15 Nisan 2019 10:35
Son Güncellenme Tarihi: 15 Nisan 2019 12:38

Leyla Halid, 159 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven'i ziyaret etti

FHKC Merkez Komite Üyesi Leyla Halid, 159 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven'i evinde ziyaret etti.

Leyla Halid, 159 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven'i ziyaret etti

Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

Paylaş

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Politbüro üyesi Leyla Halid, Abdullah Öcalan'ın üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 159 gündür açlık grevi eyleminde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven'i evinde ziyaret etti. "Geleceğimiz, çocuklarımız için yaşamak zorundayız" diyen Halid, “Halkımızın özgürlüğüne ve zaferine giden yolda yürümemiz gerekiyor” diye konuştu. Güven ise, “Mutlaka kazanacağız” dedi. Halid’e, Tevgera Jinên Azad (TJA) üyesi Ayşe Gökkan ve Gülcihan Şimşek ile HDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz eşlik etti.  

Araçlarıyla Güven’in bulunduğu siteye gelen Halid ve beraberindekiler, daha sonra Güven’in evine geçti. Halid ve beraberindekileri, Güven’in kızı Sabiha Temizkan karşıladı. Ziyaretinden dolayı Halid’e teşekkür eden Güven, yaşadığı sağlık sorunlarından fazla konuşamayacağını dile getirdi.

"DÜNYA SESİMİZİ DUYMUYOR"

Ziyarette Güven, Halid’e şunları söyledi: “Baş göz üstüne geldiniz. Çok mutlu oldum. İsmin her zaman Kürt özgürlük mücadelesinde vardı. Fazla konuşamıyorum. Kusuruma bakmayın. Ama şunu şöyle istiyorum. Biz, haklı olan Filistin ve Kürt halkıyız. Bir gün mutlaka kazanacağız. 21’inci yüzyılda Filistin ve Kürt halkı, hakları için açlık grevindeler. Dünya sesimizi duymuyor. Sayın Öcalan 20 yıldır tek başına tecrittedir. İnsan hakları savunucuları nerededir ve neden seslerini çıkarmıyor? Çağrımız onlaradır.

Bugün sen geldin ve senden de farklı bir güç aldım. Çok mutlu oldum ve mutlaka kazanacağız. Dünya savaşını biz çıkarmadık, ama biz kadınlar bu savaşı durduracağız. Kürt kadınları, Leyla Halid ve Leyla Kasım gibi birçok kadını tanıdı. Bugün de direniyoruz, şimdi sen de geldin her iki Leyla birbirimize el vererek kazanacağız. Kimse bize ve Filistinlilere açlık grevlerini bırakmamızı istemesin, egemen güçlere bu baskı ve zulümlerinden vazgeçmesini söylesinler. Kürtler de Filistinliler de dünya halkları bir yaşam sürdürsünler. Ben bu yolda ölsem de benim için bir şereftir.  Bu halkı için bir şey yapmam benim için mutluluktur. Çok çok teşekkür ediyorum."

"SİZİNLEYİZ"

Güven’in konuşmasından sonra söz alan Leyla Halid ise şunları dile getirdi: “Sizinle buluşmak benim için çok sevindirici. Bu mücadelede senin bizle devam etmeni istiyoruz. Sen güçlüsün. Sen bizle olduğunda biz daha güçlü olacağız. Ben de çok mutluyum. Genel Sekreterimiz sevgilerini ve saygılarını gönderdi. Şimdi o da cezaevinde. 13 yıldır cezaevinde. Yoldaşlarımız diyor ki; güçlü olsun biz de onunlayız. Yüzlercesi, binlercesi şu an açlık grevinde. Tabi siz de şu an açlık grevindesiniz.

"DİRENİŞTEKİ KADINLARIZ"

Seninle görüşmek benim bir görevimdir. Çünkü hepimiz direnişteki kadınlarız, mücadeledeki kadınlarız. Biz elimizdeki her şeyi kullanıyoruz, yüzleşmek için. Ama aynı zamanda biz geleceğimiz, çocuklarımız için yaşamak zorundayız, bunu zorlamak zorundayız. Hâlâ seçtiğimiz yolda yürümemiz gerekiyor. Özgürlüğe ve zafere giden yolda yürümemiz gerekiyor. Halkımızın özgürlüğüne ve zaferine giden yolda. Aynı zamanda sesimiz birçok yere de yayıldı, birçok barışçıl yere de yayıldı. Filistinlilerin ve Kürtlerin de açlık grevlerinde destek aldılar.”

Ziyaret sonrası dışarıda basın mensuplarına açıklamada bulunan Halid ve beraberindekiler, HDP Diyarbakır İl Örgütü’nde 3 Mart’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevindeki HDP’li Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ı ziyaret etmek üzere yola çıktı.

HALİD, AÇLIK GREVİNİN 158. GÜNÜNDE MESAJ GÖNDERMİŞTİ

KESK’in İstanbul’da düzenlediği Ortadoğu Konferansı’na katılan Leyla Halid, açlık grevi eylemine dair yaptığı değerlendirmede "Ben Abdullah Öcalan’ın kendisi için birinin ölüme yatmasını isteyeceğini sanmıyorum. Abdullah Öcalan böyle bir şey istemezdi. Leyla Güven’i ziyaret etme fırsatım olursa kendisinden bedenine zarar vermemesini isteyeceğim" dedi.

Halid, açlık grevinin tek başına yeterli olmayacağını ve hükümeti zorlayacak şeyin aynı talep etrafında kenetlenen halk kitleleri olduğunu vurguladı. Öte yandan Urfa’daki kitle örgütleri açlık grevleri için “Ses verin” çağrısı yaptı. 

"İKİ HALK DA KENDİ TOPRAKLARI ÜZERİNDE HAK TALEP EDİYOR"

Mezopotamya Ajansının aktardığına göre Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgecilerin bölgeyi parçalara böldüğünü anımsatan Halid, “Türkiye’de 'hasta adam' diye tabir edilen imparatorluğun çöküşünden sonra bu bölünme parçalanma devam etti. Halklar arasına sınırlar girdi. Bu süre sonucunda bizim ülkemizde böyle parçalandı. Kürtler kendi topraklarınız üzerinde mücadele veriyorsunuz ama Filistinliler kendi topraklarından sürüldüler. İki halk da tabii ki kendi toprakları üzerinde hak talep ediyorlar. Uzun vadeye yayılan bir taleptir ve bugüne kadar sürdü. Hâlâ devam ediyor” dedi.

"YAŞAMI TEHDİT EDECEK ŞEYDEN KAÇINMAMIZ GEREKİYOR"

Açlık grevlerine dikkat çeken Halid, şöyle devam etti:

"Leyla Güven, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevi eylemine başladı. Bu talep haklı ve meşru bir taleptir. Fakat bu yetersizdir. Etrafında ciddi bir halk kitlesinin olması gerekiyor. Aynı talep etrafında kenetlenen bir halk kitlesi olması gerekiyor. Hükümeti zorlayacak olan budur. Açlık grevi eylemi direniş biçimlerinden sadece bir tanesidir. Bir sonuç elde edilene kadar bu eylem tekrarlanabilir. Bu eylemi tamamıyla meşru görmek lazım. Fakat biz her şeyden önce yaşamı savunuyoruz. Yaşamı tehdit edecek şeyden kaçınmamız gerekiyor.”

"GÜVEN'İ ZİYARET EDERSEM KENDİSİNE ZARAR VERMEMESİNİ İSTEYECEĞİM"

Cezaevinde bulunan tutukluların farklı bir eylem yapma şanslarının olmadığını sözlerine ekleyen Halid, “Bu nedenle kendi bedenleri üzerinden bir eyleme giriştiler. Bu doğaldır ama daha farklı eylem biçimleri olabilir. Önemli olan özgür olanların geliştirecekleri eylemlerdir. Ben Abdullah Öcalan’ın kendisi için birinin ölüme yatmasını isteyeceğini sanmıyorum. Abdullah Öcalan böyle bir şey istemezdi. Leyla Güven’i ziyaret etme fırsatım olursa kendisinden bedenine zarar vermemesini isteyeceğim. Başka eylem biçimleri denenebilir. Şu an Filistin tutukluları da açlık grevi eylemindeler. Burada da halk nöbetleşe açlık grevi eylemine giriyor. Protesto eylemi yapıyor. Bu grevlerin etrafında kenetlenen kitleler var. Mektup yazma kampanyaları başlatıldı. Özellikle manevi yönden desteklemek amacıyla dayanışma mektupları gönderiliyor. Türkiye’de ve Filistin’de açlık grevi eylemlerinin etrafında kenetlemek gerekiyor” diye konuştu.  

URDA'DAKİ KİTLE ÖRGÜTLERİ: TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK DRAMI YAŞANMADAN SES VERİN

Urfa’daki kitle örgütleri temsilcileri, açlık grevlerine dair MA’ya konuştu.  Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Urfa Şube Eş Başkanı Eylem Salar da, “Hem devlet yetkililerinin, hem de demokratik kamuoyunun üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Urfa Şube Yöneticisi Avukat Mustafa Vefa ise, süresiz dönüşümsüz açlık grevlerinin kritik aşamayı çoktan geçtiğini ve cezaevlerinde her an ardı ardına ölüm haberlerinin gelebileceğini söyledi. Açlık grevleri konusunda kamuoyunda yeterli tepkilerin gelişmediğini, yetkilileri harekete geçiremediklerini dile getiren Vefa, eylemlerin daha fazla uzamaması için hükümetin acilen adım atması ve tecride son vermesi gerektiğini ifade etti.

Urfa Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkan Yardımcısı Avukat Gönül Kut da, tutukların sağlık durumunun gittikçe kötüleştiğini ifade etti. Talebin anayasal bir hak olduğunu belirten Kut, bu talebin bir an önce karşılanması gerektiğini, karşılanmadığı müddetçe Türkiye tarihinin en büyük dramının yaşanabileceği uyarısında bulundu.

 Urfa Tabip Odası Başkanı Ömer Melik de, cezaevlerinde tutukluların düzenli kontrollerinin yapılması gerektiğini; ancak alması gereken vitamin miktarının verilmediği yönünde haberler aldıklarını belirterek, cezaevleri yönetiminin bu uygulamalardan vazgeçmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Eğitim Sen Urfa Şube Eş Başkanı Leyla Mumin ise, tek bir insanın bile yaşamının çok değerli ve anlamlı olduğunu dolayısıyla bir an önce tecridin son bulması için herkesin ses vermesi gerektiğini kaydetti.

CEZAEVLERİNDE VE HDP İL BİNASINDA AÇLIK GREVLERİ SÜRÜYOR

Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 145, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş 119, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 120 gündür açlık grevinde. Açlık grevleri 1 Mart itibarıyla tüm cezaevlerine yayılmıştı.

HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç'ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı açlık grevi de 3 Mart’tan beri devam ediyor.

Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi'nde açlık grevi eylemine başlayan Sedat Akın’ın tahliye edilmesi ardından Batman’daki evinde sürdürdüğü eylem 96’ncı gününde.

Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (55) 1 Mart’ta Silivri Cezaevi'nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Buca Kırıklar 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 Mart’ta tahliye olan Ferdi Karabay 1 Mart’ta başladığı açlık grevini evinde, HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra açlık grevlerini evlerinde sürdürüyor.

TECRİDİ PROTESTO İÇİN YAŞAMLARINA SON VERENLER

Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde kendini yakan Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto için Zülküf Gezen (33) 17 Mart'ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart'ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart'ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Medya Çınar (24) 25 Mart'ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Mahsum Pamay da 5 Nisan’da Elazığ 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde yaşamlarına son verdi. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Sudan ve Cezayir dersleri: Zorbalar kalmaz, gider!

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu’dan belediyenin veri tabanını inceleme talimatı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa