27 Kasım 2019 03:45

Emekçiler, asgari ücretin 3 bin liranın üzerinde olmasını istiyor

Asgari ücretin belirlenmesinin beklendiği bugünlerde Ankara'da konuştuğumuz işçilerin anlattıkları, emekçilerin yaşamlarının ne durumda olduğunu ortaya koyuyor.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Buse VURDU
Ankara

Asgari Ücret Tespit Komisyonu öncesinde konuştuğumuz iki işçinin anlattıkları, Türkiye’deki emekçilerin yaşamlarına ilişkin de geniş bir tablo sunuyor. 10 yıl önce dükkanını kapatmasına rağmen hâlâ vergi borcunu ödeyen, emeklilikte yaşa takılan, meslek hastalıkları nedeniyle ameliyat olan, işsiz kalma korkusuyla her sabah işe giden işçiler, asgari ücretin en az 3 bin lira olmasını istiyor. Ekonomik gidişat nedeniyle 46 yaşından sonra çalışmaya başladığını belirten kadın işçilerden biri ise şöyle diyor: Cennet cehennem bu dünyada işte. Parası olan cenneti yaşıyor, biz de sürünüyoruz.

"46 YAŞIMDA ÇALIŞMAYA BAŞLADIM"

İşçi, patron ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2020 yılında geçerli olacak asgari ücretin belirlenmesi için görüşmelerine 2 Aralık’ta başlayacak. Görüşmeler öncesi asgari ücreti konuşmak üzere Ankara İbni Sina Hastanesinde çalışan temizlik işçisi kadınlarla bir araya geliyoruz. İşçiler işten atılma korkusuyla isimlerini vermek istemiyorlar. İki yıldır hastanede çalıştığını belirten bir kadın işçi, tek asgari ücretle geçinmenin imkansız hale geldiğini söylüyor. Eşinin bir süredir çalışmadığını, kendisi gibi asgari ücretle çalışan büyük oğluyla evin zorunlu ihtiyaçlarını ancak karşılayabildiklerini anlatıyor. “Oğlum çalışmasa geçinmemiz imkansız. İki asgari ücretle evi çevirmeye çalışıyoruz. Oğlanın da işten çıkarılma ihtimali var” diyen kadın işçi, krizle birlikte hayat şartlarının giderek zorlaştığını söylüyor. 46 yaşından sonra çalışmaya başladığını ifade eden kadın işçi, “İnsanlar geçinemediği için intihar ediyor şimdi, aileler yok oluyor. Hep kesiyorsun, hep kesiyorsun; nereye kadar? Cennet cehennem bu dünyada işte. Parası olan cenneti yaşıyor, biz de sürünüyoruz” diyor.

BİR MAAŞ EV KREDİSİNE GİDİYOR

Annesi ve kayınvalidesinin mutfak yardımlarıyla ancak idare edebildiklerini anlatan kadın işçi, eve giren maaşlardan birinin olduğu gibi ev kredisine gittiğini söylüyor. 29 yıl kirada oturduklarını, ancak kredi çekerek ev alabildiklerini ifade eden kadın işçi, “2 bin 300 lira kredisi var her ay evin. Benim maaş direkt oraya gidiyor. Küçük çocuk stajyer olduğu için asgari ücretin üçte biri kadar para alıyor, onun harçlığı o oluyor. Geri kalanına da yol, faturalar... Neyse ki tek araçla gidip geliyoruz işe. İki üç araç olsa elimizde hiç para kalmayacak” diye anlatıyor.

"ASGARİ ÜCRETTEN VERGİ ALINMAMALI"

Kadın işçi, asgari ücretin 3 bin lirayı geçmesi gerektiğini düşünüyor. “Bugünün koşullarında onunla bile geçinmesi çok zor ama yükü biraz azaltır” diye ekliyor. Asgari ücretten vergi alınmaması gerektiğini düşünen kadın işçi, “Zaten asgari ücret alıyoruz, bir de vergi dilimine girdi mi elimizde bir şey kalmıyor. Senede 12 ay var yarısında elimizde para kalmıyor. Asgari ücretlilerden vergi alınmaması lazım” diyor.

İŞ GİTTİKÇE AĞIRLAŞIYOR, MAAŞ DEĞİŞMİYOR

Bir başka kadın işçi ise hastanede zor şartlarda çalıştıklarını anlatıyor. Meslek hastalığı nedeniyle yakın zamanda ameliyat olduğunu ifade eden işçi, taşerondan kadroya geçiş sonrası artan sorunlarına dikkat çekiyor. Kadroya geçtikten sonra yaklaşık 100 personelin Cebeci ve İbni Sina hastanelerinden ayrıldığını, ocak ayında yaklaşık 50-60 personelin daha emekli olacağını dile getiren kadın işçi, eleman alımının zorlaşması nedeniyle ayrılan çalışanların işlerinin de kalanlara yüklendiğini anlatıyor. “Eleman yok, iş gittikçe ağırlaşıyor. Asgari ücret yaptığımız işi artık hiç karşılamıyor” diyen kadın işçi, 4 kişilik bir ailenin geçinebilmesi için 6-7 bin liranın gerektiğini söylüyor.

"DEMİRÖREN’DEN ALSIN VERGİYİ"

Aynı zamanda EYT’li olduğunu söyleyen kadın işçi, emekli olabilmek için 2.5 yıl daha çalışması gerektiğini ifade ediyor. Üniversite sınavına hazırlanan bir oğlu olduğunu belirten işçi, “Muhtemelen emekli olduktan sonra da çalışacağım. Şimdi dershane parası var, sonra başka şehirde okuması etmesi... Yine bir yerlerden kısıp çözmemiz gerekiyor” diyor. İşçi, kasım ayında 3 yıllık banka promosyanlarını aldıklarını, ancak 4-5 gün olmadan paranın yarısının borçlara ve ödemelere gittiğini söylüyor. “Ülkenin durumu belli, fiyatlar belli. Sineye çektikçe daha da katlanıyor” diyen kadın işçi, hükümetin vergi düzenlemesi tartışmalarına da tepki gösteriyor. “Vergiyi tabana yayacağız diyorlar. 3-5 tane şirketi kalkındırmak için yaptıklarını görüyoruz. Demirören’den alsın vergiyi. 10 sene önce kapattığım dükkanın hâlâ vergi borcunu ödüyorum asgari ücretli halimle. Benimki silinmiyor, onlarınki neden siliniyor? Onların bizden ne eksiği var?” diye soruyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kadıköy'de başörtülü kadına saldıran kadının 12 yıl 8 aya kadar hapsi istendi

SONRAKİ HABER

İspanya Komünist Partisi (Marksist-Leninist) 9. kongresini topladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa