Av. Kamil Tekin Sürek ile tartışmalı YSK kararlarını değerlendiriyoruz

YSK'nin KHK'li seçilmişlere mazbata verilmeyeceği yönündeki kararı tepki çekti. Tartışmalı kararı Av. Kamil Tekin Sürek ile değerlendiriyoruz.

11 Nisan 2019 18:58
Son Güncellenme Tarihi: 11 Nisan 2019 19:36
Paylaş

Avukat Kamil Tekin Sürek Gündem Özel'de Zeliş Irmak'ın sorularını yanıtladı. Sürek ile YSK'nin son olarak KHK'li seçilmişlere mazbata verilmeyeceği yönündeki kararı ile partilerin itirazlarına ilişkin verilen ve tartışma yaratan kararları değerlendirdik.

"Yerel seçimlerde iktidara karşı bir tepki olduğu ortaya çıktı. Ama bu tepki sonuçlara yeterince yansımadı. Büyükşehirler iktidar açısından kaybedildi ama toplam oy oranı olarak daha da düşmesi gerekiyordu. AKP, rakiplerinin hile yaptığını söyleyerek mağdur pozisyonuna girdi ama aslında seçim sürecinin ilk anından beri AKP’nin hileleri söz konusu. Bunlardan bir tanesi seçmen kaydırma.

Demokratik bir seçim olsaydı, muhalefet de propaganda yapabilseydi Cumhur İttifakının oyu daha da düşecekti.

Seçimlerden sonraki itirazların tümü yasaya aykırı. Sandık başında itiraz etmiyorsanız, sandık kapandıktan sonra itiraz etmeniz için çok ciddi delil olması lazım. Tutanaklar tutulurken not düşülmesi gerekir. İtiraz ederken de o tutanaklar gösterilerek itiraz edilir. Bunlar yok.

Hükümet il seçim kurullarına, ilçe seçim kurullarına baskı yaptı. Baskılar sonucu İstanbul’da ondan fazla ilçede ‘geçersiz oyları sayalım’ diye karar alındı. YSK bu seçimde de skandal bir karar aldı. Sandık açılmışsa sonuna kadar gidilmesi lazım dedi.

Cumhurbaşkanı en son ana kadar direnecek. Hakimlere baskı mı baskı, ilçe seçim kurullarına baskı mı baskı, yeniden saydırmak mı saydırmak… Böyle bir politika uyguladılar. Ama geçersiz oyların sayımında başarılı olamadılar.

‘Olağanüstü durumda yeniden seçim yaptırma’ taktiğine başvurdular. Pilot olarak Büyükçekmece’yi seçtiler. Buradan örgütlü bir iş çıkarmak ve tüm İstanbul’un seçimini değiştirecek bir hile yapıldı sonucunu çıkarmak zor.

Türkiye’de demokrasi hiçbir zaman olmadı ama 60’lardan bu yana ‘cici demokrasi’ denen ve eksik de olsa işleyen bazı kurallar vardı. İl, ilçe seçim kurullarında usulsüzlükler olurdu ama böyle doğrudan YSK’den olmazdı.

Seçmen kayıtları kesinleştikten sonra kayıtlarla ilgili yeni bir tasarruf yaparsanız bunun önü alınmaz.

YSK’ye yapılan itirazların süresi bitti. Bugün mazbatanın Ekrem İmamoğlu’ya verilmesi lazımdı. Olağanüstü yoldan seçim yenilenmesi olsa bile önce mazbatanın verilmiş olması lazım.

Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilmiş bir kişi yerel yönetimlerde görev yapamaz demeleri için KHK’li milletvekillerini açıklamaları lazım.

Hukuki bir kısıtlamaları olmadığı için aday olmuşlar. YSK’de incelemiş onay vermiş. Onay verdikten sonra ‘ben mazbata vermiyorum’ diyemez.

‘KHK’lilere mazbata vermiyoruz, onun yerine ikinci olana vereceğiz’ denilemez bu en büyük adaletsizlik olur. Örneğin HDP almış yüzde 75 oy, ikinci olan almış yüzde 25 oy, diyorsunuz ki ‘yüzde 25 oy alan yönetsin.’ Olmaz. Bu hukukla izah edilemez.

KHK’ler mahkeme kararı değil. İdari bir karar. KHK’ler OHAL’de geçerli. OHAL bitince hükmü yok. İdari işlemler sonsuza kadar yürümez.

KHK sebebiyle mazbatası verilmeyen seçilmişler, “benim seçilme hakkım engellendi” diyerek Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

Seçim öncesi, seçim sırasında ve seçim sonrasında sıfır hukuk, sıfır adalet… Buna rağmen insanlar mücadeleye devam ediyor." (EVRENSEL WEB TV)

ÖNCEKİ HABER

Sütaş'ın attığı 69 işçi işe iade davalarını kazandı

SONRAKİ HABER

Makam odasında yaralı hayvanlara bakan müdüre ceza: Bu cezadan gurur duyarım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa