13 Şubat 2019 04:22

EYT'li bir emekçi: Yolları altından döşeseler oy vermem!

Denizlili Emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) mağduriyetlerini, ülkedeki krizi ve çalışma koşullarını konuştuk.

EYT'li bir emekçi: Yolları altından döşeseler oy vermem!

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Hilmi MIYNAT
Denizli

Emeklilikte yaşa takılanların (EYT) 10 Şubat’taki Ankara buluşmasına 200 binin üzerinde kişi katıldı. Anıtkabir ziyaretinin ardından Nâzım Hikmet Kültür Merkezinde buluşan EYT’liler salona sığmadı. Denizli’den de 11 otobüsle katılım gösteren EYT’liler arasında, Denizli’de hakları için yıllarca mücadele eden DEBA işçilerinin yer alması dikkatlerden kaçmıyor. Simalar tanıdık geliyor. Denizli Ankara yolunu, yıllar önce Denizli Basma Boya Sanayisinin ‘battık’ diyerek gasbettiği haklarını almak için aşındırmışlardı çok kez. Bu defa ise emeklilik hakları için bu yolculuğa dahil oluyorlar.

Ankara’ya gidiş geliş yolunda epeyce sohbet etme fırsatı buluyoruz EYT’lilerle. EYT mağduriyetinin yanı sıra ekonomik kriz ve çalışma koşulları da konularımızdan biri oluyor.

"DENİZLİ’NİN YOLLARINI ALTINDAN DÖŞESELER OY VERMEM!"

Denizli’de bir çimento fabrikasında çalışan işçi, EYT yasasının çıkacağına inanmadığını söylüyor. Gerekçesini ise şöyle açıklıyor: “Çıkmaz çünkü para yok. Varlık Fonu, İşsizlik Fonu... Yağmaladılar, borç alacak yer arıyorlar şimdi. Zaten para olsa da bu hükümet bizim yararımıza bir yasa çıkarmaz, çıkaracak olsa ilk gündeme geldiğinde çıkarırdı.”

“EYT yoksa oy da yok” sloganından yola çıkarak seçim öncesi bu yasanın çıkması durumunda tutumunun ne olacağını sorduğumuzda, sertçe bir çıkış yaparak yanıtlıyor: “Bu hükümet Denizli’nin yollarını altından döşese yine oy vermem. Çiftçi üretmesin istiyorlar. Kota ile çiftçiliği bitirdiler. Amaçları; çiftçiye tarlayı traktörü sattırmak.”

"YILLARCA EMEK HARCADIK"

Mola yerinde her köşe başında EYT konuşuluyor. Hükümete yönelik öfke dolu sözler sıralanıyor. Muğla’dan bir gruba yanaşarak dahil oluyoruz sohbetlerine. Esnaflık yapan bir EYT’li “89 yılında sigortam başladı. 2 kez kalp ameliyatı oldum hâlâ çalışıyorum” diyor. Hükümetin her şeye para bulduğunu söylüyor ve ekliyor: “Yıllarca emek harcadık. Bu ülkenin her karışında emeğimiz, alın terimiz yatıyor. Tembel değiliz. Oluşan bütçe bizim bütçemiz. Biz emeğimizin karşılığını, hakkımızı istiyoruz. Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?”

Bir elektrik mühendisi ise şunları söylüyor: “Bu emeklilik yasasının çıkması bana çok şey kazandırmaz. Emeklilik maaşına ihtiyacım olmasa da ben arkadaşların verdiği mücadeleden etkilendiğim için buradayım. Öyle özverili öyle dayanışmacı ve birlikte hareket ediyorlar ki ister istemez destek olmak için katıldım aralarına. Tabii emeklilik maaşı bana fayda sağlamaz mı sağlar. Ama o maaş bu mücadeleye ortak olmanın yanında hiçbir şey!”

"BİZE ÇİFT DİKİŞ DİYOR KENDİSİ SÜPER EMEKLİ!"

Bir tekstil işçisi ve mermer işçisi ile kurduğumuz sohbet üçgeninde konu geçim derdi ve çalışma koşullarına geliyor. EYT yasasının çıkması ve kendisinin emekli olması durumunda ne yapacağını soruyoruz: “Dert bir değil ki bu ülkede. EYT olmasa, maaş miktarı, o olmasa pazar fiyatları, çocukların eğitimi daha bir dünya dert var” diyor. Araya giren tekstil işçisi de “Bize çift dikiş diyor kendi çiftin de çifti. Süper emekli” diyor.

İşsizlik Fonu’nu soruyoruz. Mermer işçisinin yanıtı kısa ve net: “Biz onun sadece adını biliyoruz. Bize getirisi yok götürüsü çok!”

"İKİ ÇALIŞAN EVİ ZOR GEÇİNDİRİYORUZ"

Konular arasında sert geçişler oluyor, bazen sert çıkışlarla ilerliyor sohbetimiz. “Avrupalı” diyor tekstil işçisi: “2 saat çalışsa 4-5 poşetle eve dönüyor. 2 yıl çalışsa araba alıyor.” Mermer işçisi de “Ben yıllardır mermerdeyim daha arabam yok” diyor. Tekstil işçisi devam ediyor: “Pazara çıksak 50 liraya bir poşet dolmuyor. 50 liralık elektrik kullanımına 100 lira fatura kesiyorlar. Ben 30 yıldır çalışıyorum daha deniz yüzü görmedim. Eşim de tekstilde çalışıyor, iki çalışan evi zor geçindiriyoruz.” Eşinin mesaiye kaldığından bahsederken sözünü keserek ‘Zorunlu mesai mi’ diye soruyoruz. Mermer işçisi yanıtlıyor: “İstersen kalma. Kızım tekstilde çalışırken bir cumartesi mesaiye göndermedim, ertesi gün çıkışını vermişler.”

"YA GENÇLER NE OLACAK?"

Mermerde çalışmanın güçlüklerinden konuşurken söz mermer iş kolundaki sendikasızlığa da geliyor: “Sendika olmaz abim. Zaten hepsi patron sendikası. Biz yıllar önce bir fabrikada denedik sendikalaşmayı. İşten atıldık. Sendika başkanı sattı. Satıyorlar işçiyi, tüm patronlara da adını yayıyorlar bir daha iş bulamıyorsun.”

Mermer işçisi, “Ağır iş de olsa zor da olsa yapacaksın. Ya öleceksin ya mücadeleye devam edeceksin. Mermer olur şu olur bu olur…” sözlerinin ardından bana dönerek: “Sen biraz da kendinden yaz. Biz yine bugün olmasa 3-4 yıl sonra, 5 kuruş olmasa 3 kuruş maaş alırız. İyi kötü sonuna geldik yolun. Sen daha gençsin ve her gün daha kötüye gidiyoruz. Senin önünde bir yol var, yolda ışık yok. Yolun sonu karanlık” diyor.

ÖNCEKİ HABER

Kilis sınırında patlama: En az 3 yaralı

SONRAKİ HABER

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi'nde Rusya ekibi Zenit'e konuk oluyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa