09 Ocak 2020 04:20

Özgür Müftüoğlu: Emekçiler kendi çıkarları için savaş politikalarına karşı çıkmalı

Akademisyen Özgür Müftüoğlu Türkiye ekonomisinin bağımlı olması nedeniyle, İran ve ABD geriliminden emekçilerin etkilendiğini ifade etti.

Fotoğraf: Fırat Turgut/EVRENSEL

Paylaş

Muzaffer ÖZKURT
İstanbul

ABD’nin İran Generali Kasım Süleymani’ye düzenlediği suikastın ardından, İran Irak’ta ABD askerlerinin bulunduğu üsse füze saldırısında bulundu. Saldırının hemen ardından Türkiye’deki ekonomik göstergeler bozulmaya başladı. Türkiye ekonomisinin bağımlı olması nedeniyle bu etkilerin yaşandığına dikkat çeken Akademisyen Özgür Müftüoğlu, savaş politikalarının faturasının işçi ve emekçilere kesildiğini belirterek, emekçilerin bu politikalara karşı çıkması gerektiğini söyledi.

"BAĞIMLILIK KIRILGANLIK YARATIYOR"

Türkiye ekonomisinin ithal edilen ara mal ve enerjiyle ayakta duran bağımlı bir ekonomi olduğuna dikkat çeken Özgür Müftüoğlu, “Bunun içinde de kırılgan ekonomi denen, dış etkenlere açık bir ekonomi. Dışarıdaki herhangi bir siyasi, ekonomik dalgalanma Türkiye ekonomisini etkiliyor” dedi. İran’ın saldırısı sonrası ekonomide yaşanan gelişmelerin nedeninin de bu olduğunu söyleyen Müftüoğlu, şunları söyledi: “Ortadoğu’daki savaş ve Türkiye’nin bu sürece başta Suriye ve Libya olmak üzere doğrudan içine katılmış olması, AKP döneminde daha hırçın bir politika izlenmesi kırılganlığı artıran bir rol oynadı. Gerilimlerin doğrudan Türkiye ekonomisine yansımasına neden oluyor.”

"ASKERİ HARCAMALAR EMEKÇİNİN CEBİNDEN ÇIKIYOR"

Suriye, Libya ya da ABD-İran geriliminde olduğu gibi Türkiye içinde olsun olmasın savaş sözcüğü geçtiği anda silah harcamalarının da arttığına dikkat çeken Müftüoğlu, “Devletin kasasının önemli bir kısmının askeri harcamalara ve savaş harcamalarına gittiğini görüyoruz. Buraya giden para nereden geliyor? Çoğu işçi ve emekçilerin gelirinden alınan vergilerden ve satın aldıkları ürün ve hizmetlerdeki ÖTV ve KDV’den oluşuyor. Yani finansı toplum, çoğunlukla da emekçiler yapıyor. AKP Hükümeti sermayeye zaten teşvikler veriyor. Dolayısıyla bedeli ödeyen emekçi kesimler, küçük üreticiler, çiftçiler ve memurlar oluyor” diye konuştu.

Bu politikaların sosyal harcamaların da kısılmasını beraberinde getirdiğini vurgulayan Müftüoğlu, 2020 bütçesinde olduğu gibi kaynağın askeri harcamalara ayrıldığını, EYT’lilerde olduğu gibi emeklilik ve sağlık gibi hizmetlere geldiğinde kaynak yok dendiğini aktardı. Ekonomideki kırılganlık nedeniyle işsizlik ve yüksek enflasyon yaşandığını, bunun da yoksulluğu beraberinde getirdiğini ifade eden Müftüoğlu, şöyle devam etti: “Emekçiler iş bulamıyor ve sözleşmeli askerlik yapanlar da bu kesimlerden oluşuyor. Bu kesimler de ölüm riskiyle savaşa gönderiliyor. Yani savaş direkt emekçileri ilgilendiriyor. Çünkü savaş onları cebinden çıkan para ve haklarının daralması, aynı zamanda çocuklarının ve eşlerinin savaşlar içinde kalma ihtimalinin artması demek.” Müftüoğlu, savaş süreçlerinin metal sözleşmesi, üniversite öğrencilerinin mücadelesi, yoksulluk ve intiharlar gibi meseleleri de görünmez hale getirdiğini, siyasi iktidarın başarısızlıklarının üzerinin örtülmesine neden olduğunu söyledi.

"SAVAŞTAN SADECE SERMAYE KÂRLI ÇIKIYOR"

AKP Hükümetinin doğrudan işin içine girmek istemesinin IŞİD terörü ya da yoğun göç gibi sorulara da kapı araladığını ifade eden Müftüoğlu, bu süreçten sadece sermayenin kârlı çıktığına dikkat çekti: “Sermaye silah sanayine yatırımını artırıyor. Suriye’de de bir ara konuşuldu müteahhitlik hizmetlerinin yaratacağı bir kaynak var. Petrol gibi çıkar beklentileri olanlar var. Ama en doğrudan olanı silah sanayi. Bu sadece Türkiye’de değil, dünyada böyle. Politikaları da onlar belirliyor.”

Savaşların doğrudan emekçileri ilgilendirdiğini, bu nedenle emekçilerin kendi çıkarları doğrultusunda bu politikalara müdahil olması ve karşı çıkması gerektiğini dile getiren Müftüoğlu, “İşçilerin partileriyle, sendikalarıyla savaş politikalarına doğrudan taraf olması gerekir. Gelişen süreçler içinde emekçilerin örgütleri olan partiler ve sendikalar ne yazık ki çok müdahil olmadı. Sendikaların ücret sendikacılığına döndüğünü görüyoruz. Sendikalar bu politikalara karşı mücadele yürütmeli” diye konuştu.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin'in “haftada 4 gün mesai” vizyonu yanlış anlaşıldı

SONRAKİ HABER

Trump "Yüzyılın Anlaşması" nı açıkladı, plandan İsrail işgaline tam destek çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa