27 Mayıs 2019 19:46

Bir Kavram: Sınıf

Sosyalizmi incelediğimiz kuram sayfamızın bu sayısında sınıf kavramını ve sınıfların üretim ilişkileriyle bağlantısını inceleyeceğiz.

Çizim: Nikolai Shukov

Paylaş

Sosyalizmi incelediğimiz kuram sayfamızın bu sayısında sınıf kavramını ve sınıfların üretim ilişkileriyle bağlantısını inceleyeceğiz.

SINIF NEDİR?

Geçmişteki gibi bugün de sınıf kavramını gelir düzeyi, eğitim durumu, sosyal hayattaki yer gibi ayrımlar üzerinden açıklayan anlayışlar var. Gerçekten de herhangi bir toplumun sınıf yapısına bakıldığında, egemen sınıflarla ezilen sınıfların gelirleri arasında bir uçurum görmek mümkün. Fakat sorun bu durumun kökeni, yani egemenlerin niçin zengin, ezilenlerin niçin yoksul olduğudur.

Bu ayrımı yaratıp bir kesimi ayrıcalıklı konuma getiren sebep, üretim araçlarına sahip olması. Üretim araçlarına sahip olmayan ve emeğini satarak yaşamını sürdürmek zorunda olan bir toplumsal grup ise, çoğunluğu yoksullaşmış, haklarından yoksul bırakılmış ezilen bir sınıfa dönüşür.

Sınıfların tanımını Lenin, şu şekilde yapar:“Sınıflar, tarihsel olarak belirlenmiş bir toplumsal üretim sisteminde işgal ettikleri yerle, üretim araçlarıyla olan, (çoğu durumda sabit ve yasayla formüle edilmiş) ilişkileriyle, emeğin toplumsal örgütlenmesi içindeki rolleriyle ve dolayısıyla, kullandıkları toplumsal zenginlik payının boyutları ve bunu elde etme biçimleriyle birbirinden ayrılan geniş insan gruplarıdır.”(Marx, Engels, Marksizm, s. 445)

KAPİTALİZMDE SINIFLAR

Marx’ın da belirttiği gibi sınıflar üretimdeki konumlarına göre tanımlandığına, varlıkları üretimin belirli tarihsel gelişme aşamalarıyla bağlantılı olduğuna göre, farklı üretim biçimlerinde sınıflar ve sınıfların konumları farklıdır. İlkel komünal toplumda özel mülkiyet olmadığı için sınıflara henüz rastlanmazken, köleci toplumda köleler ve köle sahipleri, feodalizmde toprak sahipleri, serf köylüler gibi çıkarları birbirine zıt karşıt sınıflar bulunuyordu.

Kapitalizmde ara sınıf ve tabakalarla olmakla birlikte, toplum temelde burjuvazi ve işçi sınıfı olarak çıkarları zıt iki sınıfa bölünmüştür. Kapitalizmde üretim araçları burjuvazinin mülkiyetindeyken, toplumun çoğunluğu üretim araçlarının mülkiyetinden tamamen yoksun ve bu mülkiyete sahipler tarafından sömürülmektedir. İşçi sınıfı, üretim araçlarından yoksun olduğu için hayatını devam ettirebilmek için kendi emek gücünü burjuvaziye satarak çalışmak zorundadır. İşçi sınıfı ve burjuvazi arasındaki bu ilişki, uzlaşamayacakları bir karşıtlık olarak görünür ve bu kapitalizmi yıkacak olan karşıtlıktır.

SINIFLI TOPLUMU YOK EDECEK TARİHSEL İRADE: İŞÇİ SINIFI

İşçi sınıfı, üretimdeki konumu gereği kapitalizmdeki yegane devrimci güç, diğer bir ifadeyle kapitalizmi yıkacak ve sınıf farklarının ortadan kaldırılmasına doğru gidecek olan sosyalizmi inşa edecek olan tarihsel iradedir. Bilimsel sosyalizmin işçi sınıfı ve sosyalizm arasında kurduğu bu bağ, onu kaba eşitlikçi, ahlakçı, dayanışmacı ve sosyalizmi sosyalistlerin kurduğu bir şey olarak gören diğer “sosyalizm” anlayışlarından kökten ayırır.

Sınıfların ortadan kaldırılmasının ilk adımı, sömürücülerin hükümetini alaşağı etmektir. İkinci önemli aşama ise kapitalizmden sosyalizme geçiş dönemi. Bu dönemde hem özel mülkiyet ortadan kaldırılarak kapitalist sınıfa son verilir, hem de köylülere, zanaatçılara dayanan bireysel küçük ekonomi, büyük ölçekli toplumsal ekonomi içinde yeniden örgütlenir.

SOSYALİZMDE SINIFLAR

Sosyalizmde de diğer toplum biçimlerinde olduğu gibi insanlığın sınıflara bölünmüşlüğü devam etmektedir. Hem sosyalizmi düşünürken onu sürekli bir inşa süreci olarak düşünmek, sınıfsız ve sömürüsüz bir toplumun sürekli inşası olarak görmek ya da komünizmin ilk aşaması olarak kavramak doğru olacaktır. Önceki sayımızda da tartıştığımız gibi, üretim araçlarının toplumsallaştırılması bir gecede tamamlanacak bir iş olmadığına göre, üretim araçlarının özel mülkiyeti farklı üretim alanlarında bir süre daha varlığını sürdürür. Büyük toprak sahipleri ve tekelci burjuvazinin mallarına el konulur ve sömürücü sınıfların ekonomik ve politik egemenliği yıkılır. Yine de orta ve küçük burjuvazinin bir bölümü, köylerde zengin köylülük gibi tabakalar ve bunların mülkiyeti bir süre daha varlığını sürdürebilir. Ama her ülkenin gelişme aşaması farklı olduğu için, bu mülkiyet biçimlerinin varlıkları ya da yoklukları her ülkede aynı olmaz. Küçük meta üretimiyse köyde ve atölye tipi küçük üretimde uzun süre daha varlığını sürdürür. Sovyet deneyimi, küçük burjuvazinin elindeki tüm mülke zorla el konulmasının küçük üreticileri işçi sınıfının safından uzaklaştıracağını, bunların yavaş yavaş ve ikna yoluyla mülksüzleştirilmeleri gerekliliğini kanıtlamıştır.

Yine de sosyalizmi önceki sınıflı toplumlardan ayıran bir özelliği vardır. Sosyalizmde egemen sınıf olan işçi sınıfı, tüm sınıfları ortadan kaldırma misyonuyla iktidarı eline geçirmiştir. Bu toplumsal biçimin bir özelliği olarak artık işçi sınıfı ve diğer sınıflar ve tabakalar da -köylülük, küçük-burjuvazi, aydınlar- kapitalizmde olduğu gibi kalmayıp değişip dönüşmekte, dolayısıyla aralarındaki ilişkiler de değişmektedir.

SINIFSIZ, SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYA: KOMÜNİZM

Sosyalizmin inşası, kafa emeği ile kol emeği, köy ile kent arasındaki farklılıkların giderek silindiği ve en sonunda ortadan kalktığı bir süreçtir. Dolayısıyla da sınıf farklılıklarının tamamının yok olması ve üretim araçlarının tamamının toplumun ortak mülkiyeti haline gelmesi bu sürecin sonucudur. Bu aşama artık sınıfsız ve dolayısıyla devletsiz bir toplum olan komünist toplumdur. Ancak böyle bir toplumda insanlık üretimi “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar” ilkesiyle düzenleyebilir.

ÖNCEKİ HABER

Uydurma bencillik ile sistem dönmez

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'dan 2. yıl dönümünde “Adalet Yürüyüşü” açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa