29 Nisan 2019 01:15

Bir mücadele deneyimi: ODTÜ Bahar Şenlikleri 

Biz de kısaca süreci bir hatırlayıp, buradan neler öğrenmek gerekir ona bakalım.  

Fotoğraf:Eğitim Sen

Paylaş

Ekin Yoldaş Kalı 
ODTÜ 

Bahar şenlikleri bu dönem çokça konuşuldu, konuşulacak. Evrensel gazetesine süreç birçok haber, yazı, video haber eşliğinde yansıdı. Biz de kısaca süreci bir hatırlayıp, buradan neler öğrenmek gerekir ona bakalım.  

ODTÜ 33. Uluslararası Bahar Şenlikleri’nin, “maddi imkansızlıklar” gerekçe gösterilerek ODTÜ yönetimi tarafından atılan bir e-posta ile iptal edildiğinin öğrenilmesi yoğun bir tepki ile karşılaştı. Şenliğin organizasyonunda diğer topluluklar ile birlikte asli sorumluluğu üstlenen Uluslararası Gençlik Topluluğu’nun, şenliğin hiçbir taviz verilmeden gerçekleşmesi üzerine yaptığı “Şenliğine Sahip Çık” çağrısı 100 civarında topluluk ve bileşenin katılımıyla ve sosyal medyadan gelen yoğun sanatçı-aydın desteği ile bir kampanyaya dönüştü. Rektörlük binası önünde binlerce ODTÜ öğrencisinin iki gün süren protestosu şenliğin kazanılmasıyla sonuçlandı.  

Rektörlük ve M.Verşan Kök tüm bu süre boyunca açıklamarıyla hep kendileriyle çelişti. Öğrencilerin kararlılığının karşısında attıkları her geri adımda “biz aslında şenliği iptal etmedik”, “Devrim stadyumu yok demedik” söylemleriyle kendilerini yalanladılar. Hele ki Verşan Kök’ün “LGBT, Marksist, aşırı sol, HDP” diyerek öğrencileri ayrıştırarak marjinalize etmeye çalışmasından sonra şüphesiz bu durum öğrencilerin birliğinin karşısında duramamanın getirdiği bir sıkışmışlığın dışa vurumuydu.   

“BU SENE DE EĞLENMESİNLER”DEN ÖTE 

Burada ODTÜ yönetimi, “Gençler bu sene eğlenmeyiversin”den öte, daha sistematik bir politikaya hizmet ediyor. Geriye dönüp birkaç yıla bakacak olursak; birlikte vakit geçirilen alanlardaki bankların, sandalayelerin toplatılması, Devrim stadyumunun akşam saatlerinde kilitlenmesi, amfilerin, sınıfların, fakültelerin ders saatleri dışında kullanıma kapanması, özellikle kadın yurtları olmak üzere giriş-çıkış denetimi ve yoklama-savunma baskısı, topluluk kapatılması, topluluk olanaklarının kısıtlanması ve etkinliklerin engellenmesi, yasaklanması , öğrencilere gerekçe dahi gösterilmeden gelen soruşturmalar... Daha birçok örnek verilebilir. Derdimiz şuna dikkat çekmek: Mevzu birkaç sandalyeden nerelere geldi?  Tüm bunları bir bütünlük ile ele almak gerekiyor. Şenlikten öte durum gençlerin bir araya geleceği, tartışıp, düşünüp sorunlarımıza beraber çözüm üretebileceğimiz alanları daraltmak.  Bu süreç dün başlamadığı gibi yarın da son bulmayacak. Hatırlatmakta fayda var, ODTÜ öğrencileri ilk defa şenlik engellemeriyle karşılaşmıyor, V. Kök döneminden önceki yönetimlerce de şenlikler sıkıntılı bir süreçten geçiyordu.   

“OLANAK YOKSA BİZ VARIZ” 

Peki şenlik neden şimdi, nasıl kazanıldı? İçerisinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda neredeyse tüm gençlerin konser, sinema, tiyatro vb. etkinliklere katılımı; dışarıya çıkarak vakit geçirmesi bir lüks haline gelmiş durumda. Temel yaşam araçlarına ulaşım bile gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Hal böyleyken birçok öğrenci sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını gidermek üzere tüm planlarını bahar şenliğine göre yaparken bu alanın elinden alınmak istenmesi bardağı taşıran son damla oldu. Keza ODTÜ Bahar Şenlikleri geçmişten bugüne öğrencilerin kendi özgün ilgi alanlarıyla buluştuğu ve birlikte ürettiği topluluklarla ortak üretim ve dayanışma kültürüdür. Yani, sponsor almayan ve öğrencilerin kolektif emeğine dayalı bu şenliğin karşısında “olanak yok” gerekçesi alabildiğine geçersiz. Protestolar sırasında kendi müzikleriyle, şarkılarıyla, oyunlarıyla, halaylarıyla alanı doldurarak şenlik havasını estiren öğrenciler en haklı talepleri için “Olanak yoksa biz varız” demenin en somut halini ortaya koydu. En önemli nokta ise, hobi topluluklarından fikir topluluklarına, kariyer topluluklarından politik gençlik örgütlerine bu kadar farklı öğrenci bileşeninin ortak bir talep etrafında birleşebilmesi ve bu birlikteliği koruyarak talepleri için geri adım atmama kararlılığını ortaya koymasıydı.  

BİRLİKTELİĞİ ÖRELİM 

Elbette bu birlitelik pirüpak bir biçimde kurulmadı. Daha öncesinde alınan toplantılar ve forumlarda esen rücgardan en çok “kendileri” için yararlanmak isteyen çevrelerin karşısında, taleplerin haklılığı ve yakıcılığı ile birlikte hareket etme ve ortak bir zemin yaratma ihtiyacı ile kuruldu. Elde edilen kazanım, ortak hareket etmenin herkesin “kendi çıkarları” için değil, en geniş birlikteliğin ortak çıkarları için bu birlikteliği örmesi demek olduğunu bir kez daha kanıtladı.  

ODTÜ öğrencilerinin yarattığı bu mücadele deneyi ve kazanımın ardından ise birçok üniversite şenlik, festival talebiyle hareket etmeye başladı. ODTÜ’de oluşan koşullar her üniversitede aynı biçimiyle karşılık bul(a)mayacağı gibi şüphesiz süreç de alanların özgünlüğüne göre farklılık gösterecektir. Burada çıkarılması gereken, aynı taleple hareket eden üniversitelerin kendi bileşenleri ile en geniş birlikteliği kurarak mücadele etme kararlılığını gösterebilmek için çabalamak olmalıdır. 

UMUT BİZDE! 

Tüm bu süreçten öğrenmemiz gerekenleri sadeleştirelim. Kendi taleplerimizi bizlere bizden başkası getirip vermeyecek. Bizlerse isteklerimizi almak için birlikte mücadele etme kararlılığını gösterdiğimiz sürece kazanabileceğimizi bir kez daha gördük. Lafın özü, üzerimize gelen bu rüzgardan ve bizden götürdüklerinden duyduğumuz rahatsızlık için bir şeylerin değişmesini, bir şey yapmadan bekleme halini üzerimizden söküp atmanın vakti geldi de geçiyor. Binlerce öğrencinin kendi üretimine, emeğine sahip çıkmasıyla şenliğini geri alması şüphesiz bir kazanımdır. Ancak bu kazanımı ilerletmeden, geliştirmeden buradan bir domino etkisi ile tüm sorunların çözüleceğini beklemek pek akıl işi olmayacaktır.  

Yazımızı nihayete vardıracak olursak, içerisinde bulunduğumuz bu koşullardan; baskılardan, geleceksizlikten nasıl kurtulacağımız için hafızamızı tazelemiş olduk: birlikte ve örgütlü bir mücadele. Sahip çıkmadığımız ve büyütmediğimiz ölçüde elde edilen bu kazanımlar başka isteklerimize ulaşmamıza ışık tumayacağı gibi elimizden kayıp gitmesi de muhtemel. Umutsuzluk tohumu ekenlere karşı, umudun tam da bizde olduğunu büyüterek rüzgarın karşısında savrulmamak için birbirimize kenetlenerek yürümeye devam edelim!

ÖNCEKİ HABER

Aliağalı kadınlardan cinsel istismar protestosu: Sessiz kalmıyoruz!

SONRAKİ HABER

Ergene Nehri'ndeki kirliliğe dikkat çekmek için yürüdüler

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa