27 Kasım 2019 18:59

Mahkeme, Van'daki eylemlere katılanlara kesilen para cezalarını kaldırdı

Van’da farklı tarihlerde yapılan eylem ve etkinliklere katılan Beyaz Tülbentli Anneler başta olmak üzere çok sayıda kişiye polislerce kesilen para cezaları mahkeme tarafından kaldırıldı.

Fotoğraf: MA

Paylaş

Adnan BİLEN

Van’daki eylem ve etkinliklere katılanlara polislerce kesilen para cezaları mahkeme tarafından kaldırıldı. Mahkeme, “barışçıl gösteriye katılanlar hakkında idari para cezaları verilmesinin ileride kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye neden olabileceğine” hükmetti.

Van’da açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerine dikkat çekmek için farklı tarihlerde yapılan etkinliklere katılan Beyaz Tülbentli Anneler, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUHAYDER) Şube yöneticileri, HDP eski İl Eş Başkanları Ümit Dede ve Yadişen Karabulak ile birçok avukata “Kabahatler Kanunu” gerekçe gösterilerek 320'şer TL para cezası kesilmişti.

Yapılan itiraz sonucunda Van 3. Sulh Ceza Hakimliği, herkesin düşüncesini ifade edebilmesi ve toplanma hakkını kullanmasının hak olduğunu belirterek, kesilen bu cezaları kaldırdı.

"PARA CEZASI GÖSTERİ HAKKINA MÜDAHALEDİR"

Kesilen para cezalarının “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı”nın sadece kullanılması sırasında değil, kullanılmasından sonraki işlemlerin de hak üzerinde sınırlayıcı etkisinin olabileceğine karar veren mahkeme, "Bu sebeple kişilerin katıldığı oturma eylemine kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ile cezalandırılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale olduğu kabul edilmelidir. Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut itiraza uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir" dedi.

"GÖSTERİ HAKKI TOPLUMUN EN TEMEL DEĞERİDİR"

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer aldığı ve bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak, başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkânını korumayı amaçladığı belirtilen kararda, bu durumun hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimi olduğu vurgulandı.

Mahkeme, anayasal haklar içinde kendine has rolünün ve özel uygulama alanının varlığına rağmen, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının aynı zamanda ifade özgürlüğünün ışığında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.

Mahkeme, "İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de geçerlidir. Sonuç olarak; toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Bir olayda meşru amaçların varlığının, hakkı ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında olayın şartları içinde bir denge kurmaktır" değerlendirmesinde bulundu.

"PARA CEZASI İLLERDE HAKKIN KULLANIMI İÇİN ÇAYDIRICI OLACAK"

Demokratik bir toplumda mevcut düzene itiraz eden, barışçıl yöntemlerle düzenin değiştirilmesini ve gerçekleştirilmesini savunan kişilere bu fikirlerini toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla ifade edebilme imkânı sunulduğu üzerinde durulan mahkeme kararın devamında şu değerlendirmeler yer aldı:

"Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplantı hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir. Barışçıl şekilde toplanan kişilere yapılan müdahalelerin demokratik toplumda kamu düzeninin korunması açısından gereklidir. Gösteri sonrası yapılan müdahalelerde barışçıl gösteriye katılanlar hakkında idari para cezaları verilmesi ileride kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye neden olabilir. Anayasa Mahkemesi birçok kararında usulüne uygun olarak verilmiş emre aykırı bir davranışın varlığını tek başına temel hak ve özgürlüklere müdahale için yeterli kabul etmemiştir. Gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına belirli bir ölçüye kadar müsamaha göstermesi gerektiğini, barışçıl bir gösteri veya oturma eylemi nedeniyle somut olayda olduğu gibi ilke olarak cezai bir yaptırım da uygulanmaması gerektiğini önemle vurgulamıştır."

MAHKEME VALİLİĞİN YASAĞINI SAVUNDU

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına dair bu değerlendirmelerde bulunan mahkeme, aynı kararında kentte OHAL ilanından bu yana Valilik tarafından her 15 günde bir alınan ve Bin 100 günü aşan eylem ve gösteri yasaklarını ise, “kamu güvenliği ve kamu düzeninin sağlanması” gerekçesiyle savundu.

Mahkeme, kararında "Somut olayda polis tutanaklarında kişilerin katılmış olduğu oturma eyleminde bazı faaliyetlerin önemli derecede aksamasına neden olduğu veya kamu düzenini bozduğu ya da bu yönde ciddi bir tehlike doğurduğu yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle idare; kişilerin katıldığı oturma eyleminin kamu hizmetlerinin aksattığını, kamu düzenini bozduğunu veya bozma tehlikesi ortaya çıkardığını ortaya koyamamışlardır. Aynı şekilde basın açıklamasının barışçıl bir şekilde ve iki dakika gibi kısa bir sürede tamamlandığı, açıklama yapan grubun olaysız dağıldığı da göz önünde bulundurulduğunda, kolluk güçleri veya idare tarafından müdahale edilmesi gereği duyulmamış, muteriz hakkındaki idari para cezası oturma eyleminden sonra kolluk güçleri tarafından düzenlenmiştir. Bu nedenle kişilere verilen idari para cezasının kamu düzenin sağlanması ve başkalarının haklarının korunması için demokratik toplum gereklerine uygun olmadığı, caydırıcı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar verilmiştir" denildi. (Van/MA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ataşehir Belediyesi işçileri: CHP’nin örgütü değil işçi örgütü olalım

SONRAKİ HABER

Murat Dağı'ndaki ÇED kararı 15 gün sonra açıklanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa