28 Kasım 2019 13:30
Son Güncellenme Tarihi: 28 Kasım 2019 14:27

Tahir Elçi'ye seslendiler: Dosyan meçhule gönderilmek isteniyor, direneceğiz

Diyarbakır Sur'da 28 Kasım 2015 tarihinde Dört Ayaklı Minare önünde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi için Diyarbakır başta olmak üzere pek çok ilde anmalar düzenlendi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Öldürülmesinin üzerinden 4 yıl geçen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’ye katledildiği Dört Ayaklı Minare önünden seslendiler.  Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, dosyanın meçhule gönderilmek istendiğini, faillerini bulacaklarını, korkmayacaklarını, direneceklerini söyledi. Elçi’nin eşi Türkan Elçi ise, “Sen gittin gideli yıkılmış bir şehir uyur” diyerek, "Gel herkes için adalet ve eşitliği hatırlat, barış isteyen bir adamı arkadan vurmanın alçaklık olduğunu haykır” diye seslendi.

Sur’da Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’de basın açıklaması yaptıktan sonra öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi anıldı. Diyarbakır Adliyesi önünde başta avukatlar olmak üzere çok sayıda kişi Türkçe, Kürtçe “Seni unutmayacağız” yazılı pankartın arkasında toplanarak Dört Ayaklı Minareye yürüdü. Yürüyüş boyunca “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganları ve zılgıtlar atıldı.

AVUKATLAR CÜBBELERİYLE YÜRÜDÜ

Anmaya CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP milletvekilleri Saliha Aydeniz, Meral Danış Beştaş, DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk’ün olduğu çok sayıda kişinin yanı sıra Elçi’nin eşi Türkan Elçi’de katıldı. Başta Ankara, Antalya, Bursa, Aydın ve Bölge Baroları olmak üzere çok sayıda baro anmaya katılırken, avukatlar cübbeleriyle yürüdü. 

ELÇİ’NİN SON KONUŞMASI İZLETİLDİ

Açıklamalardan önce vurulduğu yerde Elçi’nin yaptığı son konuşması sinevizyon ile gösterildi.

CİHAN AYDIN: İNSAN HAKLARI BIRAKTIĞINDAN İYİ DEĞİL

Sinevizyon gösteriminin ardından konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın Tahir Elçi’ye seslenerek “Yaşamını noktaladığını sanma; yürekleri yumruklarından büyük meslektaşların ve dostların tarafından yaşatılıyorsun, yaşatılacaksın. Mücadelenle yaşatılacaksın, insanlığınla yaşatılacaksın, savaş karşıtlığın ve barışseverliğinle yaşatılacaksın” dedi.

Cihan Aydın’ın konuşması şöyle:

“Tam da burada haince vuruluşunun üzerinden dört yıl geçti. Sana bugün bir yanımız buruk da olsa, iyi haberlerle gelmek istiyorduk, ne yazık ki yine olmadı. Bu ülkede insan hakları, bıraktığın günden daha iyi bir durumda değil.

Faili meçhul cinayetler mi? Bildiğin ve mücadelesini verdiğin gibi. Faili meçhul cinayetlerin tamamı yoldaşlarınca takip edilse de, idarenin ve yargının elbirliğiyle üzeri örtülmeye, aynı kararlılıkla devam etmektedir. Sanma ki arkadaşların olarak takipsiz bırakıyoruz; takip ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Bir de senin barış hayalin vardı. Ne yazık ki esamesi okunmuyor hala. Ama üzülme, barışseverlerin sayısı, bıraktığın yerden daha fazla. Bu puslu havada da susmuyor barışseverlerin sesi. Tüm baskılara rağmen barış kelimesini ve barış fikrini memleketin her karışına, hatta tüm dünyaya yaymak konusunda her zamankinden daha azimliler.

"SINIRIN ALTI DA ÜSTÜ DE TEDİRGİN"

Ya savaş. Savaş kışkırtıcıları tarafından toplumsal yaşamın bir parçası haline getirmeye çalışıldığını söylemeye gerek bile yok. Sen zaten bunu biliyorsun. Savaş sınırları aştı. Ülkenin güneyi ateş topu… Sana Afrin’i mi anlatalım, Azez’i mi, Cerablus’u mu? Ya Kobani. Qamışlo’da hala insanlar uyuyamıyor. Gıre Spi, Serekaniye’de ise yaşam adeta bir can pazarı. Nusaybin ve  Akçakale’de de katledilenler oldu. Yani Sevgili Başkan, sınırın altındakiler de üstündekiler de tedirgin, öfkeli ve kederli.

"YOKSULLUK DİZ BOYU"

Yoksulluk mu? Tam da bildiğin gibi diz boyu. Yoksunluk ve yoksulluk birilerinin adeta halklarımıza dayatmaya çalıştığı cehennem azabı gibi.

Hani demiştin ya… 'Bu mekanda çatışma, savaş istemiyoruz' diye. Ne yazık ki bu konuda da sana iyi bir haber veremeyeceğimizin mahcubiyetini yaşıyoruz. Son anını yaşadığın mekanın hemen bitişiği, aradan 4 yıl geçmesine rağmen hala kapalı… Senin bir ayağından vurulmasına bile tahammül edemediğin kültürel mirasımız dümdüz edildi. Orada yaşayanların; yıkılmış, yerle bir edilmiş düşleriyle yüzleşmesine bile izin verilmiyor. Evet, kent çatışmaları bitti ama kaç kişinin yerinden yurdundan edildiğini hala bilmiyoruz. Yaşamını yitirenler mi? Sayısı bilinmiyor ve bilinmesi de istenmiyor.

"DOSYAN MEÇHULE GÖNDERİLMEK İSTENİYOR"

Dosyana gelince sevgili başkan, meçhule gönderilmek isteniyor yetkililer tarafından. Tam da senden edindiğimiz miras ve deneyim ile takipçisi olmaya devam ediyoruz. Failleri tespit etmek için tamamen bilimsel yöntemlerle bir uzmanlık raporu hazırlattık. Bu raporda olası üç fail tespit edildi. Savcılığa sunduk. Ne yaptılar dersin? Kocaman bir hiç. Soruşturma, faillerini bulmaktan çok, adeta saklamaya odaklanmış durumda. Katledilişinle ilgili İçişleri Bakanlığı müfettişleri bir rapor hazırlamışlar. Bu raporu istiyoruz, tıpkı senin takip ettiğin dosyalardaki gibi bizden de saklıyorlar.

"SUÇ DUYURUSU YAPIYORUZ, VERECEK CEVAPLARI YOK"

Bir de şunu öğrendik Sevgili Başkan; failleri gösteren bazı deliller adli tıp yetkilileri tarafından ortadan kaldırılmış. Suç duyurusu yapıyoruz bu konuda, verecek cevapları yok. Yazdığımız dilekçelerin haddi hesabı yok. Ama tam da senin yazdığın dilekçeler gibi şimdilik cevapsız. Saklayabileceklerini mi sanıyorlar? Milyonlarca göz üzerlerinde, saklayamazlar.

Sanma ki takipsiz bırakacağız, takip edeceğiz, direneceğiz ve faillerini bulacağız. Şiarımızı bilirsin; imkânsızı başarmaya kenetlendik. Mutlaka başaracağız.

"KORKMAYACAĞIZ, DİRENECEĞİZ VE KAZANACAĞIZ"

Cinayetin kameralar önünde işlendi. Amaç sadece senin yaşamına son vermek değildi, senin yoldaşlarına da gözdağı vermek istediler. Ama biliyorsun ki korkmayacağız, direneceğiz ve kazanacağız. Sevgili Başkan, sen rahat uyu. Biliyoruz gittiğin yerde de yalnız değilsin, yanında Apê Musa, Şevket Epözdemir, Medet Serhat, Metin Can, Yusuf Ekinci ve daha niceleri var. Ama unutma! Bizi bırakıp gittiğin bu yerde de büyük yürekleriyle direnen meslektaşların ve dostların var. Hani meşhur bir söz var ya: 'Bu dünyayı büyük yürekler değiştirecek.' Bilesin, bu konuda sözümüz var, bu dünyayı değiştireceğiz.”

TÜRKAN ELÇİ: SEN GİTTİN GİDELİ YIKILMIŞ BİR ŞEHİR UYUR

Aydın’ın ardında Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi’de seslendi. Türkan Elçi’nin Elçi’ye seslenişi şöyle:

“Yine dört ayaklı kapına geldik, yine kuşluk vakti, yine saat 10.53. Bir ömrün hukuka ibretlik ser encamını, bir ağıdın kısa ömür üzerine olanı, taştan bir sokağa anlatmaya geldik. Yine tende yara, yürekte keder’ gecenin karanlığında ölüm kokusu.

Sen gittin gideli içimizde yıkılmış bir şehir uyur, niçin uyanmaz. Uyuduğun sokak kırık, dökük. Gidişin eksiklikti desem yine her şey eksik kalır. Bu dar sokakta eksilen sendin, çoğalan ölümdü. Ardından her şey biraz daha eksildi, mesela huzurumuz, hürriyetimiz, umutlarımız eksildi. Gel kurtar bizi bu kimsesiz kalabalıktan.

"GEL KURTAR BİZİ BU HAKSIZLIKTAN"

Yine dört ayaklı kapına geldik. Yine kasım ayı, mevsim sonbahar. Avucumuz boş, elimiz yüreğimizde, getiremedik bu sokağa adaleti. Gecenin öksüzlüğünde uyuyan adalet, serzeniş yakarış olup damlar avuçlarımıza. Sen gittin hanemizde acıdan başka ne kaldı. Savaş kuruttu gözümüzdeki denizleri, kumunda ölülerden başka ne kaldı. Sen gittin zamansız ölümler çoğaldı. Yalnızlığımızın kuytuluğuna saklandık, gel kurtar bizi bu haksızlıktan.

"HERKES İÇİN ADALET VE EŞİT YAŞAM KOŞULLARINI HATIRLAT"

Sen geldin bu sokağa, yüreğini eline alarak geldin. Yalnız geldin, ölümleri durdurmak için çoğalarak nerelere gittin? Kapkara taşlı kapına geldik, aydınlığından bizim karanlığımıza seslen, bize yaşamın kutsallığından söz et; hakkın, hukukun. Özgür düşünmenin yüceliğini, işkencenin insanlık suçu olduğunu yıllarca haykırdığın gibi yeniden haykır. İnsanlar arasında ırk, dil, din ayrımı yapmadan herkes için adalet ve eşit yaşam koşulları talep etmenin nasıl bir erdem olduğunu, savaşseverlere bu topraklarda savaş istememenin ulviyetini, bu meşum mahalde sanık aramayanların, katillere şerik olacağını masum duruşunla bir kez daha hatırlat."

"BARIŞ İSTEYEN BİR ADAMI ARKADAN VURMANIN ALÇAKLIK OLDUĞUNU HAYKIR"

Barış isteyen bir adamı arkadan vurmanın alçaklık olduğunu haykır. Belki biter bu sabahsız gece. Belki zulüm susar, kan susar, belki onulmaz kaderimiz beklenmedik düzlüğe çıkar. Yine dört ayaklı kapına geldik. Yine yerde yatıp uyanmayan bir elem. Sonsuza dek yerde yatanın ölümünün, tesadüfi bir ölüm olduğuna inandırmak istiyorlar bizi. Oysa biz biliyoruz ki doğrultulan namlu, taammüden ve fiilendir. Sıkılan tek kurşunun sehvenle işi olmaz. Oysa biliyoruz ki günbegün hukukun hükmü azalıyor, hak gölgelenir, katiller elini kolunu sallayarak yürüyor taş  sokağımızda.

"DÖRT AYAKLI KAPINA ÖMRÜMÜZÜN SONUNA DEK GELECEĞİZ"

Dört ayaklı kapına ömrümüzün sonuna dek geleceğiz, Tanrının adını günde beş kez anan bu Minareye- ölümüne şahitlik yapan bu Minareye ahvalimizi anlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Belki ilahi adalet yerini bulur, belki gözümüzün yağmuru diner, belki bu sokağa bahar gelir, insanın insanı yiyip bitiren kavgası son bulur.

Belki karanlık cinayet, faili meçhul olmaktan çıkar, aralanır zulmet ellerin kara perdesi, aramıza ördüğümüz korku duvarları yıkılır, işte o zaman adalet mülkün temeli, mülk kardeşliğimizin temeli olur. Belki bir adalet yağmuru yağar, bu ülke Tahir bir nebze de olsa biter bu sokakta.”

Konuşmanın ardından Dört Ayaklı Minare’nin ayaklarına karanfiller bırakıldı. (Diyarbakır/EVRENSEL)


ANKARA'DA TAHİR ELÇİ'Yİ ANMAK İSTEYEN AVUKATLAR ENGELLENDİ

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Toplumsal Hukuk üyesi avukatlar, 4 yıl önce Diyarbakır’da öldürülen Diyarbakır Barosu eski başkanı Tahir Elçi için Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak istedi. 

Adliyenin B kapısında bir araya gelen avukatlar, polisler tarafından “Valilik talimatı” ve “vatandaşların adliyeye girmesini engelliyorsunuz” gerekçesiyle engellendi. 

Açıklama yapmakta ısrar eden avukatlar hazırladıkları basın açıklaması metnini okumaya başladığı esnada polisin müdahalesine maruz kaldı. Polislerin kalkanlarla avukatlara müdahalede bulundu.

Avukatların hazırladığı üzerinde Kürtçe “Em te ji bîr nakin”, Türkçe “Seni unutmayacağız” yazılı pankart da yine polisler tarafından yırtılarak çöpe atıldı. 

Saldırıya tepki gösteren avukatlar adliye içerisinde “Tahir Elçi ölümsüzdür”, “Hepimiz elçiyiz, öldürmekle bitmeyiz” sloganları atarak yürüdü.

Anma, Adliye içinde Ankara Barosu’na ait olan odada devam etti. (Ankara/MA)


İZMİR'DE AVUKATLAR ELÇİ'Yİ ANDI: DEVLET CİNAYETİ ÖRTMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPTI

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İzmir Barosu, ÇHD ve ÖHD İzmir Şubeleri, öldürülmesinin dördüncü yılında Tahir Elçi'yi andı. İzmir Baro binası Özgür Kürsü önünde yapılan basın açıklamasında kurumlar adına İzmir Barosu Başkan Yardımcısı Özgür Yılmazer okudu.

Tahir Elçi'nin yargısız infazlar, işkenceler, köy yakma davaları, faili meçhuller başta olmak üzere yüzlerce dosyada mağdurların avukatlığını yaptığını söyleyen Yılmazer, "Tahir Elçi, ulusal bir televizyon kanalında yaptığı bir açıklamanın ardından önce malum çevrelerce hedef gösterildi, ardından Diyarbakır Barosundaki makamında gözaltına alındı, ilk açıklamasının bir ay sonrasında ise Diyarbakır'da katledildi" dedi.

Yılmazer, "Avukat Tahir Elçi'nin katilleri aradan geçen dört yıl içinde yargı önüne çıkarılmadı. Olay yeri incelemesi uygun şekilde yapılmadı. Adli Tıp Kurumunda devam eden işlemlerde delil karartıldığına dair ciddi şüpheler oluştu. Soruşturmada 2 başsavcı, 4 savcı değişti. Video kayıtlarında ateş ettiği görülen 4 polis ise şüpheli olarak dinlenilmedi. Avukatların talepleri dikkate alınmadı. Kısacası Devlet, bu cinayeti örtmek için elinden gelen her şeyi yaptı" diye konuştu.

"ELÇİ CİNAYETİNİ FAİLİ MEÇHULLER ARASINA YAZDIRMAYACAĞIZ"

Elçi'nin, barışa ve kardeşliğe adanmış bir hayat yaşadığını dile getiren Yılmazer, "Son nefesini vermeden önce Diyarbakır Dört Ayaklı Minare'nin altında 'Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak dursun' demişti. Bizler, Tahir Elçi'nin dostları ve meslektaşları olarak arkadaşımızın bu son sözlerini bir vasiyet olarak kabul ediyoruz. Onun insan haklarına saygılı, demokratik bir ülkede yaşama arzusunu gerçekleştirene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Tahir Elçi cinayeti dosyasını, hayatı boyunca çözülmesi için çabaladığı faili meçhuller arasına yazdırmayacağız" dedi. (İzmir/EVRENSEL)


ANTALYA: HAYATI KATLİAMLARA, İŞKENCEYE VE CİNAYETLERE KARŞI MÜCADELENİN TARİHİDİR

Antalya'da İnsan Hakları Derneği ve Çağdaş Hukukçular Derneği şubeleri, Tahir Elçi'nin öldürülmesinin 4. yıl dönümünde açıklama yaptı.

Attalos Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamayı Avukat Nesibe Bahadır okudu. Tahir Elçi’nin barışın kentinde, barışın simgesinin önünde, barış çağrısı yaparken vurulduğunu hatırlatan Bahadır “Mezarsız ölülerin çığlığının peşinde geçen genç ömrü, faili meçhullerin, Cumartesi Anneleri’nin, toplu mezarların, binlerce insanın işkencede çığlıklarının arşa yükseldiği, gökyüzünü kararttığı yılların tarihidir. Onun hayatı katliam, işkence ve cinayetlere karşı mücadelenin tarihidir” dedi.

Hak ihlallerine karşı mücadele veren avukatların sindirilmesinin faili meçhuller, gözaltında kayıplar ve işkenceler üzerine kurulan siyasetin bir parçası olduğunu belirten Bahadır “Tahir Elçi’nin katledilmesinden sonra, hak ihlalleri mağdurlarının ve hak mücadelesi verenlerin yanında duran onlarca avukatın tutuklanmış ve gözaltından geçmiş olması, yüzlercesi hakkında asılsız soruşturma ve davalar açılmış olması, Tahir Elçi cinayeti ile hedeflenen avukatları sindirme politikasının devamıdır” şeklinde konuştu.

Tahir Elçi’nin çatışmasızlık ve barış çağrısına kulak verilmediğini ve savaş politikalarının o günden bu yana can almaya devam ettiğini dile getiren Bahadır, "Meslek yaşamı cezasızlık politikalarına karşı mücadele ile geçmiş olan Tahir Elçi cinayeti de cezasızlığa mahkum edilmeye çalışılmaktadır" ifadelerini kullandı. Tahir Elçi cinayetinin üstünün örtülmesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Bahadır “Bu cinayet aydınlatılmadığı sürece, kanlı cenazemiz hafızalarımızda, Dört Ayaklı Minare’nin altında boylu boyunca yatacak ve bu cinayeti işleyenler de üzerini örtenler de rahat yatamayacaklardır” diyerek sözlerini noktaladı.

HDP MİLLETVEKİLİ KEMAL BÜLBÜL: DEVLET ÇETELERİN ELİNDE OYUNCAK

Daha sonra konuşan Antalya HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Tahir Elçi’nin insan hakları savunucusu, devrimci, demokrat, hukukçu bir Kürt aydını olduğunu ve katledilme sebebinin de bütün bunların toplamı olduğunu söyledi. "Tahir Elçi’nin katledilmesi devletin çetelerin elinde oyuncağa dönüşmesindendir" diyen Bülbül, “Tahir Elçi’ye katliam olarak yöneltilen operasyon bugün şafak saatlerinde suçsuzlara, kadınlara, gençlere, HDP yöneticilerine, insan hakları savunucularına, gözaltı olarak yansıyor” ifadelerini kullandı.

AKP-MHP hükümetinin insanlığa karşı suç işlediğini söyleyen Bülbül “Bugün ellerinde bulundurdukları zebani hukuku buna suç demiyor olabilir ama işlediğiniz bu suçlardan dolayı mutlaka yargılanacaksınız. Tıpkı Tahir Elçi cinayetinde ve katliamında olduğu gibi, Türkiye halklarını temsil ettiği iddia edilen savcılar ve hakimler de suç işlemiştir, güvenlik güçleri de suç işlemiştir. Bu suçu işlemeye sistematik olarak devam ediyorlar. Şu anda bir cezasızlık var” ifadeleriyle sözlerini noktaladı. (Antalya/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Gazeteciler Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya'nın yargılandığı davada savcı ceza istedi

SONRAKİ HABER

Türk-İş 23. Olağan Genel Kurulu başladı: Tepki var eylem yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa