29 Temmuz 2019 06:51
Son Güncellenme Tarihi: 29 Temmuz 2019 14:29

Ahtapotla tokalaştım

Anıl Yurdakul, paralı hale getirildiği için dalgıçların eskisi gibi uğrak yeri olmayan Saros Kömür Limanı'nı ziyaret ederek gözlemlerini yazdı.

Fotoğraflar: Anıl Yurdakul | Kolaj: Evrensel

Paylaş

Anıl YURDAKUL
İstanbul

Seyyahlar yurdu olan Anadolu’da, geziler ne yazık ki yazıya çok az dökülmüş. Öyle ki Paris Komünü’ne tanık olan Osmanlılar bile yazı kaleme almamış. Yakın yıllarda ülkemizde gezi rotalarını barındıran dergiler yayımlanmaya ve seyyahlarımız artmış olsa dahi halen bakir konular bulunuyor. Onlardan biri olan su altı dünyasını işlemek amacıyla dalgıçların dalış rotası olan ve son iki yıldır halka açık sahil iken paralı hale getirildiği için dalgıçların eskisi gibi uğrak yeri olmayan Saros Kömür Limanı’nı ziyaret ederek gözlemlerimi yazmaya karar verdim.

Kamp yapmaya, ateş yakmaya hele bir de dalış yapmaya merakınız varsa, dağların arasında saklı Kömür Limanı’nı mutlaka görmelisiniz. Yol boyunca Van Gogh tablosu hissi veren tarlaların arasından, Evreşe Türküsü’nün ilham kaynağı Evreşe yollarından geçiyorum. Son yolsa keskin virajlı, toprak bir yol. Yamaçtan aşağı indiğimde halka ait olması gereken (resmi mi değil mi bilinmez) fakat paralı hale gelen ufak plaja ulaşıyorum. Plajın ilk dikkat çeken durumu ağır bir çöp kokusunun hakim olması. İnsan profilinin değişimi çevresel faktörlerin değişimini kaçınılmaz hale getirmiş. Plaj, halka açık olduğu dönemde sporcu ahlakı taşıyan dalgıçlar çöplerini yanlarında götürüyordu. Ama girişin tuzlu olması insanlarda “Para veriyorum çöpümü de topla” düşüncesi hakim olmuş gözüküyor. Ayrıca denize girmek için para ödemek zorunda kalmak tartışılması gereken bir durum. Nefes almak için dahi para ödeyecek hale geliyoruz…

Dalışı gerçekleştireceğim rota olan koyun denize yakın sağ ucunda çadırı kuruyorum. İki yıl öncesine dek onlarca dalış kulübünden geriye sadece bir tane kalan dalış kulübünden dalış tüpü kiralıyor, malzemelerimi hazlırlıyorum. Fotoğraf makinemi son kez kontrol ettikten sonra su altı fenerimi dalış kıyafetime bağlayarak bu dünyadan ayrılarak mavi gezegene göç ediyorum…

KÜRESEL ISINMA DENİZLERE YANSIDI

On seneyi aşkın dalış yaptığım Saroz Kömür Limanı’nda ilk defa denizin altı bu kadar sıcak. Koluma bağlı olan bilgisayarıma baktığımda 27 metreye varmama rağmen suyun sıcaklığı 25 derece! Normal şartlarda 12 derece olması gerekiyor. En derin noktaya ulaştığımda, kovukların içerisini taramaya başlıyorum. Beni ilk karşılayan bir ahtapot oluyor. Büzülüp saklanmış, sadece göz teması kuruyoruz, dışarı çıkmıyor. Birkaç fotoğrafın ardından ikinci kovuktaki ahtapot beni şaşırtıyor. Yıllardır dalış gerçekleştirdiğim Saroz’da bu kadar sık ve yakın ahtapot görmemiştim. Uzun bekleyişime rağmen bu kovuktaki ahtapot da dışarı çıkmıyor. Biraz daha ileride ise bir kovuğun önünde duran devasa bir böcek beni karşılıyor, ilginç olan  daha önce bu dev böcekleri kırk beş metre derinliğin üzerinde görmemiştim. On altı metrelere geldiğimde ise bir ahtapot daha görüyorum, sıcak kanlı olduğu belli olan bu ahtapot belli bir bekleyişin ardından kovuğundan dışarı çıkarak bana poz veriyor ve ben bu anları kaçırmayarak onlarca fotoğrafını çekiyorum. Bir süre sonra kolumu yanına uzatıyorum ve tokalaşmamız gerçekleşiyor. Bir yanda akıntı bir yanda elimde tutmuş olduğum fotoğraf makinemle dengede kalmaya çalışırken ahtapotun sıkıca kavraması boşlukta duran beni dengede tutuyor. Bir av yakalamışcasına yanına çekmiyordu, sadece hislerimizle belki de altıncı gözlerimizle konuşuyor ve beni dengede tutuyordu. Sonrasında gitmek isteyeceğimi anlamışcasına kolumu serbest bırakıyor. Yaşamış olduğum en güzel an, çekmiş olduğum en güzel fotoğraflardı. Fotoğraf makinem ile sadece “an” avlamıştım zıpkınla bir canlıyı öldürmek yerine!

FIRTINA GELİYOR

Dalışın ardından çadırımda yatarak vücudumdaki azotu atıyorum. Gece olduğunda ise yarım ayın kızıla dönüşü fırtınanın yaklaştığını gösteriyor. Gece dört civarı şimşekler ile çadırımdan fırlıyorum.

Beş yıl öncesi aklıma geliyor, sabahın erken saatlerinde çadırımın önündeki seslerle uyanmış, çadırımı açtığımda ise cesedi çıkartılan zıpkıncıyla karşılaşmıştım. Genç zıpkıncının ağlayan babası, ambulans, jandarma, kara bulutların ve rüzgarın hakim olduğu iğrenç bir sabahtı...

Fırtınanın şiddetlenmesiyle hızla çadırımı ve malzemelerimi toplayarak güvenli bölgeye sığınıyor, sabahleyin bölgeyi terk ediyorum. Çekmiş olduğum en iyi fotoğraflar, ahtapotlarla yaşamış olduğum en güzel duygular paha biçilemezdi.

Ömürleri kısa olan ahtapotlar çoğalmıştı kim bilir dalış artık nadiren gerçekleştiği içindir. O ahtapotu belki bir daha göremeyeceğim ama onu asla unutamayacağım... Eti, pis boğaz burjuvalar için değerli ahtapot benzeri canlıların en büyük düşmanı müren olarak bilinir. Yanlış! Tüm canlılar gibi ahtapotların da düşmanı insanlardır, özellikle zıpkın taşıyanlar. Zıpkının neden yasaklanmadığını, avı yasak olan orfoz gibi canlıların tek tek avlanarak su altını yeryüzü gibi yok ederken sahil güvenliğin neden önlem almadığını halen anlamış değilim. Sol ahlaka sahip bir dalgıç, bir gazeteci olarak zıpkına karşı olduğumu söylemek zorundayım. Zıpkıncılar kendilerince bir ahlak kuralı geliştirdiklerini “Dalış tüpüyle dalmadıklarını, serbest yani nefesle daldıklarını” söylüyorlar. Tüple dalarak avlananları ne yapacağız(!) sorusunu sormadan önce bir kez olsun dalış gerçekleştirenler devasa büyüklükteki orfozların kendilerini sevdirmeye geldiklerini, vatozların balerin edasıyla dans edişlerini, ahtapotların masum bakışlarını gördüklerinde zıpkını ellerine alamayacaklarını belirtmeliyim.

Eve vardığımda ise gerçek dünyama geri dönmüş oluyorum. Kirada kalan eski bir komşumuz alkol batağına kötü bir şekilde saplanmış, işleri kötüye gitmeye başlamış son kaldığı evden çıkartılarak balıkçı teknelerinde yatıp kalkmaya başlamıştı. Bir sabah balıkçılar cesedini bulmuş. Tabutta Rövaşata gerçek kesitlerden alıntı derlerdi inanmazdım…

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Partiler "geri gönderme" işlemine tepkili: Güvenlikçi anlayışla sorun derinleşir

SONRAKİ HABER

Yaşamı okul olan Demirci'nin öğrenme gayreti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...