13 Ocak 2019 02:35
Son Düzenlenme Tarihi: 13 Ocak 2019 09:02

Kan çeker, Palu'ların öyküsü bitmez

Görünen tablo, Palu ailesinin varlığının hiç de arızi olmadığına işaret ediyor. Üstelik bu durum yinelenebilirliğinin de garantisi.

Kan çeker, Palu'ların öyküsü bitmez

Ekran görüntüsü: Müge Anlı ile Tatlı Sert Youtube hesabı

Paylaş

Nuray SANCAR

Parafizik güçlerin uğrak yeri, lanetli, metruk binalarda geçen gotik bir film ya da romanı izler/okur gibi dehşetle izlediğimiz Palu ailesinin hikayesinin gelişme bölümü, sonuna dair herhangi bir ipucu vermeden sürüyor. Vakanın değişik biçimlerde tekrarlama ihtimalinin varlığı dehşeti katlamaya yetiyor çünkü.  

Süreci izlemeyenler için özetlemeye çalışalım: Harun ve Havva Palu’nun beş çocuklarından adı Emine olanın evlendiği, kendisini cinci hoca olarak tanıtan, konu komşunun çocuklarına elifba öğrettiği söylenen damat Tuncer Ustael’in aile bireylerinde yarattığı hipnotik etki sayesinde ortaya çıkan aile boyu tarikat; cinayet, tecavüz, şiddetin rutinleştiği, bilumum cerahatin biriktiği bir küçük topluluktur. Tuncer Ustael bu etki altına girmeyen bacanağı Ahmet’i kayınbiraderi İsa’ya öldürtür. Suçu baba Harun üstlenir. Hapiste yatar çıkar. Bir süre Tuncer Ustael’in evinde kalan baldız Meryem ve çocukları Tuncer Ustael’in tecavüzüne maruz kalır. Ustael kendi çocuklarına da tecavüz etmiştir. Ve bu tecavüzlerin çocuklara ispirto içirilerek, iğne yapılarak gerçekleştiği iddiası kan dondurucudur. Meryem ortadan kaybolur, ardından Meryem’in kızı Melike, amcası Halit Tanhal tarafından alınır ama bir daha ondan da haber alınamaz. Havva Palu, anne kızın Tuncer Ustael tarafından öldürülüp bir yerlere gömüldüğünü söylüyor. Bütün bunlar olurken olaylar polise de intikal eder ancak Tuncer Ustael her seferinde kovuşturmadan sıyrılmayı başarır. Kanıtlar bulunamadığı için eli kolu serbest dolaşır. Bazı durumlara tanık olan komşularını da tehditle susturur.

Böyle durumlarda ceza hukuku, fiile karışanlara, onları toplumun genelinden yalıtacak suçu tanımlar ve cezalandırır; hadisenin münferit olduğunu ilan eder. Psikiyatri, belirli bir rasyonele göre işlemesi gereken toplumsal normların dışındaki davranışlar için klinik kapatmayı önerir. Kamu vicdanı ortak etik adına bu ahlaksızlığı mahkum ederek kendini arındırır. Sistemin diğer mekanizmaları tarafından da önerilen kapatma, toplumsal ilişkilerin fabrika ayarlarında devamını sağlamaya yardım edecektir.

Sistemin devamlılığı normal koşullarda kural ve kural dışılık arasındaki ayrımın belirgin olmasına ihtiyaç duyar.

Ne var ki Palu ailesi gibi bir fecaatin çıktığı iklim, sistemin kurucu yapılarının hiçbir akli ilkeye göre çalışmadığı koşullar tarafından belirlendiği için bu türden bir tasnife izin vermiyor. Bundan 11 yıl önce gerçekleşen olayların güvenlik kuvvetlerinin dikkatinden kaçması, adli bir vakanın düğümlerinin bir reality show’da çözülmeye çalışılması ve mekanizması tutukluk yapan kurumların arızayı silsileyle birbirine aktarmış olduğunu gösteren tablo Palu ailesinin varlığının hiç de arızi olmadığına işaret ediyor. Üstelik bu durum yinelenebilirliğinin de garantisi.

Bir romanı kapatır, bir filmi bitirir gibi bu aile vakasının içinden çıkmak mümkün değil.

Eğer ekonomik krizin birtakım dış güçlerin organizasyonu, politik sıkışıklığın lobi faaliyeti, öteki her sorunun görünmez, bilinmez güçlerin oyunu olduğu siyasiler ve medya tarafından günde beş vakit empoze ediliyorsa gündelik hayatın parafizik güçler tarafından yönetildiğine inananlar, toplumun ortalamasına rahatlıkla yerleşecektir. Yukarıdakiler büyük resim hakkında konuşurken aşağıdakiler cinlerle evlenmenin mümkün olup olmadığını tartışabilir, şeytan kovmanın, lanet bozmak için büyü yapmanın her şeyi halledebileceğine inananların sayısı artar.

Her siyasi dönemeci aldatıldık diye kapatan bir siyasi program, kendi yazgısı üzerinde yitirdiği kontrol duygusunun telafisini olağanüstü güç vehmedilmiş birilerine ram olarak elde etmeye aday yurttaş profilinin ortaya çıkmasını teşvik eder.

Ve yine eğer, siyasi yolsuzluklar, suçlar ve bedelinin toplumca ödendiği politik kararlar hiçbir cezai yaptırıma maruz kalamıyor; kadın cinayetleri, çocuk tecavüzcüleri bir kravat bir ceketle ceza indirimi pazarlığına yetiyorsa mağdurların aleyhine esneyen hukuksuzluk düzeninin mamulleri her köşe başında çoğalabilir. Palu ailesi, yargılanan akademisyene “Kendini aklamak için savunma yapıyor” diyen hukuk heyetinin, sübliminal mesaj veriyor diye gazeteci tutuklamayı olağanlaştıran nizamın paydaşıdır bu bakımdan. Zaten böyle bir sistem bu türden paydaşlar, suç ortakları yaratmadan yürüyemez.

Suçun bir televizyon programında mahkeme edilmesi ve gözaltının canlı yayında gerçekleşmesi kurumsal deformasyonun da şaşaalı bir gösterisi olmuştur. Dedikodunun ve ihbarın, zanların ve izlenimlerin kuralların/kanunun yerine geçtiği bir yargılama şeklidir bu. Gerçek mahkemelerde de işlerin böyle yürümediği söylenemeyeceğinden ekrandaki reality show hayattan bir alıntı gibi durur. Kanıksatıcı bir prova, kurumsal işleyişin kopyası gibi. Bu biçim benzerliği içerikteki benzerlikle uyuşur. Bir devlet krizi haline getirilen Rahip Bronson’a başlangıçta vehmedilen suçun, salıverilmesine getirilen alakasız gerekçelerle berhava edilmesine benzer bir hikaye burada da yazılır. Ama bu kez tersinden. Vaktiyle üzerine gidilmeye gerek duyulmayan suç 11 yıl sonra gözaltının gerekçesidir. Tek fark ortada kırılacak Iphone’lar, yakılacak dolarlar yoktur!

Palu ailesinde dökülen kanın, tecavüzlerin, şiddetin aile mensuplarına neler hissettirdiğini bilmiyoruz. Bereli yüzü ekranda apaçık görünürken “Tuncer’im böyle şey yapmaz” diyen kadının sadece tehdit edildiği için mi böyle konuştuğunu da bilemiyoruz. Ancak ekrandan yansıyan hikayenin ne kadar korkutucu ise o kadar da aydınlatıcı olduğunu söyleyebiliriz. Kendi ışığı olmasa karanlıkta kalacak bir dünyanın aydınlanmasını sağlayan kullanışlı vesilelerden biridir bu olay.

Franco Moretti* canavarları ve korkuyu işleyen eski gotik romanları incelediği bir makalesinde, bu korkunun muhtaç olunan bir korku, irrasyonalliğe ve tehditle sindirmeye dayalı bir toplumsal düzenle gönül rızasıyla uzlaşmak için ödenen bedelin ta kendisi olduğunu ve bunun bir kaçış olmadığını yazar. Böyle bir sistemle uyuşmanın bir tek yolu kalmıştır. “Drakula”, der Moretti “Kandan zevk almaz, kana ihtiyaç duyar.” O halde tatmin edilmesi gereken ihtiyaçların tetiklediği hayal gücü geçmişte Drakula’nın yazılmasının sebebiyse bugün Palu ailesini de aynı yapılandırılmış ihtiyaçla açıklayabiliriz. Bu aile kuralsızlığın, hukuksuzluğun, siyasi elitin bolca yararlandığı parafizik gerekçelerin, komplo teorilerinin ve bilumum irrasyonel kurguların gündelik hayattaki çıktısıdır.

İhtiyaçların tatmini için bu türden çıktılara ihtiyaç duyulduğu sürece o kan çekecek, sıradaki Palu gelecektir. Asıl korkutucu olan da bu, hikayenin bitmemiş olmasıdır.

* Franco Moretti, Mucizevi Göstergeler, Metis.

ÖNCEKİ HABER

Paris'in merkezindeki bir fırında patlama: 2'si itfaiyeci 4 ölü

SONRAKİ HABER

Sivas'ta yolcu otobüsü devrildi: 10 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa