30 Aralık 2018 05:37

Kürtlerin uzun ‘Kış’ı!

Yusuf Karataş yazdı: Kürt coğrafyası iktidarın Kürt sorununda uyguladığı politikalar nedeniyle 2015 kışından bu yana uzun bir ‘kış’ı yaşıyor.

Arşiv | Fotoğraf: DHA

Paylaş

Yusuf KARATAŞ

Son yılların en çok izlenen ve beğenilen dizilerinden Game Of Thrones’un (Taht Oyunları) dikkat çekici bir sloganı var: Kış geliyor! Dizinin nisan 2019’da yayımlanacağı açıklanan final sezonunda ‘kış’ı temsil eden ve insanlık için büyük bir tehdit oluşturan ‘Gece Kralı’ ve ‘Ak Gezenler’in’ Sur’u aşıp aşamayacağı ve insanlığın ‘kış’a karşı mücadelesinden kimin/kimlerin galip çıkacağı büyük bir merakla bekleniyor…

Kürt coğrafyası iktidarın Kürt sorununda uyguladığı politikalar nedeniyle 2015 kışından bu yana uzun bir ‘kış’ı yaşıyor. İçeride 2015 kışındaki kent savaşlarının ardından yaşanan yıkım ve göç ile başlayan ve 2016’daki darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL’le birlikte parti eş başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanlarının içinde yer aldığı siyasi tutuklamalar ve Kürt yerel yönetimlere kayyım atamaları ile devam eden baskı politikaları kesintisiz bir şekilde sürdürülüyor. Dışarıda ise, 2016 ağustosunda görünüşte IŞİD’e ama gerçekte Kürt kantonlarının (Kobanê ve Afrin) birleşmesini engellemek amacıyla yapılan ‘Fırat Kalkanı’ operasyonundan sonra 2018 başlarında ÖSO ile birlikte Afrin operasyonu gerçekleştirildi. Ve şimdi Trump’ın Suriye’den çekilme kararı sonrasında ertelendiği söylense de Fırat’ın doğusuna yönelik müdahale ısrarı devam ettiriliyor.

Bu dönem boyunca iktidarın Kürt sorununda uyguladığı politika için söylenebilecek ilk şey, bu politikanın tek adam rejiminin inşasının en önemli dayanaklarından biri olarak kullanıldığıdır. Darbe girişiminden sonra içerideki OHAL uygulamalarının en büyük savunucusu olan Bahçeli ve MHP’si, Fırat Kalkanı operasyonundan sonra Erdoğan’ın zaten fiilen uyguladığı tek adam rejimini anayasal bir statüye kavuşturmak için beklediği Meclis desteğini sağlamakta da tereddüt göstermedi. Böylece ‘başkanlık rejimi’ OHAL koşullarında yapılan ve ülke tarihinin en şaibeli seçimi olan 16 Nisan 2017 referandumundan sonra yasallaştırıldı. Bu yılın başlarında yapılan Afrin operasyonundan sonra yaratılan baskı ortamı ve milliyetçi-şoven havanın etkisi altında gerçekleştirilen 24 Haziran baskın seçimleri sonrasında ise, Erdoğan başkanlığını resmileştirmiş oldu.

Özetle Kürt sorununda içeride legal siyasetin tasfiyesini de içeren baskı ve dışarıda Kürtlerin her türlü kazanımını kendisi için tehdit olarak gören müdahale politikaları, ‘tek adam rejimi’ ittifakı olarak şekillenen ‘Cumhur İttifakı’nın en önemli harcı oldu. Tıpkı bugün Fırat’ın doğusuna olası operasyon ısrarının ‘Cumhur İttifakı’nda ‘andımız’ tartışması ile ortaya çıkan ve yerel seçimlerde belediyelerin paylaşımı nedeniyle yaşanan tartışmalar sonrasında daha görünür hale gelen çatlağın tamiri için kullanılmak istenmesi gibi...

İktidarın uyguladığı politikaların yaşattığı ‘kış’ın bir diğer önemli sonucu da şudur: Erdoğan iktidarı, yıkım ve baskı politikaları üzerinden bugün Kürt coğrafyasında askeri ve siyasi olarak inisiyatifi eline almış görünse de bu politika sorunun çözümünde iktidarın beklediği sonucu yaratmanın çok uzağında kalmıştır. Bu durumun en somut göstergesi bunca yıkım, baskı, yasak ve engellemeye rağmen bu uzun ‘kış’ın başlangıcı olan 2015 1 Kasım seçimlerinden 16 Nisan 2017 referandumu ve barış sözcüğünün bile yasaklandığı Afrin operasyonundan sonra yapılan 24 Haziran 2018 seçimlerine kadar HDP’nin Kürt illerindeki oy üstünlüğünü önemli oranda koruması, halkın ulusal demokratik talep ve mücadeleyi sahiplenmeyi sürdürmesidir.

Bu uzun ‘kış’ın elbette bölge (genelde Ortadoğu ve özelde Suriye) siyaseti bakımından da önemli sonuçları oldu. Bölgedeki enerji kaynakları ve geçiş yollarının denetimi bakımından egemenlik mücadelesini sürdüren emperyalist güçler, Türkiye’deki iktidarın Kürt sorunundaki zaaf ve hassasiyetlerini kendi politik çıkarları için kullanmaya yönelik bir siyaset izlediler. Mesela Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonları ancak NATO üyesi Türkiye’yi ABD ile karşı karşıya getirmek ve Kürtler üzerinde baskı kurmak isteyen Rusya’nın ‘olur’u ile gerçekleştirilebildi. Buna karşılık İran’ı kuşatma stratejisi bakımından Türkiye’yi kazanmak isteyen ABD, PKK liderlerinin yakalanması için ödül koymaktan Türkiye’ye Patriot satışının onaylanmasına kadar yaptığı çeşitli hamlelere bu yılın son günlerinde nasıl uygulanacağı konusundaki belirsizlikler devam etse de Suriye Kürtleri ile iş birliği yaptığı bölgeden çekilme kararını ekledi.

Bugün ABD’nin çekilme kararı sonrasında-ki bu karar bölgede (Ortadoğu) en fazla askere ve üsse sahip olan ABD’nin buradaki egemenlik mücadelesinden çekildiği anlamına gelmemektedir- Fırat operasyonunun bir süre ertelendiği söylense de Erdoğan iktidarı, milliyetçi duyguları körükleyerek ekonomik krizi geri plana itmek, savaş ve şovenizm üzerinden Cumhur İttifakındaki çatlakları tamir etmek, CHP ve Akşener’in İP’ini operasyona yedekleyerek etkili bir muhalefet yapmalarını engellemek ve yine HDP ve demokrasi güçleri üzerindeki baskı politikalarını arttırmak için böylesi bir operasyon üzerinden gerilimi tırmandırmaya fazlasıyla ihtiyaç duymaktadır.

Sonuç olarak 2019’a girdiğimiz bugünlerde tek adam iktidarı ülkeyi bölgede emperyalistler arasındaki egemenlik mücadelesinin içine daha fazla sürüklemekle kalmamakta bunun da ötesinde Kürt sorununu çözmek bir tarafa kendini yeniden ve daha büyük ölçekli bir sorun olarak üretmesine hizmet edecek baskı ve müdahale politikalarında ısrar etmektedir. Dolayısıyla yerel seçimlerin kapıda olduğu böylesi bir süreçte bu politika,çıkarları içeride demokrasi ve bölgede barıştan yana olan halklarımızın değil; ancak kendi varlığını ‘kış’ın devamında gören tek adam iktidarının çıkar ve ihtiyaçları ile açıklanabilir.

İşte 2019’a nasıl o dizideki ‘Gece Kralı’ ve ‘Ak Gezenler’in olağanüstü güçlerle donatılmış olmaları insanlığın onları yenme umudunu yok edemiyorsa tek adam rejiminin Kürt sorununda uyguladığı politikaların da demokratik barışçıl çözüm umutlarını yok edemediği koşullarda giriyoruz. Çünkü mücadelenin olduğu yerde her zaman umut da vardır!

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İdeolojik kamusal alanın inşası: Agoralarını yitiren kent

SONRAKİ HABER

Madencilik çalıştayı: Madencilik doğayı, sağlığı, tarihi ve tarımı yok ediyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa