07 Ağustos 2019 03:00

#YıldızTeknikÜniversitesiMilletBahçesiOlmasın

Okulumuza millet bahçesi yapılması karşısında biz YTÜ öğrencileri olarak ne yapabiliriz?

Yıldız Teknik Üniversitesi logosu

Paylaş

Sırma DOLAR

Yıldız Teknik Üniversitesi

Hükümetin seçim vaadi olarak ortaya attığı millet bahçesi projesi, ihale tarihlerinin kesinleşmesi ile birlikte geçtiğimiz günlerde çokça tartışılır ve tepki toplar hale geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü de geçtiğimiz mart ayında projenin uygulanacağı alanlardan biri olarak belirlenmiş ve belli başlı teknik detaylar tartışılmaya başlanmıştı. Proje ihale tarihinin TOKİ tarafından duyurulması ile birlikte YTÜ öğrencileri “Yıldız millet bahçesi olmasın” şeklindeki tepkilerini hızlıca sosyal medya, imza kampanyaları ve çeşitli yayın organları aracılığıyla dile getirdiler.Öğrencilerin projeye tepkili yaklaşma nedenlerinin başında kampüs içindeki kütüphane, yurt ve yemekhane gibi fiziki alanların öğrenci kapasitesini karşılamaması ve buna rağmen, yapılmak istenen projenin bu acil ihtiyaçlara tercih edilmesi geliyor. Üstelik herhangi bir ihtiyaca cevap vermeyen bu projenin, okulun öğrenci, akademisyen, personeline sorulmaksızın onaylanması üniversitenin demokratik ve özerk bir çizgiden giderek uzaklaşması anlamını da taşıyor. Tüm bunların karşısında okul yönetimi millet bahçesi projesinin üniversitede bilimi halkla buluşturacağına, bu uygulamaların üniversiteleri kamusal alanlar haline getireceğine dair vurgular yapıyor.

ÜNİVERSİTELER NASIL KAMUSAL ALAN HALİNE GELİR?

Üniversitenin ve buralarda üretilen bilimin halk ile buluşmasının önemi elbette yadsınamaz. Ancak projenin kapsadığı içerik halkla buluşma meselesinden çok, kentte yaşanan yeşil alan sıkıntısının bir nebze giderilmesi üzerinden kampüsü ranta açmayı gözüne kestirmiş bir planlamanın ürünü olarak karşımızda duruyor. Üniversiteleri gerçekten kamusallaştıracak olan kampüslerini sıradan bir park veya bahçe haline getirmek değil, içindeki tüm bileşenleri demokratik bir çizgide üniversite yaşamına dahil etmeyi hedefleyen bir tutum olabilir. Üniversite içerisinde yapılacak planlamalarda öğrencilerin kendi karar mekanizmaları yoluyla işleyişe dahil olmaları gerçekte buraları kamusal alanlar yapacaktır.

YAŞANAN SÜREÇTE YTÜ ÖĞRENCİSİNİN TUTUMU

“Okulumuza millet bahçesi yapılması karşısında biz YTÜ öğrencileri olarak ne yapabiliriz?” sorusuna okulumuzda hazırlık öğrencilerinin bu senenin başında elde ettiği kazanım üzerinden yanıt verelim. Hazırlıkta okuyan arkadaşlarımız pahalı orijinal kitapları satın almalarının dayatılmasına karşı kendi sınıfları üzerinden fiili temsilcilikler kurarak bir imza kampanyası başlatmış, bu temsilcilikler ile her bir sınıfta yürütülen tartışmalar ve toplanan imzalar sonucunda süreci somut bir kazanımla sonlandırmıştı. Temsilcilik ve ÖTK benzeri zeminler etrafında bir araya gelip buralarda işleyen mekanizmalar kurmak öğrencilere yanlızca böylesi dönemlerde değil her türlü zaman diliminde sorunlara dair söz söyleme olanağı sağlayacaktır. Benzer şekilde üniversitede kulüp ve toplulukların sorunlar karşısında yan yana gelerek çözüm üretmeleri genel bir üniversite hareketi açısından da bugün YTÜ açısından da oldukça önemli bir yerde duruyor.

“ÜNİVERSİTEDEKİ SÖZ HAKKIMIZA SAHİP ÇIKALIM”

Bu noktada karşımızda değinilmesi gereken güzel bir örnek olarak ODTÜ’nün iptal edilen şenliklerini geri alma sürecindeki mücadelesi duruyor. “Olanak yoksa biz varız” diyerek üniversite yönetiminin kararı karşısında bir araya gelen arkadaşlarımız, yanındaki her bir arkadaşını okulda gerçekleştirdikleri protestolara katıp bu süreçte 100’ün üzerinde topluluğu yan yana getirmeyi başarmıştı. Buradan şunu görmüş olduk: Bir arada durduğumuz, taleplerimize sahip çıktığımız her yerden kazanımla ayrılabiliriz. Bugün Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin ODTÜ örneğindeki gibi acil talepleri etrafında her kesimden en geniş öğrenci kitlesi ile buluşabilmelerine ihtiyaç var. Ancak bu kapsayıcı talepler etrafında bir araya gelip öğrencilerin kendi sözlerini söyleyebildikleri temsiliyet alanlarını oluşturabilirsek üniversitemizde kalıcı mücadele mekanizmalarını kurabiliriz.Bizler YTÜ öğrencileri olarak üniversitedeki söz hakkımıza bugün bu çizgi etrafında kararlılık ile sahip çıkmalıyız.

ÖNCEKİ HABER

AKP-Erdoğan iktidarı ve sistem tartışmalarına dair

SONRAKİ HABER

Cezayir'de ‘Buteflika’ protestoları 27. haftada da sürdü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa