12 Aralık 2019 08:47

Kampanyanın sonundayız; hala mücadeleden yanayız

Parasız eğitim ya da KYK kredi borçlarının silinmesi meselesi yalnızca kriz dönemlerine ilişkin bir talep değil. Var olan kriz koşulları bu talebi daha da acil ve üstü açık bir noktaya getirmiştir.

Paylaş

Mesut Baylav*

Ekonomik kriz, ülke gündemine oturduğu günlerden itibaren faturanın hangi kesimlere çıkacağı tartışmasını da doğal olarak beraberinde getirmişti. Sorunun yanıtını -ki eğer güçlü bir halk muhalefeti ve hareketi yoksa- kapitalizmin yasaları ve tarihsel süreci veriyordu. Fıtratları gereği burjuva iktidarlar, krizin getirdiği yükü halkın nefes aldığı en ücra alanlara kadar yayarak sistemi ayakta tutma yoluna giderler. Türkiye’de bugün yaşanan da budur.

FATURA ÖNCE GENÇLİĞE

Krizin ilk elden etkilediği kesimlerden birini üniversiteli gençlik oluşturuyor. Temel ihtiyaçlara yapılan zamlardan genç işsizlik oranlarına kadar birçok alan kriz ile birlikte daha görünür bir zemine kavuştu. Son açıklanan verilere baktığımızda genç nüfusta yani 15-24 yaş arasında işsizlik oranı 6,6 puanlık artış ile yüzde 27,4’e çıkmış durumda. Yine 15-34 yaş grubunu içine alan geniş yaş tanımlı genç işsiz sayısı ise 2 milyon 801 bine çıkarak Cumhuriyet tarihinin zirvesini görmüş durumda.** Üniversiteye adım atmış neredeyse her öğrencinin en büyük dertlerinden birini burs çıkıp çıkmaması oluşturuyor. Burs çıkanlar kendilerini bir miktar şanslı sayarken, “dışarda” kalan öğrenciler ise kredi bataklığının yolunu tutmak zorunda kalıyor. Bu bataklık mezun olan öğrencilere borç yığını olarak geri dönüyor. KYK kredi borçları meselesi özellikle son yıllarda üniversite gençliği ve mezun öğrenciler arasında ciddi bir sorun.  Emek Gençliği, yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız koşulların olduğu bir dönemde bir kampanya başlatarak döneme giriş yapmıştı. 16 Eylül tarihinde başlatılan “Eğitim Hakkımız Burs İhtiyacımız” kampanyası Aralık ayı başında sona erdi. Toplanan imzalar illerde açıklamalar yapılarak Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü’ne gönderilirken taleplerin takipçisi olunacağı vurgusu yapıldı. Üç talebin yer aldığı dilekçede burs ve kredi yönetmeliğinde değişiklik yapılması talep ediliyor. Taleplerin gençlik kesimleri içerisinde bulduğu karşılık kampanyanın önemini de katlayarak arttıran bir noktada duruyor.

KRİZİN YÜKÜ KARŞISINDA GENÇLİĞİN TALEBİ

KYK burs ve kredileri öğrenciler tarafından esas olarak birkaç noktadan eleştiriliyor. Birincisi özellikle krizin ardından her alanda yapılan zamlara karşılık burs ve kredilerde yapılan zamların gider artışını karşılamaktan çok uzak olduğu. İkincisi burs dağılımında kıstas alınan noktaların adaletsiz olduğu. Bir diğer nokta ise ileride geri ödenmesi istenen kredinin nasıl ödeneceği sorusu. Malum her üç gençten biri işsiz. Emek Gençliği’nin başlattığı imza kampanyası da bu eleştirileri kapsayan üç maddelik bir dilekçeyi oluşturuyor. Kampanyaya dair öğrenciler içerisinde “yapmazlar ama yine de imzalayalım” fikrinin egemen olduğu gerçeğini, “bir şeyler yapmak gerekiyor” düşüncesi izliyor dersek yanılmış olmayız. “Değişmez, yapmazlar” düşüncesinin iktidara olan güvenin etkisini daha da yitirmesinin bir sonucu olarak görmek gerekir. Ancak bunu görmek meseleyi açıklamada eksik kalır. Meselenin diğer yanının da “Taleplerimizi nasıl gerçekleştiririz?” “Krizin faturasının sırtımıza yıkılmasına karşı nasıl bir araya gelebiliriz?” sorularının daha yoğunlukla tartışılması ve somut adımlar atılması olması gerektiğini görebiliyoruz. Bir başka düşüncenin ise “Ekonomi bu haldeyken yapamazlar, nasıl yapacaklar?” olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Oysa geçen yıl iktidarın 17 kapitalistin 3 milyar TL’den fazla vergi borcunu sildiği gerçeği var. Yürütülen tartışmalarda iktidarın sunduğu çok çeşitli argümanların kullanılmasının kitleler içerisinde etkili ve aslında taleplerin gerçeklikten uzak olmadığı fikrini güçlendirdiğini gördük. Burada kapitalizmin krizi ile öğrencilerin talepleri arasındaki ilişkiye bir parantez açmak gerekiyor. Parasız eğitim ya da KYK kredi borçlarının silinmesi meselesi yalnızca kriz dönemlerine ilişkin bir talep değil. Var olan kriz koşulları bu talebi daha da acil ve üstü açık bir noktaya getirmiştir, o kadar. Yani “kriz var” söyleminin öteleyemeyeceği bir durumdur. Konuya ilişkin ayrıntılı yazı dergimizin 346. sayısında yer almıştı.***

BİR ARAYA GELDİKÇE, TAKİPÇİSİ OLDUKÇA

Emek Gençliği’nin bulunduğu bütün alanlarda çağrısını yaptığı ve örgütlemeye çalıştığı esas noktalardan birini de imza kampanyasının yerellerde var olan talepler ile birleştirilmesi oldu. Sınırlı yerlerde de olsa bu durum gerçekleşti. ODTÜ İİBF öğrencilerinin fakülte dekanlığından talep ettikleri fotokopi bursu, Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin kantin fiyatlarına ve fakülte yemekhanesine dair talepleri etrafından yaptıkları çalışmalar vs. Emek Gençliği üyeleri ve kampanyaya destek olan öğrenciler dilekçeler aracılığıyla yüz yüze geldiği üniversite öğrencileri ile gidişatın nasıl değişeceğine dair tartışmalar yürüttü. Örgütlü bir mücadelenin önemine ve gerekliliğine vurgu yapılan bu süreçte talepler etrafında mücadele yürütmenin zorunluluğuna ve kazanım elde edebilmenin yolunun buradan geçtiğine değinildi. Kampanyanın son dönemlerinde Bakan Albayrak’ın açıklaması öğrencilerde “Kredi borçları silinecek mi?” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Kuşkusuz iktidar öğrencilerin tepkilerinden ve taleplerinden haberdar ve meseleyi kendi gündemine de almak zorunda kaldı. Kredi borcunu ödeyemeyen kişi sayısının 5 milyonu bulduğu, 280 bin mezun hakkında yasal işlem başlatıldığı bir dönemde öğrencilerin ve mezunların taleplerinin gerçekleşmesi, patronların vergi borçlarını silen iktidara karşı ancak ve ancak sesini daha gür çıkararak, toplanan ve ulaştırılan dilekçelerin takipçisi olarak, taleplerini daha çok sahiplenerek ve bunun etrafında daha çok bir araya gelerek olabilecektir. Aksi halde iktidarın gönül eylemesi ya da “Gündemimize aldık, bakıyoruz” tutumundan öteye gitmeme potansiyelini taşıyor.

*Emek Gençliği MYK Üyesi

**https://www.evrensel.net/yazi/85134/ekonomi-kimin-icin-iyi-gencler-kayip-kadinin-adi-yok-issizlik-zirvede-intihar-yaygin

***https://www.evrensel.net/haber/390233/kriz-kapitalizmin-egitim-hakki-bizimdir

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Akdeniz'de 4.9 büyüklüğünde deprem

SONRAKİ HABER

Elazığ ve İstanbul'da Evrensel'e destek: Evrensel’in suç ortağıyız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa