12 Haziran 2019 04:40
Son Güncellenme Tarihi: 12 Haziran 2019 14:21

Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü: Çocuklar haftada 55 saat çalıştırılıyor...

Çocukların haftalık çalışma süreleri ve ölümleri her geçen yıl artıyor, hükümetin uyguladığı politikalar çocuk işçiliği kışkırtıyor. Patronlar ise kârlarını katlıyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Hilal TOK
İstanbul

Çocuk işçiliği; çocukları, çocukluklarını yaşamaktan alıkoyarken bir yandan da yaşamda birçok riskle karşı karşıya getiriyor; eğitimden mahrum kalma, sağlık sorunları, gelişme büyüğüme sorunu, iş cinayeti... Çocukların haftalık çalışma süreleri ve ölümleri her geçen yıl artıyor, hükümetin uyguladığı politikalar çocuk işçiliği kışkırtıyor. Çocuk sömürüsüne yönelen patronlar ise kârlarını katlıyor.

Sadece geçtiğimiz mayıs ayında İSİG Meclisi’nin (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi) rakamlarına göre iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 163 işçiden 9’u çocuktu. Ayrıca İSİG Meclisi’nin her ay derlediği iş cinayetleri raporuna göre 2019 yılında iş cinayetlerinde yaşamını kaybeden en az 696 işçiden 26’sı çocuk. Dünyada 218 milyon çocuk işçi var. Ülkemizde ise 2018 itibarıyla çocuk işçi sayısı 2 milyona yaklaştı. 2 milyon civarı çocuk da ‘çıraklık’, ‘mesleki eğitim’ adı altında ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor.

Geçtiğimiz yıl çocuk işçiliğine karşı mücadele yılı olarak ilan edilse dahi çocuk işçiliğinin önüne geçilecek somut bir adım atılmadı. Çocuk işçiliğinin mevcut durumuna dair Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ve İSİG Meclisi’nden Pınar Abdal ile görüştük.

4+4+4 SİSTEMİNİN BEDELİNİ ÇOCUKLAR ÖDEDİ

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, 2018 Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı'nda iş cinayetlerinde 67 çocuğun yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, “Ölen çocuklardan biri 8 yaşındaydı! Mücadele yılı ilan edilmiş olsa da, çocuk işçiliğini önlemek bir yana, daha da yaygınlaştıran yasal düzenlemeler yapıldı. 4+4+4 başta olmak üzere, yapılan pek çok düzenleme çocukların eğitimden uzaklaşmasına ve işçi olarak çalışmasına neden oluyor” dedi.

4+4+4 sisteminin çocuk işçiliğe etkisine dikkat çeken Aydoğan, şunları söyledi: “Bugün sayısı 1.5 milyona yaklaşan stajyer-kursiyer-çırak sömürüsüne ve çocukların diğer alanlarda çalışmasına 4+4+4 eğitim sistemi neden oldu. İşçi çocuk sayısındaki artış hem devletin patronlara teşvikinin bir sonucu hem de 4+4+4 eğitim sisteminin çocukları işçileştirme üzerine kurulu politikasının bir göstergesidir. 4+4+4 eğitim sistemi ile zorunlu ilköğretim çağı 6-13 yaş aralığına çekildi. Ortaokulun bitiş yaşı ile çocuk işçiliğinin başlama yaşı fiilen 13 yaşa düştü. Yasal kılıfla meşrulaştırılan çıraklık ve stajyerlik, mesleki eğitim adıyla çocuk emeğini sömüren yaygın çalıştırma biçimleridir. Çıraklık ve stajyerlik yapan çocuklar işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinden ve sosyal güvenlik korumasından yoksun olarak yetişkinlerle aynı koşullarda aynı işi yapmaya mecbur bırakılmaktadır.”

ÇOCUK İŞÇİLİK ‘UCUZ İŞ GÜCÜ’ DEMEK

Meslek liselerinin fiilen sermayeye devredildiğini ifade eden Aydoğan “Çocuk işçiliğin önüne geçilmemesi iktidarlar açısından ideolojik bir tercihtir. Eğitimde sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda öğrenci yetiştiriliyor” dedi.

Aydoğan, çocuk işçiliği ile gerçek mücadele için şu önerilerde bulundu:

- 4+4+4 eğitim sistemine ve sermaye ile imzalanan protokollere son verilmeli, çocuk işçilik yasaklanmalı.

-18 yaş altı her birey çocuktur, çalıştırılamaz. Devletin temel sorumluluğu olan kamusal eğitim hakkı her çocuk için tartışılmaz bir haktır. Her çocuğun eğitim hakkı ile ilgili önlemler alınmalı.

-Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen çocukların eğitim/ sağlık hakkı güvence altına alınmalıdır.

ÇOCUK İŞÇİLİK GİDEREK DAHA AĞIR VE TEHLİKELİ HALE GELİYOR

İSİG Meclisi’nden Pınar Abdal da 2018 yılında çocukların işgücüne katılım oranının yüzde 21’e yükseldiğine dikkat çekerek “Çocuk işgücü giderek daha çok ağır ve tehlikeli işlere doğru kayıyor. Çocuk işçiliğin en kötü biçimleri arasında kabul edilen sokakta çalışma, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde çalışma, aile işleri dışında, ücret karşılığı gezici ve geçici tarım işlerinde çalışma alanlarında yoğunlaşıyor” dedi.

Çocuk işçiliğinde gelinen durumu hükümetin özellikle yoksul çocukları piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda işgücüne entegre etme politikalarıyla birlikte değerlendirmek gerektiğini söyleyen Abdal, “Çünkü özellikle stajyerlik ve çıraklık giderek daha da çok, çocukların ucuz ve vasıfsız işçi olarak sermayenin taleplerini karşılamak üzere konumlandırılıyor” dedi.

Okulda, oyunda olması gereken çocukların işçi olmak zorunda kalmalarının en önemli nedenini ‘yoksulluk’ olarak ifade eden Abdal, gelir adaletsizliğini de baş sebepler arasında saydı: “Çocuk işçilerin yüzde 70’i hane halkını geçindirmek zorunda olduğu ya da hane halkı gelirine katkıda bulunmak zorunda olduğu için çalışıyor.”

ÇOCUK EMEĞİ PATRONLARIN İŞTAHINI KABARTIYOR

Yetişkin işsizliğindeki artışın, geçim kaynağının yeterli olmamasının, kayıt dışı ekonominin, eğitim sistemi ve mülteci/göçmen emeğinin artışının da çocuk işçiliğin artmasının sebepleri arasında gösteren Abdal, “Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde sermayenin çocuk emeğine daha da çok yöneldiğini görüyoruz. Daha ucuz, güvencesiz ve ‘uysal’ emek olan çocuk emeği patronların iştahını kabartıyor” dedi.

Çocuk iş cinayetlerinin yazın tarım alanında çalışmayla daha da artış göstereceğini söyleyen Abdal, şöyle devam etti: “Çocuk işçiliğin belkemiği olan tarım sektörü, inşaat, sokakta çalışmaya dair herhangi bir adımın atılmadığı, görmezden gelindiği ve beslendiği sürece de çocukların ölümüne tanıklık edeceğiz.”

ÇOCUK İŞÇİLER BİRÇOK RİSKLE KARŞI KARŞIYA

Mevsimlik tarım işçisi çocukların koşullarını örnek gösteren Abdal, “Mevsimlik çalışan çocuklar aileleriyle naylon çadırlarda temiz suyun, tuvaletin olmadığı ya kısıtlı olduğu, uzun saatler güneş altında çalışma, boğulma, yoğun kimyasala maruz kalma, böcek ısırması gibi pek çok tehlike ile karşı karşıya çalışmak zorunda kalıyor” diye konuştu.

Daha çok atık toplama, seyyar satıcılık, ayakkabı boyacılığı, cam silme gibi işler yapan sokakta çalışan çocuklar bir yandan uzun çalışma saatleri, diğer yandan şiddet görme, taciz ve tecavüze uğrama, geceyi sokakta geçirme, yetersiz beslenme, kimyasal maruziyeti gibi pek çok riskle karşı karşıya kaldığını ifade eden Abdal, “Keza, sanayi sektöründe çalışan çocuklar da aşırı ve uzun çalışma, tehlikeli makineler, uzun çalışma süreleri, tozlar, boya, vernik gibi kimyasallar, ağır yük taşıma, gürültülü ortamda çalışma, uzun süreli ayakta çalıştıkları, sağlıkları ve güvenliklerini daha çocuk yaşta kaybettikleri, iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirdikleri işlerde çalışıyor” dedi.

‘VİCDAN’ AÇIKLAMARI SERMAYE ORTAKLIĞINI AKLAMAZ!

Abdal, çocuk işçiliğin önüne geçilmesi için iki öneride bulundu: “Birincisi, çocuk işçiliğin önüne ancak bunu gerçekten ortadan kaldırmaya dönük bir devlet politikasıyla geçilebilir. Bir yandan ‘vicdan’ açıklamaları yapıp, diğer yandan sermayenin taleplerini karşılamak üzere yüz binlerce çocuğu işçileşmeye iten politikalarla bunun olması mümkün değil. Bu noktada ikinci saç ayağı, sağlıklarına ve güvenliklerine sahip çıkanların, insanca yaşama ve eşit bir dünya için mücadele edenlerin mücadelesi anlam kazanıyor. Çocuğu işçi olmaya zorlayan yoksulluğa, gelir adaletsizliğine, işsizliğe, güvencesizliğe karşı da mücadele etmek gerekiyor” dedi.


DUY, GÖR, DİNLE; ÇALIŞAN ÇOCUKLARIN FERYADI TÜM İŞYERLERİNDE!

Fişek Enstitüsü de 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü dolayısıyla bir kampanya başlattı. “Atölyelerde, tarlalarda, inşaatlardaki çocuklar görülmüyor, sesleri duyulmuyor, ellerinden tutulmuyor. Devlet çocuk işçiliğini azaltacak somut adımlar atmıyor, toplum ülkenin geleceğini çalan bu uygulamaya yeterince ses çıkartmıyor” denilen kampanya açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı olarak bu yıl Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü için ‘Sloganı Sen Bul!’ isimli bir kampanya başlattık. Amacımız ülkemizde gittikçe artan çocuk işçiliğine karşı toplumsal bir duyarlılık yaratmak, bu sorun üzerinde birlikte düşünmenin, çözüm yolları aramanın ve yetkili organları harekete geçirecek toplumsal baskıyı oluşturmanın zeminini yaratmaktı. Kampanyamıza birbirinden değerli slogan önerileri iletildi. Vakfımız yayın organı Çalışma Ortamı Dergisi’nde yayımlayacağımız bu sloganlardan biri çocuk işçiliğinin yaygınlığına rağmen bu konudaki derin sessizliğe dikkat çekiyordu: ‘Duy, Gör, Dinle; Çalışan Çocukların Feryadı Tüm İşyerlerinde!’

Kampanyamıza destek veren herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz ve çocukların sessiz çığlığını duymaya, insanlığın yüz karası çocuk işçiliğini ortadan kaldırmak için el ele vermeye ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

Kampanya duyurusunun yapıldığı etnin sonunda çocuk işçiliğiyle mücadele için “https://fisek.org.tr/bize-katilin/” adresinden iletişime geçme çağrısı da yapıldı.

ÖNCEKİ HABER

Murat Özyaşar'dan Diyarbakır Hikayeleri: Aslı Gibidir

SONRAKİ HABER

Yeni parti tartışmaları hızlandı: Ali Babacan liderliğinde parti kurulacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa