21 Temmuz 2019 04:34

İstanbul’da mültecilere operasyon: Mülteciler evlere ve atölyelere kapandı

İstanbul’un çeşitli ilçelerinde mültecilere dönük operasyonlar düzenleniyor. Geri gönderme korkusu yaşayan mülteciler evlerinden, iş yerlerinden dışarı çıkamaz hale geldi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Ercüment AKDENİZ
Hasret KANAT
Meltem AKYOL
İstanbul

Türkiye’ye sığınan ve sayıları 4 milyona yaklaşan mülteciler, son günlerde artan operasyonlar nedeniyle hem korku iklimi altında yaşıyor hem de evlerinden ve işyerlerinden çıkamıyor. İstanbul’da yaşanan denetim, baskın ve operasyonları Evrensel’e anlatan mülteciler il dışı ve sınır dışı edilme korkusu yaşadıklarını ifade etti. Mültecilerin büyük şehirlere ekonomik nedenlerle emekçi olarak geldiklerine dikkat çeken hak savunucuları ise soruna güvenlikçi politikalarla değil insan hakları temelinde yaklaşılması gerektiği görüşünde.

İstanbul’un çeşitli ilçelerde mültecilere yönelik yaklaşık 10 gündür denetim ve operasyonlar sıklaşmış durumda. Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığındıkları halde “mülteci statüsü” tanınmayan mülteciler, son dönemde yaşanan linç ve histerik kampanyaların da hedefi olmuştu. Küçükçekmece Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde görüştüğümüz esnaf, mahallede yaşayan bekar odalarına operasyon yapıldığını ifade etti. Daha çok bodrum katlar ve boş dükkanları barınma alanı olarak kullanan bekar göçmen işçiler hakkında şikâyet olduğu ifade ediliyor. Adını vermek istemeyen esnaf B., gazetemize yaşananları şöyle anlattı: “Mahallede bekar odası olarak bilinen üç, dört eve gündüz baskın oldu. Ben Küçükçekmece Belediyesinden araçlar gördüm. Belediye niye böyle bir operasyon yapar anlamadım.”

İddialara ilişkin aradığımız Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, belediyenin böyle bir operasyonun parçası olmasının söz konusu olmadığı söyledi. Herhangi bir araç tahsisi de yapmadıklarını söyleyen Çebi, “Biz ilçemizde yaşayan göçmenlerin sayısını tespit etmeye çalışıyoruz. Bu göçmenlerin kaçı esnaf olarak çalışıyor, durumları nedir, kayıtlarını inceliyoruz, ruhsatlarına bakıyoruz bir haftadır. Bizim başka bir çalışmamız yok” dedi.

İkitelli Mahallesi’nde ise mülteci işçilerin çalıştığı atölyelerin çoğunun boş olduğu dile getiriliyor. Mülteci işçiler ya boş bodrum katlara kapanıyor ya da evlerinden çıkmamayı tercih ediyor. Hemen bütün mülteciler sınır dışı edilme korkusu yaşıyor.

MÜLTECİ İŞÇİLER EVLERE VE ATÖLYELERE KAPANDI

Mültecilere yönelik operasyonların bir diğer adresi ise Çağlayan. Tekstil atölyelerinin yoğun olduğu Çağlayan’da denetimlerin yoğunlaştığı ifade ediliyor. Çağlayan’da görüştüğümüz tekstil işçisi Suriyeli Muhammed (17) kimlik kartının kaybedince karakola gittiğini, polisin kendisine “İstanbul’u terk etmen lazım” dediğini söyledi. Zira geçici koruma kimliğini Adana’da kaydettirmiş. Bu arada geçici kimlik kartı olmayan Suriyelilerin bu bilgiyi çevresinden bile sakladığı gelen bilgiler arasında.

Çağlayan’da denetim ve operasyonların son 10 gündür sıklaştığını ifade eden Suriyeli mülteci Mahmut, yaşananları Evrensel’e anlattı:

“Çok insan toplayıp memlekete gönderdiler. Suriyeli işçiler kokuyor. Atölye sahipleri de korkuyor, yüksek ceza gelir diye. 5 bin lira cezadan bahsediliyor. Atölye sahipleri bize ‘Sizi çıkarmamız lazım’ diyor. Günlerdir atölyelerden çıkmayan işçiler var.”

Daha önce uğraş verdiği halde kimlik çıkartamayan mültecilerin zor durumda kaldığını da kaydeden Mahmut, “Benim kimliğim var ama ağabeyim 2 sene uğraştı, çıkaramadı. Şimdi korkudan kimse kimlik takibi de yapamıyor. Suriyeliler şu an korkuyor. Kimliği olan da korkuyor. Çağlayan ve Fatih’te tekstilde çok işçi var. Ama şimdi kimse işe gitmiyor. Geçen gün komşu evden 13 kişiyi yakalayıp götürdüler. Afganlarmış, kimlikleri yokmuş. Komşular onlar için hemen ‘tecavüzcü’ dedi. Ama bunlar iftira. İki gün önce de 26 kişi toplayıp gönderdiler Suriye’ye” ifadelerini kullandı. Operasyonlarda polislerle birlikte zabıta ve belediye araçlarının da kullanıldığını söyleyen Mahmut, “Çok kalabalık geliyorlar, şikâyet var diyorlar. Çağlayan şu anda boşaldı, insanlar atölyelere ve evlere kapandı” şeklinde konuştu.

‘MİLLİYETÇİ KESİMLERE HOŞ GÖRÜNMEK İÇİNSE SONUÇLARI İYİ OLMAZ’

Mülteci hakları ve hak ihlalleri ile çalışmalar yürüten Avukat Abdulhalim Yılmaz konuyu Evrensel’e değerlendirdi. Takip ettiği vakaların benzer bir eğilime işaret ettiğini vurgulayan Yılmaz “İçişleri Bakanlığının açıklamalarından böylesi bir gelişmenin yaşanacağı anlaşılıyordu. Geri gönderme söylemleri seçim dönemlerinde gündeme geldi. Eğer milliyetçi kesimlere hoş görünmek adına bunlar yapılıyorsa bunun sonuçları iyi olmaz. Soruna insani ölçülerde yaklaşmak lazım” dedi.

Mültecilerin normalde yaşadığı yerde kayıtlı olması gerektiğini ifade eden Yılmaz, “Ama bu işleyişte de ciddi sorunlar var. Ayrıca mülteciler yaşamak için ister istemez çalışmak zorunda ve bunun için büyük şehirlere gidiyorlar. Bakanlık ve belediyeler de bu yığılmayı istemiyorlar. Burada soruna insani ölçüde yaklaşmak ve dengeyi tutturmak lazım” ifadelerini kullandı.

Geri gönderme konusunda yasaların çok esnek olduğunu belirten Yılmaz, “Kanuna göre kamu güvenliği istemediği yabancıyı il dışına gönderebilir, sınır dışı da edilebilir. Ama mülteci geri gönderilmesi durumunda hayatlarının tehlike altında olmaması da gerekir. Afganistan, Suriye gibi ülkelere güvenli olmayan ülkeler kategorisindedir” diye konuştu.

YOLERİ: İNSAN HAKLARI AÇISINDAN KABUL EDİLEMEZ

İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise İstanbul’da geçici ikametle kayıtlı 540 binin üzerinden Suriyeli bulunduğunu altını çizerek şunları söyledi:

“Bunlar izinli kalanlar, diğer kesim yabancıların da, ki bunların sayısı her zaman bir milyona yakındır, önemli bir kısmının İstanbul’da kaldığını biliyoruz. Çünkü İstanbul ve benzer büyük şehirlerde biraz kalabiliyorlar, diğer şehirlerde saklanamadıkları için büyük şehirleri tercih ediyorlar. Ana arterlerde çok fazla yabancı görüntüsü var, iktidara da tepki. Bu yüzden onları tespit etme ve onları buradan uzaklaştırmak istiyorlar.”

Bu uygulamanın insan hakları açısından kabul edilemeyeceğini söyleyen Yoleri, “Yıllardır bunu savunuyoruz. İsteyenin istediği yerde kalması gerektiğini düşünüyoruz. Geri dönmek istemedikçe onu geri dönmeye zorlamanın doğru bir tutum olmadığını düşünüyoruz. Sınır dışı edilme meselesinde iki temel problem var; bir tanesi geri gönderme merkezleri. Geri gönderme merkezleri cezaevlerinden bile kötü koşullara sahip. Ve bu insanlar suçlu olmadıkları halde orada çok ağır bir cezayı çekermiş gibi bazen aylarca, hatta bir buçuk yıl kalanlar olduğunu biliyoruz. Bir bu insan hakları açısından kabul edilemez. İkincisi de geri gönderilme yasağı diye bir yasak var. Bu yasak esas itibariyle geri gönderilen yabancının gittiği yerde işkence ve eziyetle karşılaşma ihtimalini içeren bir şey. Böyle bir ihtimal varsa gönderemezsiniz. Cenevre sözleşmesi de, Türkiye’deki Yabancılar Kanunu da bunu der. Suriyeliler açısından bu meseleyi tartışırsak savaşın olduğu ve dolayısıyla can güvenliğinin olmadığı bir ortama sınır dışı ediliyor olmaları tam da bu geri gönderme yasağının açık ihlali” dedi.

ÖNCEKİ HABER

Kadıköy'de Suruç anmasına polis saldırdı: HDP ve CHP'li vekiller yaralandı

SONRAKİ HABER

Bir günde 8 kentte 9 ayrı noktada orman ve makilikler yandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa