12 Aralık 2019 17:25

Geriye kalan tek seçenek

Mademki Türkiye’de mevcut koşulları ortaya çıkaran işleyiş sürüyor, o zaman haklarımızı savunmak, taleplerimizi kazanmak için bir seçeneği mümkün kılmak zorundayız: bu işleyişe karşı örgütlenmek.

Kaynak: Max Pixel

Paylaş

Şule Çet, hani cinsel saldırıya uğrayan ve bir plazanın 20. katından atılan genç kadın.

Katilleri 3 kez gözaltına alınan, üç defasında da serbest bırakılan kadın.

Ayşe, Zeynep, Ceren, Esma, Deniz, Cansu, Sema, Selin, Zehra, Berfin... Hani sayamayacağımız kadar çok isimde olan, “Şule intihar etmedi, öldürüldü, katillere gereken ceza verilsin” diyen, on binlerce kadın.

6 duruşma boyunca, yağmur, soğuk, sıcak demeden 6’sında da “Şule Çet için Adalet” gelene kadar buradayız diyen on binlerce kadın.

Burs, hani eğitim öğretim hayatı boyunca ihtiyacı olan her gencin okul ihtiyaçlarını giderecek olan, en temel hak olan ve devlet tarafından verilmesi gereken maddi destek.

Hani Türkiye’deki adının “bedavacılık”, verilen kısmının da “lütuf” sayıldığı, yoksulluk sınırının 7000 TL olduğu ülkede 550 TL olan miktar.

Şule, Ahmet, Mehmet, Cenk, Ezgi,  Mete, Sedef, Başak, Ekin... Hani sayamayacağımız kadar çok isimde olan ‘Eğitim hakkımız, burs ihtiyacımız’ diyen ve Türkiye’nin dört bir yanında imza atan, imza toplayan, tartışan, harekete geçen on binlerce genç.

FARKLI DİLLERİN ORTAK LİSTESİ

Sonuçlarının milyonlarca genç için pek çok anlama geldiği milyonlarca gelişme yaşıyoruz; her gün. Bugün dünyaya hâkim olan kapitalist üretim sistemi, her gün yeniden kapitalist üretim ilişkilerini sınıf çelişkilerini de keskinleştirerek üretiyor. Bu çelişkiler ki bu sistemin bağrında ortaya çıkıyor ve onun yıkılabilmesi, bu sistemin bekçisi hükümetlerin ve onların hak gaspına yönelmiş adımlarının püskürtülebilmesi için olanaklar da sunuyor.

İşsizlik, kadın cinayetleri, okurken çalışmak, kredi borcu ile mezun olmak, asgari ücretin yoksul olmaya bile yetmemesi, yurt çıkmaması, yurt fiyatlarına zam gelmesi... Bu yazıyı okuyan her arkadaşımız bu listeyi daha da uzatabilir. Bu bir sonuçlar listesi.

Milyonlarca gencin yaşamında pek çok etkide bulunan bir liste. Gelecek kaygısını derinleştiren, sokakta rahat yürüyemez hale getiren, çaresizlik duygusuna iten, “anksiyete” kavramını hayatımıza sokan, sosyal ilişkileri çöküntüye uğratan bir dizi sonuç...

Öte yandan, milyonları benzer taleplerde birleştiren bir liste; “Şule Çet için Adalet”, “Eğitim hakkımız, burs ihtiyacımız”, ‘الشعب یرید ، اسقاط النظام” (*)  “insanca yaşamaya yetecek asgari ücret”, “La précarité tue”(**) “iş”, “özgürlük”, “no es por 3$ es por 30 años”(***)  “bilim”,

WHATSAP’TAN METROYA 

Ki bugünlerde bu taleplerin bazılarını milyonlar sokakta savunuyor. Fransa, Şili, Lübnan ... Kiminde “whatsap vergi” sonucu, kiminde “metro zammı” sonucu döktü milyonları sokağa. Kapitalist sınıfın çıkarları için milyonların haklarına gözlerini diken hükümet politikalarının sonuçları...

Ki bugünlerde tek adamın sınıfsal karakterinin sonuçları Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca gence gidişatı değiştirme olanağı yaratıyor, çeşitli seçenekler sunuyor; ‘yan yana gel’, ‘seyirci kal’. Ki birinci seçeneği mevcut çelişkiler giderek güçlendiriyor.  

Tıpkı üzerinin örtülmesi, cinayetin “intihar” olarak kalması en mümkün seçenek iken “cinayet”in cinayet olarak kabul edilmesi seçeneğinin el birliği ile mümkün kılınması gibi...Tıpkı “kredi”nin geri ödenmesi zorunlu, devletin bir lütfu olarak kalması en mümkün seçenek iken gençliğin el birliği ile sürdürdüğü kampanya ile ‘burs’un hak, eğitimin ihtiyaç olarak isimlerini sayamayacağımız kadar çok genç tarafından kabul edilmesi ve hakkın sağlanması üzerine harekete geçmesi gibi...

AMA YETER Mİ?

Mademki Şule için verilen karar Ceren’i koruyamıyor, milyonlarca genç kadın arkasına iki de bir tedirgin bakış atarak yürümeye devam ediyor.

Mademki “burs hakkımız” demek de yeterli gelmiyor ve hükümet “50 TL zam size yeter” diyor.

Mademki Türkiye’deki bu koşulları ortaya çıkaran işleyiş sürüyor, o zaman haklarımızı savunmak, taleplerimizi kazanmak için bir seçeneği mümkün kılmak zorundayız; bu işleyişe karşı örgütlenmek.

Mücadele etmek, mücadelede ısrar etmek...

İşte bu nedenle tek tek saydığımız isimler bir bütün olarak, geleceği kazanmak, bu sistemi değiştirmek için her olanağı değerlendirmeli, her gün yeniden örgütlü bir karanlığı üreten sistemin karşısına her gün rengârenk örgütlü bir mücadeleyi koymalı!

 

*Halk, sistemin kökten yıkılmasını istiyor / Lübnan

**Güvencesizlik öldürür / Fransa

***3 dolar için değil, 30 yıl için / Şili

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Fabrika atıklarının boşaltıldığı Çorlu Deresi zehir saçmaya devam ediyor

SONRAKİ HABER

Elazığ depreminin ardından siyasi parti ve sendikalardan açıklama

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa