30 Temmuz 2019 20:16

Tuna Altınel davası: Kaygılı gittik, şen döndük

Fatih Polat, 81 gün cezaevinde tutulan Barış Aklademisyeni Doç. Dr. Tuna Altınel'in tahliye edildiği duruşmadan izlenimlerini yazdı.

Doç Dr. Tuna Altınel  (solda) ve Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat (sağda) | Fotoğraf: Meltem Akyol/Evrensel

Paylaş

Fatih POLAT
Balıkesir

Fransa’da katıldığı bir etkinlik gerekçe gösterilerek 11 Mayıs’ta Balıkesir’de tutuklanan Lyon-1 Üniversitesi Matematik Bölümünden Doç. Dr. Tuna Altınel, 81 gün tutuklu kaldıktan sonra bugün Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmasında tahliye edildi.

Bu satırları tahliye kararının hemen ardından Balıkesir Adliyesi’nden çıkıp, Tuna Hoca’yı almak için Kepsut L Tipi Cezaevi’nin yolunu tuttuğumuz midibüsten yazıyorum. Araçta Doç. Dr. Tuna Altınel ile birlikte ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı barış bildirisine imza atan akademisyen arkadaşları, avukatı Meriç Eyüboğlu ve birkaç da gazeteci var. İstanbul’dan sabah 07.30’da duruşma için hareket ettiğimizde ‘Acaba mahkemeden ne karar çıkacak?’ sorusu, bulunduğumuz midibüstekilerin kafasını kurcalayan temel soruydu. Anayasa Mahkemesi, barış akademisyenlerinin yaptıkları bireysel başvurular üzerine hak ihlali kararı vermiş olsa da, gönül rahatlığıyla ‘kesin tahliye çıkar’ gibi bir ortak duygu yoktu. Araçtaki herkes ile tek tek konuşmasam da, aralarda yaptığımız sohbetlerden çıkan hava böyleydi. İyimser olmak isteyen ama Türkiye’de şu an içinden geçtiğimiz inişli çıkışlı kararlar silsilesinin de etkisi ile temkinliliği de elden bırakmayan bir ruh hali.

Balıkesir Adliyesi’ne geldiğimizde İstanbul’dan üç midibüs ve başka kentlerden gelenlerle birlikte küçük bir kalabalık oluşturmuştuk. Balıkesir Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri de destek için gelmişlerdi. Muhtemelen başka kentlerden böylesi katılımların olduğu davalara pek de alışık olunmadığından polisler ile belli bir mesai geçirmek gerekti. Duruşmadan önce adliye önüne alınamayacağımızı, amirlerinin emirlerinin böyle olduğunu söylediler. Salon küçük olduğundan adliye içine alınacak olanlar için de gelenler arasından bir seçme yapmak gerekecekti.

Bu fasıl biraz müzakereli biraz gergin aşıldıktan sonra salondayız. 40 kişi kadar oturma yerine yaklaşık 60-70 arası kişi sıkışarak oturdu. Tuna Altınel, Fransa’da katıldığı ve çeviri yaptığı etkinlik gerekçe gösterilerek tutuklandığı için savunmasını bunun üzerine kurdu. Yasal bir derneğin yasal bir faaliyeti nedeniyle yargılanmanın garipliğini anlattıktan sonra, Balıkesir’de gözaltına alınma biçimini bir tuzak gibi niteledi, valiliğin açıklaması ile Akit’in kendisini hedef gösteren haberini eleştirdi. Özgüvenli, net konuşan Altınel, karşılaştığı hukuk dışı durumu bir matematik formülü gibi aça aça, hiç boşluk bırakmadan anlattı.

Altınel’in Avukatı Meriç Eyüboğlu iddianameyi çürüten savunmasında, Altınel’in Fransa’da ders veren bir bilim insanı olarak kaçma kaygısı olsa zaten Türkiye’ye gelmesinin düşünülemeyeceğini söyledi. Altınel’in avukatlarından İnan Yılmaz’ın, “Tuna Altınel’i üyesi olduğu o dernek nedeniyle örgüt üyeliğinden tutukladığınıza göre, o derneğin ve aynı adı taşıyan dünyanın başka yerlerindeki derneklerin şimdi Balıkesir’de sahilde denize giren üyelerini de tutuklamanız gerekir” sözleri ise, yaşanılan çarpıklığın somut bir ifadesiydi.

Mahkeme heyetinin genel tavrının, savunmaları kesmeden dinlemek biçiminde olduğunu da ekleyelim. Çağlayan’da avukatları duruşma salonundan çıkaran mahkeme başkanları ile artık sık karşılaşmaya başladığınız için bu da haber oluyor Türkiye koşullarında.

Savunmaların ardından mütalaasını veren savcının adli kontrol uygulaması ile tahliye istemesi, salonu biraz rahatlattı. Verilen kısa aranın ardından heyetin adli kontrol uygulaması olmadan tahliye kararı vermesi alkışlarla karşılandı. Mahkeme heyetinin tavrı sanki biraz da, ‘Bizi böyle ağır davalarla kasmayın, burası Balıkesir’ havasındaydı.

Balıkesir Adliyesi ile ilgili küçük bir anekdot da, adliyenin bahçeli küçük kafesine dair. Duruşma öncesi burada biraz oturduk. Çayın 50 kuruş olduğunu öğrenince de şaşırdık biraz doğrusu. Duyun İstanbul adliyeleri!

Kararın ardından adliye önündeki kısa açıklama sonrasında yeniden araçlarımıza binerek bu kez 81 gündür tutuklu olduğu Kepsut L Tipi Cezaevi’nden onu almaya gidiyoruz. Herkes keyifli. Yarım saat sonra cezaevi önündeyiz. Bir tür butik cezaevi. Böyle olunca Silivri’deki kadar beklememiz gerekmedi.

Tuna Hoca çıkana kadar cezaevi önünde yaşanan neşeli anlara da değinmeden olmaz. Oynayan akademisyenler, fotoğraf çektirenler… Herkesin yüzü gülüyordu. Çevredeki yeşillik alanda bulunan dal ve yapraklardan Tuna Hoca’ya bir çiçek buketi hazırlanması da anın yaratıcılığına bir örnekti.

Belki bir saatten biraz fazla bekledikten sonra Tuna Hoca, içinde muhtemelen kitapları ve diğer eşyalarının olduğu mavi çöp poşetleriyle, onu bekleyenlerin alkışları arasında cezaevinden çıktı. Mütevazı kişiliği cezaevi sonrasındaki ilk açıklamasına da yansıdı: "Tuna Altınel tahliye oldu diye çok fazla değişen bir şey yok. Daha yürüyecek çok yolumuz var."

’Sevenleri ile Tuna Hoca’nın hasret dolu sarılmaları ve çekilen fotoğraflardan sonra, temkinli bir iyimserlikle geldiğimiz Balıkesir’den oldukça keyifli bir biçimde dönmek için yeniden yola koyuluyoruz.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Fındık işçilerini taşıyan minibüs devrildi çok sayıda yaralı var

SONRAKİ HABER

İhmal sonucu yanan öğrenci: Laboratuvarın altyapısı yapılmadan derslere başlanmış

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa