03 Ocak 2019 18:39

“Taşın altına elimizi koyalım”

Yeni yılda liseli, üniversiteli, işçi gençliğin kaygılarını anlamak, yaşadıklarına bakmak yeterli olacaktır.

“Taşın altına elimizi koyalım”

pixabay

Paylaş

Ahmet AKARSU
Kayseri

2018’i bitirirken elbette yaşadığımız olaylara ilişkin heybemize çokça şey koyduk. Ülkenin gidişatına dair olumlu-olumsuz bir dizi örnekle karşılaştık. Kuşkusuz, bu örneklere ilişkin dergimizde değerlendirmeler yapılacaktır. Yeni yılda liseli, üniversiteli, işçi gençliğin kaygılarını anlamak, yaşadıklarına bakmak yeterli olacaktır. Yeni yılda; kimi genç, “iyi bir lise”, “iyi bir üniversite”, “iyi bir gelecek”, “mutluluk”, “huzur”, “barış ve özgürlük” isterken yeni yıla işsiz giren genç işçi Volkan’ın ise yeni yıldan beklentisi “iş” oluyor.

YOKSULLUK İÇİNDE BİR YAŞAM

Volkan, 17 yaşında yağız bir genç. İki küçük kardeşi var. Öte yandan cana yakın, sıcakkanlılığıyla kendini hemen sevdiren ve herkese ayak uyduran özelliklere sahip birisi. Volkan ile kendi kısa hayatını ve yeni yıldan beklentilerini konuşma üzere buluşuyoruz. Volkan, “dumanı burnunda tüten” yeni genç bir işçiyken, çalıştığı küçük atölyeden kısa süre önce işine “ekonomik kriz” nedeniyle işine son veriliyor. 

Kısa hayatını yeni yıla işsiz olarak giren Volkan, “Anne-baba 30 yıl önce köyden çıkıp Kayseri’ye yerleşmiş. Babam bakıcılık işlerinde uğraşıyor. Annem evlere temizliğe gidiyor. Üç kuruş para ile yoksulluk içinde bir hayat mücadelesi veriyorlar” diyor. Volkan şöyle devam ediyor: “Biz aleviyiz ağabey” diyor. Alevi olduğu için küçük yaşlarda arkadaşlarla tartışmalar yaşıyor. Din kültürü öğretmeni tarafından tersleniyor. Süreci ise şöyle anlatıyor Volkan: “Çocuk yaşta tartışıyorduk. Ülke içinde ayrıştırıcı politikaların olduğunu o yaşta çok anlayamıyordum ama şimdi daha iyi anlıyorum. Alevi olmamdan ötürü, hatırlıyorum bir tek din kültürü dersinde hoca bırakmıştı.”

HEM DÜŞÜK ÜCRET VER, HEM DE MESELELERE DUYARLI OLMA!

Tez canlı bir genç Volkan… Okul hayatını anlatıyor. Biraz haylaz birisi olduğuna değiniyor. Ortaokul son sınıfa kadar okuduğu söylüyor. Ailesi sürekli Volkan’ı ikna etmeye çalışsa da liseye gitmeye ikna edememiş. “Okumayı beceremedik” diye başlıyor cümleye Volkan. Hal böyle olunca hayat ile tanışmaya erken başlayanlardan oluyor. Okuduğu dönemlerde ara tatillerde, yaz tatillerinde, ne zaman bir fırsat bulsa, ev ekonomisine katkı için çeşitli işlerde çalışmış. Hem de düşük ücretlerde paraya… Çay ocağında çay dağıtmış, marketlerde kasanın dışında her işi yapmış, terzinin yanında çırak olarak çalışmış…

Markette çalışırken işlerin iyi olduğunu söylüyor Volkan, “Diğer işlerde hep ezildik. Yaşım 14-15 olunca siyasetle de ilgilenmeye başladım. Kendi mahallemizde terzinin yanında çalıştığımda geçen yıl adalet yürüyüşüne gitmiştim. Sadece meselelere duyarlı olmak istedim. Döndüğümde biraz tartıştık ve işe bir daha gelme dedi usta” diyor.

ROBOT GİBİ YAŞAMAMIZI İSTİYORLAR

Bu sırada babam, bizim köylülerin “ata mesleği” olarak bilinen bina görevlisi oldu. Annem evlere temizliğe gitmeye devam etti, hâlâ da ediyor. Yaşı 17’ye gelince Volkan yani kısa bir süre önce 20 işçinin çalıştığı küçük bir atölyede 2 ay kadar işçilik yapıyor. “2 aylık fabrika yaşantında neler gördün?” diye soruyorum Volkan’a. “Ağabey, çalışan işçilerin neredeyse hepsinin borcu olduğunu gördüm. İş zamanı olunca yoğunluktan, kimsenin neredeyse birbiriyle sohbet etmediğini fark ettim. Sabah 6’da kalk, akşam 6’da işi bitir, robot gibi yaşamamızı istiyorlar. Sosyal yaşantı sıfır. En fazla yaptığımız bir saat arkadaşlarla çay içmek oluyor” diyor.

“YENİ YILA GİRMEK İSTERSEN CEPTE PARAN OLACAK”

“Yeni yıla işsiz bir genç olarak gireceksin? Ne düşünüyorsun?” diye soruyorum. “Ev ekonomisine katkı için çalışmam gerekiyor. Sadece benim için değil, ülkede yaşayan tüm gençler için iş ihtiyacı var. Ama bu kısa yaşantımda işçilerin sürekli sömürüldüğünü gördüm. Geçen bir arkadaşım telefon açtı. Yeni yılda bir şeyler yapalım diye. Cepte para olmayınca bir şey de yapılmıyor ki! Düşünüyorum şöyle, okuldan mezun olan da işsiz, okuyamayıp fabrikada iş arayan da işsiz! Sonumuz böyle olmamalı” diyor.

“MASRAFLAR UZUYOR AMA MAAŞ UZAYIP GİTMİYOR Kİ”

“Asgari ücret zammı belirlendi?” diyorum. Hemen söze giriyor Volkan, “az ağabey az. Beş kişilik aileyiz. Kime yetecek? Küçük kardeşimin bile masrafı bile aylık 300 liranın üzerinde. Diğer kardeşim okuyor. Servis masrafı, okul ihtiyaçları derken uzayıp gidiyor. Ama maaş uzayıp gitmiyor ki? Alıyorsun hemen tükeniyor”

Son olarak “Yeni yıldan beklentin ne?” diye soruyorum. “Babam da işsiz, ben de… Klişe olacak ama elbette mutluluk, huzur istemeliyiz, en çok da iş ve güvenli bir yaşam istemeliyiz. Bunları bekleyerek değil de, taşın altına elimizi koyarak almalıyız. Yoksa hak ettiğimiz değeri kimse göstermez bize.” diyor ve sohbetimizi burada sonlandırıyoruz.

 

ÖNCEKİ HABER

Tanrıkulu’nun Kürtçe mesajına Ulusal Kanal’dan aşağılayıcı yorum

SONRAKİ HABER

Celal Şengör: Stalin'e organ vermek istemem, 20 milyon adam öldürmüş

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa