren bir mesele. Elektrik istasyonları kurmak, kaldırabileceği düzeyde elektrik sistemi geliştirmek gerekir, bunlara sunumlarda değinilmedi ancak umarım düşünülmüştür.” sözlerini söylüyor.

KAÇ KURUŞ BU OTOMOBİL?

Net bir fiyat belirlenmedi henüz. Ancak şu verilere hakimiz: Bu aracın pili 40 bin lira dolaylarında olacak, yaklaşık 180 bin lira ise ham maliyeti olacak (Ar-Ge maliyetinin vs.yansıtılmadığı koşullar). TOGG CEO’su tarafından da gelen açıklamada şunu gördük: “Rekabetçi olmak zorundayız.”. Piyasayı düşünüp kabaca bir fiyat ortaya koyduğumuzda otomobilin fiyatı 250 bin TL (asgari ücretin 108 katına tekabül ediyor.) olacak. Şimdi gelelim asıl meseleye. Yerli otomobil açıklanmadan önce asgari ücret açıklandı, 2324,70 TL. Bu ülkede 20 milyonun üzerinde asgari ücretle geçinen yurttaş var. Ülkenin %13,9 u işsiz. Otomobil fiyatını düşünüp kimlerin alabileceğini düşünecek olursak karşımıza yine gerçeklik çıkıyor: Parası olanın yerliliği ve milliliği. Okulumuzdaki bir sohbette bir öğrenci “Bizim savunma sanayi dışında bir deneyimimiz yok. Bu yönde adım atmış olmaları bizim kendi otomobilimize binecek olmamız güzel. Fiyatı biraz uçuk olacak gibi ancak devlet vergiden muaf tutup, kar marjını şirketlerin almamasını sağlarsa kendi otomobilimizin ülkede yayılmasının ve dışa bağımlılığın azalacağını düşünüyorum.” sözlerini söylerken sohbetin devamında asgari ücrete yapılan zammın yetersizliğini söylüyor.  

DEVLET HALK HARİCİNDE HERKESE “JESTİNİ” YAPIYOR!

5 büyük şirketin bir araya gelerek ortak şekilde üretimine başlayacaklarından bahsetmiştik. Devletin ne gibi sözler verip ne gibi jestlerde bulunduğuna bir bakalım: Gümrük Vergisi muafiyeti, Katma Değer Vergisi (KDV) istisnası, vergi indirimi, azami tutar sınırı olmaksızın 10 yıllık sigorta primi işveren hissesi desteği, 10 yıllık Gelir Vergisi stopajı desteği, azami 360 milyon liralık nitelikli personel desteği, faiz ve kâr payı desteği, yatırım yeri tahsisi, alım garantisi(30 bin otomobil).

Asgari ücretliyi vergiden muaf tutmayan, eğitim yıllarında geçimini sağlayabilmesi için kredi adı altında öğrenciyi borca mecbur eden devlet; eğitiminden sağlığına, yolundan köprüsüne her alanı paralı hale getirerek işçilerin ve emekçilerin sırtından kasasını doldurmaya devam ediyor. Peki, iş girişimciliğe gelince, patronların karına kar katmaya gelince devlet neden jest yapıp onların büyümesinden geri durmuyor?

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Beyazıt’ta cop değil yemek yemek istiyoruz!

SONRAKİ HABER

Manisa'da 4.0 büyüklüğünde deprem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa