03 Ocak 2019 17:00

Sansür, tehdit, tutuklanma: Gazetecilik

"Bugün kağıda gelen zam bile birçok basın kuruluşunu çok zor durumda bıraktı. Bu bile halkın haber alma hakkına ulaşmasını bir yönüyle engelliyor."

Sansür, tehdit, tutuklanma: Gazetecilik

Fotoğraf: Küçükçekmece/Flickr (CC BY-SA 2.0)

Paylaş

Burak ŞAHİNBAŞ
Adnan Menderes Üniversitesi

“Demokrasinin tam uygulandığı az sayıdaki ülkelerdeniz.” sözünün yüksek perdelerden söylendiği günlerde, ülkede en çok tartışılan konuların başında ise Fatih Portakal, Müjdat Gezen ve Metin Akpınar'ın söylediklerinin ifade özgürlüğü olup olmadığı vardı. Türkiye'de basına ve halkın haber alma hakkına yönelik baskılar her geçen gün artıyor. Biz de Adnan Menderes Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi’nde okuyan üniversiteli arkadaşlarımızla basın özgürlüğü ve gazetecilik üzerine neler düşündükleri üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Basın ve düşünce özgürlüğünün son dönemde en çok tartışılan sembol ismi “Fatih Portakal” üzerine başlıyor sohbetimiz. Gazetecilik bölümü birinci sınıf öğrencisi olan Durmuş, Fatih Portakal'ın Fransa'da süren ”Sarı Yelekliler”i hatırlatıp “Türkiye'de doğalgaz, elektrik zam üstüne zam ama Türkiye'de de hayat pahalılığına karşı barışçıl eylem yapmak mümkün değil.” diyerek aslında “Ülkede demokrasi yok” demeye çalıştığını belirtiyor. Bir gazetecinin eleştirisinin ardından cumhurbaşkanının Konya'da "Enseni patlatırlar" demesini ise Durmuş “Bu olay tek başına ülkemizde basın özgürlüğünün olup olmadığının cevabıdır. Aslında Erdoğan, bütün bu söylemleriyle halkı kutuplaştırıyor." diyerek yorumluyor.

ÖZGÜR BASIN AZ, CEZA ÇOK

Ardından sözü gazetecilik bölümü öğrencisi bir başka arkadaşımız alıyor; "İktidar halkın toplumsal tepkisinden çok korkuyor, bunu en net iktidarın Fransa'daki eylemlere olan tepkisinden hissedebiliyoruz. Bunun için de muhalif olan basına yönelik baskısını 2 kat daha arttırma ihtiyacı duyuyor." diyor. Ceren araya giriyor ve geçenlerde okuduğu bir haberi anlatıyor bize; "Bir kaynakta okumuştum geçtiğimiz günlerde, bir araştırma yapılmış, araştırmanın konusu Türkiye'de toplumsal kesimlerin haber alma tercihleri ile ilgili, araştırmanın sonucu olarak şöyle bir sonuç çıkmış, Türkiye'de iktidara kendisini yakın hissedenler haberleri muhalif kanal ve gazetelerden alıyor. Bu çok enteresan ve üzerinde düşünülmesi gereken bir konu bence." diyor ve ekliyor; "Ülkede gerçekten özgür basın olarak tarif edebileceğimiz kanal ve gazetenin sayıları bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu özgür basın ise her gün çeşitli maddi cezalar, RTÜK gibi antidemokratik kurumlar aracılığıyla baskı ve sansürün muhatabı oluyor." diyor.

“GAZETECİLER DE TARAF OLMALI”

Durmuş tekrar alıyor sözü; "İnsanlar artık tek ses ve tek görüntü olan havuz medyasına rağbet etmiyor. İktidar sahibi Erdoğan da haliyle korkup insanları susturmaya çalışıyor. Ben bu baskıcı rejimin çok fazla ayakta kalacağını sanmıyorum." diyor. "Arkadaşa katılmamak mümkün değil" diyor Ceren ve ekliyor; "Bugün kağıda gelen zam bile birçok basın kuruluşunu çok zor durumda bıraktı. Bu bile halkın haber alma hakkına ulaşmasını bir yönüyle engelliyor."

"Ceren sen bir gazeteci adayısın, bugün yüzlerce gazetecinin tutuklandığı, baskı ve şiddet gördüğü bir ortamda geleceğin gazeteci adayı olmak nasıl bir duygu?" diye soruyoruz. "Beni en başta meslek hakkında çok fazla endişelendirdi bu durum ama gazetecilik mesleğinin özünü doğru ve tarafsız bir şekilde haber yapmak oluşturuyor. Sonra endişe duymanın bir çözüm olmadığını da fark ettim. Basın özgürlüğü için gazetecilerin de taraf olması gerektiğini düşünüyorum." diyor.

"Türkiye’de basına ve basın özgürlüğüne verilen önem gün geçtikçe azalıyor." diye devam ediyor üniversite öğrencisi arkadaşımız ve nedenini de şöyle açıklıyor; "Çünkü ülkedeki 24 Haziran seçimleriyle birlikte yavaş yavaş her şeyin tek bir adama bağlanması gözümüzün önüne geliyor. Yapılan haberler de başta Cumhurbaşkanın eleğinden geçerek bizlere yansıtılıyor, böyle bir tabloda kim basına güvenebilir ki?" diye soruyor.

Son sözü yine Ceren alıyor ve ekliyor; "Bizler bu sene gazetecilik bölümünün ilk öğrencileriyiz ve bizlere verilen eğitim bile tarafsız bir haber yapma eğilimi üzerine değil, aman onu yazmayalım,aman şunu yapmayalım üzerine dayalı bir eğitim verilerek mesleki görevimiz olan tarafsız bir haber yapma görevini bile bizlere öğretemiyorlar.Bu olay ülkemizdeki basın ve basın özgürlüğünün önemini gösteriyor." diyor ve sohbetimizi sonlandırıyoruz.

 

ÖNCEKİ HABER

Özsüt işçilerinin ücretleri 2 aydır ödenmiyor

SONRAKİ HABER

Kumla boğulup, toprağa gömülenlerin hikayesi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa