31 Ocak 2019 15:50

AKP manifestosu mu, CHP’yle HDP tartışması mı?

Mustafa Yalçıner, AKP'nin yerel seçim manifestosunu ve Tayyip Erdoğan'ın konuşmasını değerlendirdi.

AKP manifestosu mu, CHP’yle HDP tartışması mı?

Fotoğraf: Kayhan Özer/Cumhurbaşkanlığı/AA

Paylaş

Mustafa YALÇINER

AKP’nin seçim manifestosu, daha Erdoğan’ın salona girmeden dışarıda toplananlara yaptığı kısa konuşmada belli oldu.

Seçim bildirgesi değil manifesto denmesinden belliydi. Erdoğan da, zaten lafı yuvarlayıp durdu.

Ağaçlar, çiçeklerle böcekler, tüm mahlukat ve insan... Göğüste taşınan et parçası değil, alemmiş, öyle olmalıymış. Öyle olursa şehircilik iyi ve savrulmadan yapılırmış. Memleket işi gönül işiymiş. Ve “fıtratı bir yana bırakıp bireysel hırslara sarılanlar” şehirleri tarumar etmişlermiş...

Fıtrat bir yana, tabii ki öyledir. Ama insanın “fıtratı” mevcut kapitalist toplumun egemenleri ve temsilcilerinden başkaları olmayan yöneticileri açısından nettir: Bireysel hırs. Kapitalizmde buna kâr hırsı denir. Sermaye, sermaye sahibini teslim alır. Yolsuzluk, zimmet, kara para türü dalaverelerin bunca yaygınlığının başka bir açıklaması yoktur. Yokluktan Karun gibi zengin olmalar, vergi cenneti uzak diyarlarda hesap açmalar hep kapitalistin fıtratındandır! “Gönül” ve “gönülden gönüle köprü kurmalar”, evet olmazsa olmazdır; ama bunun için sermayenin kirletmediği saf ve temiz gönüller lazımdır.

Şimdi bu amaçla “Strateji Belgeleri” hazırlanacakmış! Ama belgeyle olmaz ki gönül işi. Karşılıksızdır, parayla pulla alınıp satılamaz. Hangi AKP’linin parayla pulla işi yoktur?

Peki, salonda ve TV kanallarında yanıp sönen ışıklı propaganda düzenekleriyle sık sık anons edilen, Erdoğan’ın da tekrarladığı seçimin “stratejik sloganı” nedir? “Tevazu, samimiyet, gayret”!

Ama bu üçü, kentlerde yaşayan halkı değil, halkı yönetecek olanları hedef kitle sayan sloganlar. AKP kadrolarının mı oyuna talip AKP, halkın mı?

Ve içerik. Kibir değil tevazu... Soru şu: Türkiye baştan ayağa tevazuya zırnık yer bırakmayan bir “ben bilirim” kibriyle, hem de sadece tek kişilik bir karar mekanizmasıyla yönetilmiyor mu? Bu mu değiştirilip düzeltilecek?! Haydi canım! Samimiyet... Yalan yerine, samimiyet. Soru yine: Tren kazalarında mı doğru söyleniyor örneğin? Sinyalizasyon şart değil dendiğinde, bu samimiyet karinesi mi oluyor? Ya da grevler yasaklanıp emekliliği yaşa takılanlar hakir görülürken, işçilerle emeklilere değil, ama sadece sermaye sahiplerine samimi davranılmıyor mu? Ve gayret... Ne tür bir gayret, önemli olan o! Grev yasakçılığı gayreti mi? Köprüleri yap-işlet-devretle yapan müteahhit tekellere üzerinden geçen olsun olmasın hazine garantileri sağlamada mı gayret? Ama bunlardan İtalyan Assaldi, yine de bir gayret, “köprüsünü” satışa çıkarıyor!

Halk peki? Halka ne sunulacak? En temel ihtiyaç maddelerine yapılan zamlardan neden hiç söz edilmedi? Ekonominin içine düştüğü durum ve neden olduğu sefaletin tırmanışı karşısında halka ne vadediliyor? Rabia mı? Soğanla biber ve domates yenmez hale gelmiş, marketler patlıcan satmaz olmuşken, tekçi yeminler yetecek mi?

Yetmeyeceği bilinmez mi? Biliniyor. Bulunan, yeni olmayan, kullanılıp denenmiş bir çözüm olmayan “çözüm”! CHP kötülemesi+HDP çekiştirmesi!

CHP çöp demekmiş! CHP’nin olumsuzluğuyla beceriksizliğini kendi becerisine kanıt göstermeye “çözüm” denebilir mi? Kutuplaştırma ve emekçi halkın bir bölümünü gözden çıkararak, geri kalan ve çoğunluk oluşturduğu düşünülen bölümünü AKP’nin peşinde toplamak üzere halkı sahte saflara bölme şimdiye kadar iş gördü. Bundan sonra görür mü? Yanına “terör örgütü destekçisi” allayıp pullamasıyla HDP’yle ittifak dolayısıyla CHP’ye yöneltilen suçlama eklendiğinde sonuç alınacağı öngörülüyor. İttifak yapılmış yapılmamış hiç önemli olmadan, suçlamaya gaz vermek: “Terör destekçisi”.. “Terörist CHP”! “Beka meselesi”…

AKP kendi yaptıklarıyla yapacaklarından söz etmiyor. Eskiden yol derdi, köprü derdi, havaalanı derdi… Şimdi diyemiyor. Köprülerle havaalanları öğrenildi ki hazine garantileri sağlanarak iyice yoksullaştırılan halkın cebinden finanse edilmiş! Havaalanında yokluk ve tahtakurusundan işçiler isyan etmiş! Sinekten yağ çıkarma noktasına gelmiş AKP. Yok CHP İzmir adayı Tunç Soyer’in babası.. Yok HDP-CHP ittifakı... Rakibin kötülenmesi ve CHP-İP ittifakının zedelenmeye çalışılması.

Köprüydü, yoldu, tüneldi değil.. Ekonomi, maliye, ticaret değil.. Ekonomide ne desin AKP? İşçinin, köylünün, esnafın durumu hiç iyi değil... Halkın durumuyla ilgili söyleyecek sözü de yok! Geriye tek şey kalıyor: Rakiplere ve zaaflarına vurarak yolunu açma çabası.

*

Manifesto mu? Hiç önemi yok! Yine de madde madde bakalım.

İhtiyaca uygun şeffaf planlama”. Hem de “ortak akıl”la yapılacakmış! 16 yıldır neden böyle yapılmamış, neden bütün devlet ihaleleri şeffaflıkla hiç ilgisi olmadan 3-5 müteahhide verilmiş? AKP geçmişini mi suçluyor-nasıl anlayacağız bunu?

Sorunsuz altyapı ve ulaşım”. Altyapı tamamen çözülecek, trafik sorunu halledilecekmiş! 16 yıldır neden çözülmemiş? Sanki yeni iktidar olacak AKP!

Kentsel dönüşüm”. Yapmayacağız denmiyor, yoksulun elinden alıp zengine vermeyeceğiz de denmiyor. Devam edilecek. Vatandaşın ihtiyaçları gözetilecekmiş! 16 yıldır gözetildiği gibi olmalı.

Dokusu ve tarihini korunan benzersiz şehirler”. Bırakın Allah aşkına! Zeugma mı korundu? Ömür vefa ederse açılacak olan rant kapısıKanal İstanbul” İstanbul’dan geriye ne bırakır?

Akıllı şehirler”le ufuk açılacakmış. Daha ilerisi bir yana, üst üste gelen tren kazaları unutulup inşallah demiryollarının sinyalizasyonu es geçilmez!

Tabiata duyarlı, çevreye saygılı şehirler”! AKP müthiş doğrusu! 3. köprü ve çevre yollarıyla havaalanı deyip İstanbul’da milyonlarca ağaç kesmemiş gibi, bunu da vadedebiliyor.

Sosyal belediyecilik”.. “Kimsesizlerin kimsesi olmak”... Bu, sermayenin değil, işçi ve köylünün, kamu emekçisinin yanında olmayı gerektirir. Ama AKP grev yasaklar. Domatesi 10 TL yapar o para da çiftçiye gitmez!

Yatay şehirleşme”. Ama bu AKP’nin 16 iktidar yılının üzerini kendisinin çizmesi demek! Çünkü İstanbul’u örneğin dikey yapılaşmayla başkası betonlaştırmadı!

Halkla birlikte yönetim”! “Belediye kararlarına şehir sakinlerinin katılımı”! Sandığa oy atmak ama başkasının yönetmesi nasıl “milli irade” ve tecellisi oluyorsa, “istişare” anlamına gelerek, halktan bazılarının sadece konuşması ama tek kişilik yönetimin sürmesi tabii ki halkın yönetime katılması olmayacak!

Tasarruf ve şeffaflık”.. Herhalde cumhurbaşkanı ve vekil maaşları düşürülüp makam arabalarıyla uçakları satışa çıkarılmayacak!

Ve “Değer üreten şehirler”! Artık ne üreteceklerse! Ve üretilenler kimlerin cebine girecekse!..

ÖNCEKİ HABER

Venezuela from Chavez to Maduro

SONRAKİ HABER

Karl Marx’ın Londra’daki mezarına bir kez daha saldırıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa