30 Aralık 2018 04:26

Bölge, 2018 yılının bakiyesi krizlerle yeni yıla giriyor

Hediye Levent yazdı: Türkiye’nin Suriye hükümetine veya Suriye ordusuna yönelik politikası bu yıl da değişmedi.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Hediye LEVENT

2018, bütün dünya için bol krizli ve hareketli bir yıl oldu. Krizlerin eksik olmadığı bölgemizde de önceki yılın bakiyesi politik ve askeri gerginliklere yenilerinin eklendiği 2018 yılı bitmeden 2019’un getireceği krizleri konuşmaya başladık.

2018 yılında dünya gündeminin ilk sıralarında yer alan ülkelerden biri Suriye oldu.

2011 yılında başlayan Arap Ayaklanması’nın ardından yıllara yayılan kanlı bir vekalet savaşının yaşandığı Suriye’deki süreç yeni gelişmelerle birlikte yeni yeni boyutlara taşındı.

Farklı ideolojileri, ajandaları ve bağlantıları ile yüz binlerce silahlı milisin çatıştığı Suriye’de 2018 yılı itibariyle çatışmalar büyük ölçüde sona erdi.

2011 yılından itibaren Suriye içindeki bölgeler sık sık el değiştirdi. Ancak 2015-2016 yılı itibariyle gerek vekalet savaşına taraf olan ülkeler arasındaki ilişkilerin değişmeye başlaması ve gerekse sürdürülen çok taraflı savaşın yeni evrelere girmesi nedeniyle sahada da durum değişmeye başladı. Kontrolü altındaki bölgeleri genişleten Suriye ordusu başkent Şam etrafındaki bazı bölgeler başta olmak üzere ülke içinde az sayıda noktayı elinde tutan silahlı grupları çatışma veya anlaşma yoluyla bulundukları yerlerden çıkmaya zorladı.

2018 yılında ülke içinde birçok yerde çatışmalar sona erdi. Geriye, Rusya ile paralel hareket eden Şam’ın diplomasi yolunu öncelikli olarak tercih ettiği İdlip kenti ve ülkenin kuzeyindeki Kürt-Arap işbirliği ile kontrol edilen bölge kaldı.

İdlip, yıllar içinde uzlaşma yoluyla Suriye içindeki bazı noktalardan çıkarılan bir kısmı radikal gruplardan oluşan silahlı grupların toplandığı yer olarak biliniyor. Suriye ordusu Rusya desteği ile İdlip’e yönelik bir askeri operasyon hazırlığı yapmaya başladı ancak Türkiye başta olmak üzere vekalet savaşına taraf olan ülkeler operasyonun yapılmaması veya ertelenmesi taraftarıydı.

İtiraz gerekçeleri arasında İdlip’te toplanan cihatçıların operasyon yapılması halinde dünyaya dağılması, yeni bir mülteci krizi, çeşitli ülkelerin desteği ile hareket eden silahlı grupların bekasının belirsizliği gibi teredütler dikkat çekti.

Yine İdlip’in Suriye ordusunun eline geçmesi halinde Suriye içindeki süreçten dışlanacağını veya manevra alanının daralacağını düşünen Türkiye, Rusya ve İran ile yoğun bir diplomasi trafiği başlattı.

Bu girişimlerin sonucunda kamuoyunda Soçi veya İdlip anlaşması olarak bilinen bir anlaşma sağlandı. Anlaşmaya göre, ekim ayının sonuna kadar kentteki radikal grupların çözülmesi ve ağır silahlarını teslim etmelerinin sağlanması, bir silahsızlandırılmış bölge oluşturulması gerekiyordu. Ancak gerek sahadaki şartların ve gerekse Türkiye-ABD-Rusya ve İran arasındaki ilişkilerin değişmesi nedeniyle anlaşma şartları yerine getirilemedi.

Suriye ile ilgili diğer önemli konu ise, ülkenin kuzeyindeki Kürt siyasi ve silahlı oluşumların varlıkları oldu. ABD’nin müttefik olarak nitelendirdiği YPG ve Suriye Demokratik Güçleri sahada IŞİD’in yanı sıra Suriye ordusu ile de çatışmalar yaşadı.

Suriye’de yeni siyasi yapının oluşturulması ve yeni anayasanın hazırlanması sürecinin başladığı 2018 yılında Şam ve Kürtler arasında da inişli-çıkışlı ilişkiler yaşandı. İki tarafın görüşmeleri zaman zaman sert açıklamaların gölgesinde kalsa da devam etti.

Yıl boyunca Türkiye’den, Suriye’deki Kürt oluşumların tehdit olarak değerlendirildiği ve bir askeri operasyona hazır olunduğunu belirten açıklamalar yapıldı.

Türkiye’nin Suriye hükümetine veya Suriye ordusuna yönelik politikası bu yıl da değişmedi.

Yılın bitmesine günler kala ABD’nin Suriye’deki askeri varlığını çekeceğini duyurması sahadaki durumun bir kez daha belirsizleşmesine yol açtı.

Suriye 2018 yılında da ABD-Rusya, İran-Suudi Arabistan-İsrail ve Türkiye dahil birçok ülkenin çekişme alanı oldu.

Bu yıl en çok konuşulan konular arasında İran da vardı. Trump yönetiminin Obama döneminde İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yaptırım uygulamaya başlaması Suriye dahil bütün bölgeye yansıdı.

Irak içinde IŞİD sonrası dönemde nüfuzunu pekiştiren İran genel olarak Arap Ayaklanması’ndan kazançlı çıkan ülkeler arasında yer aldı. İran’ın Irak içinde etkinliğini artırması ve Suriye’de de öne çıkması ABD ve İsrail’in tepkilerine sebep oldu.

Suriye içinde İran ile birlikte hareket eden Rusya da yaptırımlar nedeniyle zor bir döneme giren İran ile ABD ve İsrail arasında zaman zaman arabulucu pozisyonuna geçti.

Irak da gerek İran ve gerekse IŞİD ile mücadele dönemi sonrası Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık referandumu hamlesi gibi gelişmelerle sıkça gündemimizde yer aldı. 2018, iç krizler yaşansa da parlamento seçimlerinin gerçekleştiği Irak’ta cumhurbaşkanının belirlenmesi ve ülkenin yıllardır uzak olduğu güvenlik ve istikrarın kısmen sağlanmaya başlandığı yıl oldu.

Yine, sürekli siyasi ve ekonomik krizlerle çalkalanan mezhepçi esasa dayalı bir idari sistemle yönetilen Lübnan da gerek ABD-İsrail-Suudi Arabistan-İran çekişmesinden ve gerekse Suriye’deki gelişmelerden en fazla etkilenen ülke oldu.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı hamlelerine Lübnan’daki Hizbullah varlığını da dahil etmeleri Lübnan içindeki istikrarsız yapıyı besleyen faktörler arasında yer aldı.

Lübnan, 2019 yılına İsrail’in sınırda “Hizbullah’a ait tünelleri yok etme” gerekçesi ile başlattığı operasyon ve operasyonun yarattığı gerginlikle giriyor. Mayıs ayında parlamento seçimleri yapılmış olmasına rağmen hala hükümetin kurulamadığı Lübnan’da 2018 yılı bol krizli bir yıl oldu.

Yine, ABD’nin Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması İsrail-Filistin sorununu yeni bir boyuta taşıdı. Trump’ın sorunu çözeceğini iddia ederek ortaya attığı ‘yüzyılın planı’ henüz hayata geçmeden ciddi eleştrilerle karşılaştı.

Bölgesel ve uluslararası krizlerin yanı sıra yerel krizlerin de sıkça yaşandığı bölgede mülteci akınlarından kaynaklanan sorunlar, mültecilerin geri dönüşleri, farklı sebeplerle gerçekleşen gösteriler, çatışmalar, suikastler ve siyasi mücadeleler de sık sık gündemde yer aldı.

Bölge, 2018 yılının bakiyesi krizlerle yeni yıla girmeye hazırlanıyor ve muhtemelen 2019 yılında da Suriye, İran, Lübnan, Irak başta olmak üzere bölgeye dair yeni krizleri konuşmaya devam edeceğiz.

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kürtlerin uzun ‘Kış’ı!

SONRAKİ HABER

Doğa Koleji ile ilgili beklenen açıklama gelmedi, veliler okulun önüne akın etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa