15 Kasım 2019 06:38

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB bütçeye dair konuştu: Adil bir bütçe istiyoruz

2020 yılı merkezi bütçe görüşmelerine katılımları engellenen emek ve demokrasi güçleri, ürettikleri değerin daha adil dağıtılacağı bir bütçe istediklerini söyledi.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Birkan BULUT
Ankara

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerine katılması engellenen işçi sendikaları ve meslek odaları, 2020 yılı bütçesinde krizin yükünün emekçilere yüklendiğini belirtti. Sermayeye aktarılan kaynaklar, özelleştirmeler ve israfla birlikte ekonominin artık gasp ekonomisine dönüştüğüne dikkat çeken emek ve demokrasi güçleri, ürettikleri değerin daha adil dağıtılacağı bir bütçe istediklerini söyledi.

DİSK: GÖRÜŞMELERE KATILMAMIZA İZİN VERİLMEDİ

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, ekonomik kriz koşullarında bütçenin en önemli muhatabı, işçi sendikaları olarak komisyon görüşmelerine katılmak istediklerini ama izin verilmediğini söyledi. 2020 bütçesinin "sıradan bir belge" olmadığını belirten Çerkezoğlu, “Bütçe ülkede üretilen toplam değerin nasıl dağıtılacağına dair çok önemli bir belge. Bu ülkenin değerini üreten emekçileri olarak bu bütçenin nasıl planlanacağı bizler açısından önemli. Biz 2020 bütçesine baktığımızda adil bir paylaşım göremiyoruz. Eğitim ve sağlığa ayrılan bütçenin düşük olduğu, savunmaya ayrılan bütçeyle savaşa dönük yatırımların daha önde olduğu bir süreci görüyoruz. Ürettiğimiz toplam değerin daha adil dağıtılacağı bir bütçe istiyoruz. 2020 yılındaki bütçenin işçi emekçiyi, halkı gözetmeyen bir politikanın ürünü olduğunu görüyoruz” dedi.

"BÜTÇE MECLİSİN DE ELİNDEN ALINDI"

KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, bütçenin hazırlanma sürecinde emekçilerin dışlanması durumunun sürdüğünü söyledi. Hatta Cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte Meclisin de bütçe yapma hakkının elinden alındığını belirten Bozgeyik, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığında hazırlanan bütçeden sonra Meclisin onay yeri haline geldiğini dile getirdi. Bozgeyik, 2019 yılı bütçesinin hesabının da tam olarak verilmediğini söyledi. Geçen yıl istihdam için ayrılan kaynakların nereye harcandığının açıklanması gerektiğini ifade eden Bozgeyik, iktidara yakın vakıflara aktarılan kaynakların tam anlamıyla açıklanmadığını dile getirdi.

Ekonomik krizle birlikte kamu emekçilerinin yoksullaştığını, özellikle son toplu sözleşmede gerçek enflasyon altında yüzde 4+4 bir zamma mahkum edildiğini belirten Bozgeyik, ayrıca kamuda güvenceli istihdam modelinin artık ortadan kaldırıldığını dile getirdi. Kadrolu çalışmanın esas alınmasını gerektiğini belirten Bozgeyik, “İşsizlik rakamları her gün daha da artıyor. Bireysel emeklilik sistemi ve kıdem tazminatının fona devredilmesi çalışmaları var. Dolaylı vergiler yüzde 22 oranında artırıldı. Bu yüzden enflasyonun da bunun altında çıkmaması gerekiyor. Yoksulluk sınırı üzerinde bir ücret talebi için emek ve demokrasi güçleriyle görüşüyoruz. Önümüzdeki dönem bir program çerçevesinde ekonomik demokratik taleplerimiz için bir mücadele planını açıklayacağız” diye konuştu.

"DIŞA BAĞIMLI EKONOMİNİN BU HALE GELECEĞİ BELLİYDİ"

TMMOB Başkanı Emin Koramaz, komisyon görüşmelerine girmelerinin engellenmesi nedeniyle Meclis Başkanlığına bir yazı yazdıklarını ama hâlâ kendilerine bir yanıt verilmediğini söyledi. 2020 yılı bütçesinin üretimin güçlendirildiği değil, rant ve zamları destekleyen bir bütçe olduğunu söyledi. Bütçelerde ayrılan kaynakların devletin gerçek yüzünü gösterdiğini belirten Koramaz, “Ekonomi artık rant ekonomisini aştı, gasp ekonomisine dönüştü. Ülkenin doğal zenginlikleri, kamu kurumları özelleştirme adı altında yandaşlara dağıtıldı. Hazine garantili büyük sözleşmeler ve kamu özel ortaklıklarıyla ekonomi döndürülmeye çalışılıyor” dedi.

Sanayicilere verilen desteğin üretimi artırıcı değil, rant üzerine kurulu olduğunu belirten Koramaz, şöyle devam etti: “Biz üretici kesimlerin, tarım üreticisinin desteklenmesine karşı değiliz. Ancak bu kesimler şimdiye kadar rant üzerine politika yürütenler, alınan borçları inşaat ve betona yatıranlardır. Çeşitli aflarla, düşük faizlerle bugüne kadar desteklenip palazlandırılmıştır. Ülkemizde yıllardır uygulanan neoliberal politikalarla krizi çözmek mümkün değildir. Dışa bağımlı ve dış borçlarla dönen bir ekonominin sonunda bu noktaya geleceği belliydi. Enflasyon, hayat pahalılığı arttı. İşsizlik gençlerde yüzde 27’lere yaklaştı. Biz bütçelerin toplumsal yararı ön plana alarak, işsizliğin giderilmesi, toplumsal refahın büyütülmesi için oluşturulması gerektiğini savunuyoruz” dedi.

"YILDA BİR ASGARİ ÜCRETTEN FAZLASI SAĞLIĞA GİDİYOR"

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanlığının bütçesinin geçen yıla göre yüzde 21 artmasının öngörüldüğünü söyledi. Fakat bütçe kalemlerine bakıldığında bu yıl yüzde 44.68 olan personel giderlerinin 2020’de yüzde 41.24’e düşeceğini belirten Adıyaman, buna karşın 2019 yılında yüzde 27.85 mal hizmet alımları harcaması payının 2020 yüzde 30.16’ya çıkarılacağını kaydetti. Bunun devletin hizmet alımlarına aktarılan kaynağının artması anlamına geldiğini ifade eden Adıyaman, “Vatandaşın cebinden çıkan sağlık harcaması da artıyor. TÜİK verilerine göre hane halkının tedavi ilaç vb. amaçlı yaptığı yıllık harcama yüzde 19.4 artmış. Kişi başı sağlık harcaması 2017 yılında 1750 TL düzeyindeyken, yüzde 15 yükselerek 2018’de 2 bin 31 TL olmuş. Sağlık harcaması için bir yılda asgari ücretten fazla harcama yapılıyor.

Yıllardır sağlıkta özelleştirme politikalarına karşı çıktıklarını belirten Adıyaman, “Şimdi şehir hastaneleri konusunda iktidarın çark ettiğini görüyoruz. Sağlık Bakanı iki gün önce bu yöntemden vazgeçilip kamu tarafından ihaleye çıkarılacağını söyledi. On şehir hastanesi yapıldı, milyarlarca lira ödendi ama böyle gitmeyeceğini anladılar. Çünkü bütçede büyük bir kara delik oluştu. Eğer planladıkları 28 şehir hastanesi yapılsaydı sağlık bütçesinin üçte ikisini buraya harcamak zorunda kalacaklardı. Bizce yapılan 10 hastanenin bir an önce kamulaştırılması ve oluşan kamu zararının karşılanması gerekiyor” dedi.

"YÜZDE 8 ASGARİ ÜCRET ZAMMI KABUL EDİLEMEZ"

Ekonomik krizle birlikte aralık ayında belirlenecek yeni asgari ücretin de çok önemli olduğunu vurgulayan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Ücret ve vergilere ilişkin bir kampanya başlattık. İşyeri toplantıları, mitingler düzenliyoruz. Önümüzdeki hafta asgari ücretle ilgili taleplerimizi içeren raporumuzu kamuoyuyla paylaşacağız. IMF programı kapsamında gerçekleşen değil, hedeflenen enflasyonla asgari ücretin belirlenmesi çok tehlikeli. Yüzde 8 civarında bir asgari ücret zammı kabul edilebilir değil. Asgari ücret konusunda üyemiz olsun olmasın, işçilerle bu mücadeleyi örgütleyeceğiz” diye konuştu.

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İrfan Kaplan: Saadet Harmancı'nın yaşadıklarına maruz kalan yüz bin öğretmen daha var

SONRAKİ HABER

Kalın'dan Davutoğlu'na yanıt: Erdoğan'ın mal varlığı bellidir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa