15 Mayıs 2019 14:55

ABD-İran gerilimi: Provokasyonlar ve diplomasi sürüyor

ABD, İran’a askeri baskıyı yoğunlaştırmak için hamleler yapıyor. AB ve Rusya, askeri müdahaleye karşı. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo istediğini alamadı.

Fotoğraflar: Beyaz Saray, DHA

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Köln

ABD ve İran’ın, 2015’te imzalanan Nükleer Silah Anlaşmadan karşılıklı olarak çekilmesiyle yükselen gerilim çerçevesinde ABD, Tahran rejimine karşı geniş bir koalisyon kurmak için harekete geçti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) başta olmak üzere bazı Körfez ülkelerinin, ABD ile aynı safta yer alması ardından bölgeden değişik provokasyon haberleri de gelmeye başladı.

ÜST ÜSTE PROVOKASYONLAR

Hürmüz Boğazı’nda bulunan BAE, Suudi Arabistan ve Norveç bandıralı petrol tankerlerine taciz ateşi açıldığı iddialarından sonra bu kez Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad yakınlarındaki iki önemli petrol dolum tesisine insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlendiği Suudi tarafınca açıklandı. İstasyonları işleten Suudi Aramco petrol şirketi, zararı tespit etmek için üretimi durdurduğunu duyurdu.

Yemen’deki Husi Hareketi milislerinin bir sözcüsü ise, saldırının Suudi Arabistan’ın ekonomisi açısından stratejik öneme sahip petrol istasyonlarına yapıldığını ifade ederek, Suudi rejimine agresif dış politikadan vazgeçme çağrısı yaptı. Bilindiği gibi Suudi Arabistan, Yemen’de İran yanlısı güçlerle savaş halinde. İnsansız hava araçlarının milisler tarafından İran’dan mı alındığı ise bilinmiyor.

Bölgeden arka arkaya gelen saldırı haberleri, dikkatleri İran üzerine çevirdi. Her ne kadar İran saldırıların arkasında olduğuna dair bir açıklama yapmasa da söz konusu provokasyonlar başta bölge olmak üzere genel olarak dünya genelinde İran’a karşı bir cephe oluşturmak için kullanılmaya başlandı.

SÖYLEMDE SAVAŞ YOK, ARKA PLANDA HAZIRLIK VAR

Hem ABD Başkanı Donald Trump hem de İran dini lideri Ali Hamaney bir savaş istemediklerini söyleseler de savaş için hazırlıkları alttan alta sürdürülüyor. New York Times gazetesi, Trump’ın Güvenlik Danışmanı John Bolton’un, Pentogan’a İran’a saldırı planlarını güncellemesi çağrısında bulunduğunu yazdı. Bu çerçevede bölgeye 120 bin ABD askerinin gönderileceği iddia edildi. Trump, bunu “yalan haber” ilan etse de gazetenin haberinde konuyla ilgili toplantının geçen hafta perşembe günü yapıldığı belirtildi ve katılımcıların isimlerine de yer verildi. Haberde ayrıca söz konusu askerlerin kara operasyonu için olmadığı da ifade edildi.

Ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı, Irak’ta acil şekilde ihtiyaç duyulmayan bütün memurlarını Bağdat’tan çekeceğini açıkladı. Bunun asıl nedeninin gerilime bağlı olarak Irak’taki ABD karşıtı güçlerin saldırılarda bulunma olasılığı olduğu tahmin ediliyor. Zira, Irak’ta İran ile bağlantılı önemli bir Şii nüfus bulunuyor. Yine İran’ın desteklediği bazı silahlı güçler de Irak’ta aktif. Suriye’deki ABD askerilerinin güvenlik önlemleri de artırıldı.

AVRUPA BİRLİĞİ ŞİMDİLİK DESTEK VERMEDİ

Provokasyonlarla bölgede İran’a karşı özellikle Sünni ülkelerin katılımıyla bir koalisyon oluşturmanın çabasında olan ABD, diplomatik girişimlerle başta Avrupa olmak üzere diğer ülkelerin de desteğini almayı planlıyor. Pazartesi günü Brüksel’de yapılan AB dışişleri bakanları toplantısında her ne kadar İran’a saldırı konusunda ABD uyarılsa da, bu politikanın ne zamana kadar geçerli olacağı ise kestirilemiyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Brüksel’de ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile yaptığı görüşmede endişelerini açık olarak ifade etti. Alman basına göre, Maas görüşmede Pompeo’ya, “Avrupalılar olarak, güvenlik için İran ile yapılan anlaşmaya bağlı kalınmasını mutlaka gerekli görüyoruz” dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt da aynı şekilde “Hiç kimse böylesine bir çatışmadan yana değil” diyerek ABD’ye mesafe koydu. İngiltere, 2003’te Irak işgali sırasında ABD ile aynı safta yer almıştı.

AB Dış Politika Yüksek Komiseri Federica Mogherini, Pompeo’nun İran için arabuluculuk yapmalarını istemediğini söyledi.

İSPANYA SAVAŞ GEMİSİNİ GERİ ÇEKTİ

Bu açıklamalara rağmen Pompeo, ABD’nin İran politikasında bir değişikliğin olmayacağının mesajını Brüksel’de AB bakanlarına verdi. AB ülkelerinin mesafeli yaklaşımına rağmen, ABD cephesinden sert açıklamalar gelmeye devam edecek. Trump, İran’ın bir şey yapması durumunda “pişman olacağı”nı ifade etti.

Bu arada İspanya, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda gönderdiği savaş gemisi Abraham Lincoln bünyesinde görev yapan “Mendez Nunez” savaş gemisini geri çektiğini açıkladı. Gemide 215 mürettebat bulunuyordu. İspanya hükümeti gerekçe olarak ABD ile İran arasındaki muhtemel bir çatışmayı gösterdi.

POMPEO-PUTİN GÖRÜŞMESİNDEN SONUÇ YOK

AB ülkelerinden istediği desteği alamayan ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, aynı şekilde Rusya’dan da destek görmedi. Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Putin ve Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüşen Pompeo, İran’ın sorumluluklarını yerine getirmediğini ileri sürdü.

Putin ise başta ABD-Rusya ilişkilerinde olmak üzere, pek çok alanda gerilimin düşürülmesinden yana olduğunu söyledi. Tarafların başta İran, Ukrayna, Venezuela olmak üzere birçok konuda farklı düşündüğü görüşmelerde bir kez daha görüldü.

Pompeo her ne kadar Soçi görüşmelerini “verimli” olarak değerlendirse de bunun başta İran olmak üzere pek çok alan için doğru olmadığı ortada. Taraflar bir tek Suriye’de yeni bir anayasanın yazılması için komite kurulması konusunda anlaşmaya varmış görünüyor. Komitenin kimlerden oluşacağı ve ne zaman bir araya geleceği ise bilinmiyor.

Bu nedenle, Rusya’nın ABD’nin İran’a yönelik ambargo planlarına dahil etmesi beklenmiyor. Tersine Rusya’nın muhtemel bir askeri müdahalede İran’ın yanında yer alacağı biliniyor.

Yapılan pek çok analizde, Trump ve ekibinin askeri yığınakla blöf yaparak, İran rejimine geri adım attırmak hedefinde olduğu ifade ediliyor. Ancak İran’ın bu tür blöflerle geri adım atacak ülke olmadığı da biliniyor. Bu nedenle, İran’ı caydırma adına atılan askeri, siyasi ve askeri adımların, yıllardır gündemde olan İran’a müdahalenin beklenmeyen bir anda gerçekleşmesiyle de sonuçlanabilir. Diğer emperyalist devletleri ABD’nin yedeğinde tutma, savaş ve silah sanayisine yol verme, İran’daki pazarı kullanarak avantajlı duruma geçen emperyalist devletleri hizaya çekme bugünkü gerilim politikasının öncelikleri arasında yer alıyor. Trump’ın geçen hafta İran’ın yerine getirmesini istediği 12 maddelik plan da bu politikanın devam olma özelliği taşıyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Erdem Gül ve Enis Berberoğlu'nun yargılandığı MİT tırları davası düştü

SONRAKİ HABER

Yemen’de savaşın bilançosu 100 bini aşkın ölüm

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa