15 Eylül 2019 23:45

Dünya Turu | Hindistan’da kadınlar, çocuklarına eşitliği öğretiyor

Dünya Turu’nda çocuklarının ayrımcılık yaptığını fark ederek harekete geçen Hindistanlı kadınlar, Şili’de 22 yıl hapis cezası alan ‘Nazi’ lakaplı polis, Meksika’da mahsur kalan Afrikalılar var.

Tufail Abbas (Fotoğraf: Red Phonix) | Hindistanlı çocuklar (Fotoğraf: Pixabay)

Paylaş

Hazırlayan: Elif GÖRGÜ

Cezasızlık kader değil! Şili’de işkenceci polise 22 yıl ceza verildi. Pakistanlı komünist lider Tufail Abbas 92 yaşında hayatını kaybetti. Gerici hükümetin Müslüman halka yönelik ayrımcı politikalarının yükseldiği bir dönemde Hindistanlı anneler, çocuklarına eşitliği öğretme kararı aldı. Yüzlerce Afrikalı göçmen Meksika’da mahsur. Güney Afrikalı otomotiv işçileriyle patronlar arasında üç yıllık sözleşme imzalandı. Hepsi Dünya Turu’nda....


ŞİLİ: İSTEYİNCE OLUYOR; İŞKENCECİ POLİSE22 YIL HAPİS CEZASI

Türkiye’de suça hatta cinayete karışan kamu görevlilerine yönelik cezasızlık tartışılırken dünyanın öbür ucundan, Şili’den örnek bir mahkeme kararı geldi. “Nazi” lakaplı emekli polis Francisco Arzola, işlediği işkence ve sahtecilik suçlarından 22 yıl hapis cezasına mahkum edildi. El Ciudadano gazetesinin haberine göre Arzola’nın herhangi bir gerekçeyle erken tahliye edilmesinin önü de kapatıldı.

Şili’de “Carabineros” adı verilen polis teşkilatında çalışan Francisco Arzola, 21. Polis Karakolu’nda görev yaptığı süre içinde özellikle seyyar satıcılara yönelik ağır işkenceler yaptığı suçlamasıyla yargılanıyordu.

Savcılığın açıklamasına göre kimlik kontrolü gerekçesiyle bir polis otobüsünde gözaltında alınan satıcılar “acımasızca dövüldüler, boğazları sıkıldı, aşağılandılar ve hakarete uğradılar.” Öte yandan mahkeme, aynı karakolda görevli Rodrigo Muñoz Cid isimli polis de işkence suçundan 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

El Nazi’nin kurbanlarından biri olan W.C. ise, insan hakları kuruluşlarına verdiği ifadede yaşadıklarını, “Beni yere attı, göğsüme bir sopa bastırdı ve yukarı doğru iterek beni boğdu. Ardından yeniden silahını doğrulttu ve bana ‘Ben el Nazi’yim, ayağa kalk, çünkü seni öldüreceğim’ dedi ve ateş etti, fakat revolverde kurşun yoktu” diye aktardı.

C.C. isimli kadın ise polis ifadesinde, “Beni koltuğa attı ve boğazımı sıkmaya başladı, saçımdan tuttu ve sürükledi, kafama vurdu. Ne kadar sürdüğünü bilmiyorum. Benim için sonsuzluktu” ifadelerini kullandı.

El Publico’nun haberine göre, Savcı Tania Sironvalle, mahkeme kararının ‘tarihi’ olduğunu ve hükümlü olanların ikisinin de, cezanın düşürülmesi gibi haklara tabi olmayacağını belirtti.

Şili Başsavcılığının bu dava kapmasında, başkent Santiago bölgesindeki işportacılara, taksi şoförlerine ve öğrencilere yönelik baskılar nedeniyle bir düzineden fazla polisi araştırdığı belirtiliyor.


PAKİSTAN: İŞÇİ LİDERİ, KOMÜNİST TUFAİL ABBAS YAŞAMINI YİTİRDİ

Pakistanlı komünist, Pakistan İşçi Cephesi Başkanı ve Urdu dilinde yayın yapan Awami Manshoor Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tufail Abbas, geçtiğimiz 8 Eylül günü 92 yaşında hayatını kaybetti.

Pakistan Komünist Partisinin ilk militanlarından Abbas’ın hayatı, Pakistan işçi hareketinin tarihinin de bir özeti niteliğinde. Aynı zamanda eski bir sendikacı olan Tufail Abbas, 1954 yılındaki havayolu grevinde lider rolüyle öne çıktı. Uzun yıllar Havayolu Emekçileri Sendikası Başkanlığı yapan Abbas, sendikacılık döneminde birçok kez tutuklanarak hapse de kondu.

Pakistan komünist hareketi içinde Kruşçevist revizyonizme karşı tutumu ve Enver Hoca liderliğindeki Arnavutluk’a verdiği destekle öne çıkan Abbas, uluslararası antirevizyonist komünist hareket içinde de takdir gören bir isimdi.

1928 yılında Hindistan sınırındaki küçük bir kasaba olan Debai’de doğanTufail Abbas, 1948 yılında Orien Havayolları’nda çalışmaya başladı. 1949 yılı mart ayındaki greve katıldı. PIA şirketi Orient Havayollarını satın alınca, Abbas da PIA çalışanı oldu. 1950’lerde Pakistan Komünist Partisi’ne katılan Abbas, bir süre sonra Komünist Parti Karaçi Komitesi sekreterliği görevini üstlendi. 1965 yılındaki Hindistan-Pakistan savaşının ardından 1966 yılında partinin Sindh Bölgesel Komitesi “Sovyet yanlısı” ve “Çin yanlısı” gruplara bölündü. Abbas, o dönem Pekin yanlısı grubun yeraltındaki genel sekreteri oldu, Ulusal Öğrenci Federasyonunun da çoğunluğunun desteğini aldı. Bangladeş Kurtuluş Savaşı sırasında Abbas’ın grubu Doğu Pakistan’a yönelik askeri müdahaleye karşı çıktı. Çin-Arnavutluk ayrışmasında ise Abbas, Arnavutluk’tan yana tavır aldı.

Pakistan İşçi Cephesi’nin üyesi olduğu Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) Koordinasyon Komitesi, Abbas’ın ölümü üzerine bir mesaj yayınladı.

Mesajda, “Sadece Pakistan işçi ve halkı için değil aynı zamanda uluslararası hareketlerimiz için de büyük bir kayıp olan Yoldaş Tufail Abbas'ın ölümünü büyük bir üzüntüyle öğrendik. Üye parti ve örgütlerimiz adına, Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı Koordinasyon Komitesi olarak Pakistan Mazdoor Mahaz Partisi ve Abbas yoldaşın ailesine en derin başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz.

Abbas, yaşamı boyunca zor şartlar altında, Sovyet ve Çin revizyonizmi ile diğerlerine karşı Marksist-Leninist ilkelerini ve Pakistan işçi sınıfını savunmuştur. Pakistan Mazdoor Mahaz Partisindeki yoldaşlarımızın devrim ve sosyalizm mücadelesinin bayrağını koruyacağına güvenimiz tamdır” denildi.


HİNDİSTAN: ANNELER, ÇOCUKLARINA EŞİTLİK ÖĞRETMEK İÇİN HAREKETE GEÇTİ

Hindu milliyetçisi, gerici bir parti olan Halk Partisi (BJP) tarafından yönetilen Hindistan’da, Müslümanların yaşadığı Keşmir’e yönelik artan siyasi baskı döneminde kadınlar örnek bir adım attı.

Ülkenin büyük kentlerinden Mumbai’de kadınlar, Hindu çocukların Müslüman çocuklara yönelik ayrımcı tutumlarını fark edince çocukları eğitmek üzere harekete geçti.

Mumbai Mirror’un haberine göre, kentin batısındaki Malad bölgesinde bulunan Royal Oasis isimli toplu konut bölgesinde yaşayan kadınlar, Hindu çocukların “Müslüman olduğu için” yaşıtları olan bir kız çocuğuyla oynamayı reddettiklerini fark etti. Olay, çocukların annelerinin üye olduğu Whatsapp grubunda gündeme geldi. Bunun üzerine harekete geçen anneler, çocuklarıyla konuşma kararı aldı.

Anneler, çocuklara neden tüm insanlara ve tüm inançlara saygı göstermeleri gerektiğini anlatmaya başladı. Kadınların bu tutumu sosyal medyada viral oldu ve destek gördü. Kadınlar, benzer bir olayın bir daha yaşanmaması için çocuklarla uygun toplantılar yapmaya, farklılıkların birliği ve dayanışma duygusunu geliştirmek için etkinlikler düzenlemeye karar verdi.

Ayrımcılığa uğrayan çocuğun annesi Mumbai Mirror’a yaptığı açıklamada, topluluğun kararlı desteği ve çocuklara yönelik duyarlılık toplantıları sayesinde “çocuğunun doğru atmosferde büyüyeceğini hissettiğini” söyledi ve “Çocuklar yeniden birlikte oynamaya başladılar” dedi.

Annelerden biri olan Garima Shrivastava ise, “Topluluğumuz içinde hoş karşılanmayacak tek şey bağnazlıktır” dedi.


GÜNEY AFRİKA: OTOMOTİVDE ÜÇ YILLIK SÖZLEŞME İMZALANDI

Afrika’nın en büyük sendikası olan ve 300 bin üyesi bulunan Güney Afrikalı Metal İşçileri Sendikası NUMSA, Otomotiv Üreticileri İşverenleri Örgütü (AMEO) ile 3 yıllık yeni sözleşme imzaladıklarını açıkladı. Iol.co.za’nın haberine göre; AMEO üyesi patronlar BMW, Mercedes Benz, Ford, Isuzu, Nissan, Toyota ve Volkswagen gibi otomotiv tekellerine üretim yapıyorlar.

Sendika ile işveren örgütü arasında yapılan resmi görüşmeler ise temmuz ayında başladı. NUMSA, yüzde 20 ücret artışı, annelik izni ve ulaşım ödemesi talepleriyle masaya oturdu. Otomotiv patronları ise yüzde 4,5 ücret artışı dayatmak istedi.

Varılan anlaşmada ilk yıl yüzde 9, ikinci ve üçüncü yıllar yüzde 7 zam ya da enflasyon artışına denk zam (hangisi daha yüksek olursa) kararı alındı. Ulaşım ödenekleri de artırılırken, üretimin geçici olarak durdurulacağı zamanlar için işçilere belli bir ödeme yapılması konusunda da anlaşmaya varıldığı belirtildi.


MEKSİKA: AFRİKALI GÖÇMENLER  MAHSUR TUTULUYOR

Meksika’nın sosyal demokrat hükümeti, ABD’nin gerici göçmen politikalarına destek vermeyi sürdürüyor. Yüzlerce Afrikalı göçmen, ABD ya da Kanada’ya sığınma başvurusunda bulunabilmek için geldikleri Meksika’da mahsur kaldı. Afrikalılar, kendilerine transit vize sağlamayı reddeden Meksika hükümetini protesto ediyor.

“Polis herkesi darbetti. Başından bu yana şiddet yoktu, fakat (bugün) muhafızlar kalkanlarıyla insanlara vurdular. Tüm Afrikalıları dövdüler. Çocukları dövdüler. Bize yardım etmek istemiyorlar. Bizimle sorun yaşamak istemediklerini söylüyorlar ancak saldırıyı başlatan onlar oldu. İnsanlara hakaret eriyorlar. Askerler ve Federal polis üzerimize göz yaşartıcı gaz attı. Ne yapacağımızı bilmiyorum. Burada iyi koşullarımız yok. Kalacak yerimiz yok. Yardıma ihtiyacımız var. Buradan gitmek için yardıma ihtiyacımız var. Hastanelere götürülen arkadaşlarımız var, polis kalkanıyla kafalarından darbedildiler. Bizler insanız. Eğer bizi burada istemiyorlarsa gitmemiz için vize versinler. Meksika’da kalmak istemiyoruz Meksika’da kalmaya zorlanamayız.” Bu sözler, Democracy Now haber sitesine konuşan bir Afrikalı göçmene ait. Olay ise eylül başında yaşandı. Sitedeki habere göre, yüzlerce Afrikalı aylardır Meksika’nın güney eyaleti olan Chiapas’ta beklemeye zorlanıyor.

Çoğu çadırlarda kalıyor, sokaklarda yemek pişiriyor ve çocuklarını kovalarda yıkıyor. Göçmenlere herhangi bir sığınak sağlanmadığı gibi gıda yardımı yapılmıyor, çalışma izni de verilmiyor.

Afrikalıların bekleyişi geçtiğimiz haziran ayında başladı. Meksikalı yetkililer, Meksika’ya yasal yollardan girerek kuzeye gitmek isteyen Afrikalı ve Haitili göçmenlere transit geçiş için vize vermeyi reddetti.

Afrikalı göçmenlerin okyanusu geçerek Güney Amerika’ya ulaşması dahi aylar alıyor. Göçmenler tehlikeli Kolombiya ormanlarından ve çok sayıda Orta Amerika ülkesinden yasadışı olarak geçmek zorunda kalıyor.

Democracy Now’a konuşan Uluslararası Af Örgütü Meksika Direktör Yardımcısı Carolina Jiménez ise şu bilgileri veriyor:

“Ne yazık ki Afrika’dan Latin Amerika’ göç konusu, son birkaç yıldır ABD’ye geçmek için Meksika’ya gelen Afrikalıların sayısından önemli bir artış tespit etmiş olmamıza rağmen, oldukça görünmez bir mesele.

Bu insanların çoğuna uluslararası koruma sağlanması gerekiyor çünkü iç silahlı çatışmaların yaşandığı, aşırı yoksul ülkelerden geliyorlar. Meksika hükümeti ise, ABD’de iltica başvurusunda bulunmalarını sağlamak ve Meksika’yı serbestçe geçmelerine izin vermek yerine, bu göçmenleri sınırlama kararı aldı.

Yüzlerce insan Güney Meksika’da sıkışmış durumda, oldukça zor koşullarda yaşıyorlar. Durumun daha da kötüleşmesinden endişe ediyoruz.”


EKVADOR: EMPERYALİST KAVGALAR

En Marcha*
Başyazı

On bir yıl önce, ABD'de ekonomik kriz patlak verdiğinde, (önceki devlet başkanı) Rafael Correa, zayıf bilgi birikiminin ve ekonomi hakkındaki anlayışının işaretlerinden birini verdi. “ABD krizini umursamıyorum… Dışarıda olanlar bizi ne ilgilendiyor!” dedi. Krizin etkisi ise dünya çapında gerçekleşti, beklendiği gibi ülkemizi de etkiledi.

Küresel ekonominin, yüksek kârlarının geri dönüşünün süpergüçlerin devletlerinde garanti altına alındığı emperyalist finansal sermaye tarafından egemenliği, hiçbir yerel ekonominin kaçamadığı bir dünya pazarı yarattı. Dalgalanmaları, koşullara bağlı olarak, daha fazla veya daha az yoğunlukta tüm bölgeleri ve ülkeleri etkilemektedir, kapitalist ekonomideki hiçbir halka bundan muaf değildir.

Esas olarak ABD ve Çin’in içinde bulunduğu ticaret savaşı olumsuz sonuçlarını gösteriyor. Ülkelerin “ekonomilerini korumak” için yüksek tarifeler uyguladıkları şirketlere bağlı yüz binlerce işçi var.

Bazıları şimdiden işlerini kaybetmeye başladı ve daha birçoğu da aynı tehlike altında.

Ticaret savaşı, borsalardaki hisselerde yaşanan düşüşlerde kendini gösteriyor, bazı durumlarda çöküş oldukça sert ve etkileri diğer bölgelere de ulaşıyor. Bu yıl için dünya ekonomisinin gelişimi hakkındaki tahminler karamsar, herkes büyüme hızının düşeceğini söylüyor.

Bu durumun etkileri ülkemizde de hissediliyor. Doların yeniden değer kazanmasıyla, Ekvador’un ihracatı daha pahalı hale geldi ve iç ekonomiyi etkiledi. Dış borçlanmaya bağlı bir dizi mali sorunu olan bir ülke için önemli bir sorun; yoksulluk oranları son yıllarda arttı ve işsizlik oranı ile taşeron çalıştırma oranı yükseldi.

Emperyalist güçler pazar hakimiyetini ve dünyadaki üstünlüklerini korumak için kendi aralarında savaştıkça, dünya çapındaki işçiler bu kavganın mağdurları oluyorlar. Kapitalizm böyle işliyor.

* Ekvador Marksist Leninist Komünist Partisi (PCMLE) yayın organı

ÖNCEKİ HABER

EYT’liler Adana’da buluştu: Açlık sınırının altında maaş hak mı, adalet mi?

SONRAKİ HABER

RTÜK'ten "Çukur"a para cezası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa