21 Mart 2019 15:32

Ekonomik kriz, sanayi odaklı derinleşiyor

MMO’nun raporuna göre derinleşen ekonomik kriz sanayi odaklı olmaya başladı, sanayide işçi çıkarmaları hızlanıyor ve işsizlik artıyor.

Ekonomik kriz, sanayi odaklı derinleşiyor

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Makina Mühendisleri Odası, her ay İktisatçı Mustafa Sönmez’in katkısıyla hazırladığı sanayinin sorunları bülteninin 47’ncisini kriz ve sanayi konusuna ayırdı. Derinleşen krizin sanayi odaklı olmaya başladığına dikkat çekilen analizde, inşaata girdi veren sektörlerle iç talebi hızla daralan dayanıklı tüketim malı üreten sektörlerin krizden en olumsuz etkilenen alt dallar olduğuna dikkat çekildi. Sanayide işçi çıkarmalarının hızlandığına ve işsizliğin hızla tırmanacağına dikkat çekilen araştırmada yatırımlardaki sert düşüşe de uyarı yapıldı.

2019 için ekonomide düzelme belirtilerinin çok zayıf olduğu vurgulanan analizde şu noktalara vurgu yapıldı:

  • Türkiye ekonomisi 2018’in son çeyreğinde yüzde 3 küçülürken 2018’in tamamında ancak yüzde 2.6 büyüyebildi. Bu dönemde GSYH, TÜİK’in dolarla ifadesine göre, 784 milyar dolara kadar gerilemiş görünüyor. Bu, dolar bazında 2017’ye göre yüzde 8 dolayında daralmadır. GSYH, 2018 nüfusu kabul edilen 82 milyon kişiye bölündüğünde de kişi başına gelirin 9 bin 632 dolara gerilediği ve 2017’deki 10 bin 602 dolardan yaklaşık kişi başına bin dolar azaldığı sonucuna ulaşılıyor. Böylece, Türkiye’nin kişi başına geliri 1.4 milyar nüfusu olan Çin’in kişi başına geliri düzeyine indi.
  • Sanayinin GSYH içindeki payının yüzde 23.6 ile ilk sırada olduğu, imalat sanayinin payının yüzde 20’yi bulduğunun hatırlanması halinde, krizin sanayi odaklı olarak derinleştiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
  • Nitekim sektörel katma değerlerin bir önceki yılın aynı çeyreklerine göre değişimine bakıldığında, GSYH’deki payı yüzde 24’e yaklaşan sanayide 2018 son çeyrekteki küçülmenin yüzde 6.4 olarak çok önemli bir yer tuttuğu görülmektedir.
  • GSYH’deki büyüklüğü yüzde 20 olan imalat sanayiinde son çeyrekteki daralma yüzde 7.4 ile daha belirgin ve merkezde durmaktadır.
  • Sanayinin 4 çeyrek ya da 12 aydır iniş halinde olması, krizin odağının sanayi olduğunu teyit ediyor. Sanayide birikimli kayıp yüzde 7’yi buluyor. Birikimli kayıp GSYH’de ise yüzde 3.1 olarak izleniyor.

İNŞAAT PEŞİNDEN DİBE SÜRÜKLÜYOR

Sanayi üretim endeksi verilerine mevsimsellikten arındırılmış olarak bakıldığında resesyonun hissedildiği Temmuz 2018’den en son verinin yayımlandığı Ocak 2019’a kadar 7 ayda en çok daralmanın ağaç işleme sanayinde yüzde 24’e yakın yaşandığı gözlemleniyor. Onu izleyen demir çeliği de içeren ana metal sanayiinde küçülmenin yüzde 15’e yaklaştığı anlaşılıyor. İnşaat ile doğrudan ilgili “Metalik olmayan Mineral Ürünler” diye tanımlanan ve çimento, cam, seramik, tuğla vb. gibi inşaat girdilerini içeren alt sektördeki 7 aylık birikimli küçülmenin yüzde 14’e yaklaştığı anlaşılıyor.

İnşaata girdi sağlayan alt sektörlerden sonra, beyaz eşya, elektronik ev eşyalarını üreten sektör ile otomotiv ürünlerini izleyen sektörlerde analize konu 7 ayda yüzde 10’a yaklaşan daralmalar olduğu gözleniyor.

Milli gelir verileri, yatırımlarda iki çeyrektir artan bir gerileme eğilimine işaret ediyor. Yatırımların 2018’in tamamında GSYH içindeki payı yüzde 28.4 olarak gerçekleşti. Ekonominin yüzde 3 küçüldüğü 2018 son çeyreğinde yatırımların GSYH içindeki payı yüzde 26.8’e düşerken, son çeyrekte yatırımlar 2017 son çeyreğine göre yüzde 13’e yakın daralma gösterdi. 

TOPARLANMA EĞİLİMİ GÖZÜKMÜYOR

“Yatırımların inşaat ve makine-teçhizat biçimindeki kırılımı, sanayi yatırımları hakkında da bilgi verir” denilen raporda, 2017 ve 2018’in 8 çeyreği dikkate alındığında inşaat yatırımlarının son 2 çeyrekte negatife düşmesine karşılık makine-teçhizat yatırımlarının 3 çeyrektir gerilediğine dikkat çekildi. 

Daralan makine-teçhizat yatırımlarının, sanayinin geleceği açısından çok olumsuz sinyaller verdiği vurgulandı.

“Toparlanma yönünde eğilimin olduğunu söylemek pek mümkün görünmüyor” denilen raporda tespit şu gelişmelere dayandırıldı:

  • Bankalarda kredi musluklarını biraz gevşetecek kadar kaynak olsa bile iç talep hâlâ zayıf.
  • Tüketicinin kullanabileceği kredilerin faizleri hâlâ yüksek.
  • Vatandaşı sert düşüş yapan tüketimi canlandıracak gelir beklentisi yok.
  • Yatırımcıların iştahını kabartacak siyasal ve ekonomik adımlar görünürde yok.
  • 31 Mart yerel seçimlerini her şeyin önüne çeken rejim, herkesi “bekle-gör” davranışına yöneltince tüketim de yatırım da bekle-gör kararında sabitlendi. (EKONOMİ SERVİSİ)

ÖNCEKİ HABER

Konya'da hekime saldıran kişi tutuklandı

SONRAKİ HABER

Soma Maden Katliamı davasında Can Gürkan'a ödül gibi tahliye kararı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa