24 Aralık 2018 08:34

ABD Suriye’den neden çekildi?

ABD’nin Suriye’den çekilme hamlesi, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyon ihtimali Arap basınında öne çıkan konular oldu.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Ali KARATAŞ

ABD’nin Suriye’den çekilmesi hamlesi, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna operasyon ihtimali ve Sudan Devlet Başkanı Ömer Beşir’in Şam’ı ziyareti Arap basınında geçen haftanın öncelikli konularındandı. Gündemin diğer bir önemli konusu Sudan’da hayat pahalılığına yönelik başlayan protestolar oldu.

Suriye’den başlayalım; Lübnan’da yayınlanan en Naşra gazetesinden Abbas Dahir, ABD’nin Suriye’den çekilerek bir taşla birçok kuş vurduğunu yazdı. Dahir, ABD’nin bu hamlesinin Rusya’nın, özellikle İran’la ilgili taahhütlerini yerine getirmesi konusunda zorlayacağını söyledi. ABD ve İsrail, Suriye’deki İran varlığına karşı ve bu noktada Rusya’dan beklenti içinde. Dahir makalesinde “Kürtler nerede olacak?” sorusunu sordu ve  “Kürtler, iki güç için kolay hedef olacaklar. Bunlardan birincisi onlardan intikam almak isteyen IŞİD ve diğeri her türlü Kürt nüfuzunu ortadan kaldırmak isteyen Türkler” yorumuna yer verdi.

DOĞU FIRAT OPERASYONU

Suriye’deki gelişmeleri kaleme alan diğer yazar Lübnanlı Akademisyen Muhammed Nureddin oldu. Nureddin, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapmayı planladığı operasyonu “istila” olarak nitelendirdi. Bu operasyondan Türkiye’nin ne amaçladığını madde madde sıraladı. Nureddin nihai olarak operasyonla ilgili “Amerika’nın, ikisi arasında kaçınılmaz bir seçim olması durumunda her an Kürtleri, Türkiye ile olan stratejik ilişkinin hayatta kalması lehinde bırakmaya hazır” olduğunu yazdı. ABD geçtiğimiz hafta Suriye’nin kuzeyinde Kürt güçlerinin öncülük ettiği Suriye Demokratik Güçlerinin kontrolünde bulunan bölgelerdeki üslerinde çekileceğini açıklamış, Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu gelişme üzerine, IŞİD’i de kapsayacağını iddia ettiği daha büyük bir operasyona hazırlık gerekçesiyle, Fırat’ın doğusuna planlanan operasyonun ertelendiğini duyurmuştu.

SUDAN’DA 22 ÖLÜ

Afrika’nın yoksul ülkesi Sudan, zamlara karşı protestolarla gündemde. Gösterilerde en az 22 kişinin öldüğü belirtiliyor. El Kuds Al Arabi gazetesi Sudan Devlet Başkanı Ömer Beşir’i “Artık satacak bir şeyi kalmayan başkan” olarak nitelendirdi. Gazete, gösterilerin Sudan’ın en önemli şehirlerinden ikisi olan Atbara ve Port Sudan’a taşındığını, oradan da başkent Hortum’a ulaştığını yazdı.

EL BEŞİR’İN ŞAM ZİYARETİ

Ülkesinde zam protestolarıyla karşı karşıya olan Sudan Devlet Başkanı Ömer Beşir, Suriye’yi ziyaret etti. Al Arab internet sitesi ziyareti, “Beşir Şam’da: Sistemi yeniden yüzdürme girişimleri” başlığı ile duyurdu. Site, “Beşir’in beklenmedik Şam ziyareti, Suriye rejimini yeniden kabul ettirme ve Suriye muhalefetine karşı savaşta galip geldiğini göstermek için gerçekleşti” yorumuna yer verdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da ziyaretle ilgili olarak “Sudan devlet başkanının Şam ziyaretinin Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşüne katkıda bulunmasını ümit ediyoruz” açıklaması yaptı.

Arap dünyasının tanınmış yazarı Abdulbari Atwan, Beşir’in ziyaretiyle ilgili “Arap kuşatmasını delen ilk lider” değerlendirmesinde bulundu ve onu başka liderlerin takip edeceğini söyledi.


ABD’NİN SURİYE’DEN ÇEKİLMESİ: BEDELİ KİM ÖDEYECEK?

Abbas DAHİR
en Naşra

Beyaz Saray’ın ABD birliklerini Suriye’den çekme kararı, ABD’nin Suriye krizine yönelik politikasına aşina olanlar için şaşırtıcı değil. ABD Başkanı Donald Trump, sekiz ay önce askerlerinin geri çekilmesini istedi, ancak kararın uygulanmasını erteledi.

O bir adımla birden fazla hedefi vuruyor: Tel Aviv’i rahatlatacak olan İranlıların Suriye’den çekilmesi beklentisine karşılık olarak Suriye’yi Moskova’nın etkisine bırakacak. Böylece dikkatleri Rusların taahhütlerini yerine getirmesine çevirecek.

Trump, Suriyelilerin ve Türklerin bölgedeki egemenlik ve nüfuz için mücadele etmelerini izliyor. Askerlerini, Kürtler ve Türkler arasında çatışma riskinden uzak tutuyor. İki devletli çözüm olmadan İsrail-Arap ihtilafını çözmeye yöneliyor.

Ancak Ruslar, özellikle Suriye ve Türklerle iyi ilişkilere sahip olduğundan, oyunun ritmini kontrol etmeyi planlıyorlar. İşte çatışmanın özü burada. Kürtler nerede olacak? Kürtler; Amerika’nın kararını kendilerine ve fedakârlıklarına bir itiraz ve projelerine karşı bir kayıtsızlık olarak değerlendirdiler. Amerikalıların çıkarlarına çalıştıktan sonra onları Ankara ve IŞİD için kolay yutulur bir lokma olarak terk ettiler. Kürtler şimdi tekrar Şam’a başvurmak ve “Suriye Esad” bayrağı altındaki düzene tekrar katılmak zorunda kalacaklar. Kürtler, iki güç için kolay hedef olacaklar. Bunlardan birincisi onlardan intikam almak isteyen “IŞİD” ve diğeri her türlü Kürt nüfuzunu ortadan kaldırmak isteyen Türkler.

Denklem, Suriye’nin hasımlarının ve düşmanlarının bazılarının birbirleriyle çatışması ve bazılarının birbirleriyle aynı safta yer alması gerçeğine dayanıyor. Suriye rahatladı. Topraklarını kendi egemenliği altına geri almak hedefiyle daha kolay taktikler uygulayabilir.

Kürtler üzerine hesap yapanların hesapları şu an bozuldu. Amerika’nın varlığına güvenenlerin güvenleri de bölgeyi terk edenlerle birlikte gidecek. Türklere bel bağlayanlar ise Rusya destekli müzakerelerin bir unsuru olacak.


TÜRKİYE VE DOĞU FIRAT TEHDİDİ

Muhammed NUREDDİN
el Halic

(SUDAN Devlet Başkanı) Ömer Beşir’in Şam’a ziyareti ve (Suriye) Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşmesinin hedefleri ve yansımalarıyla ilgili birçok soru mevcutken, Erdoğan Fırat’ın kuzey doğusundaki Ayn el Arab/Kobane kentinden Irak sınırına kadar uzanan Kürt kontrol alanlarını istila etme konusunda tehdit etti.

Türkiye’nin Suriye’deki Kürt bölgelere yönelik tehdidi yeni değil. Bu söylem Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden “terörist bölgesini temizleme” olarak adlandırdığı stratejisinin bir parçası. Cerablus, Azez, el Bab üçgeninde ve sonrasında Afrin’de birden fazla operasyon başlatmıştı.

Türk kuvvetleri İdlib bölgesinde, kendisine sadık on binlerce silahlı adamla güçlü bir şekilde mevcut. Türkiye, Doğu Fırat bölgesine operasyon tehdidiyle çeşitli hedeflere ulaşmak istiyor:

  1.  Fırat’ın doğusunda bulunan ABD’nin Kürtlerle arasındaki ittifakı bozmak ve Fetullah Gülen’in iadesi için baskı yapmak. Ankara bugüne kadar (Suudi Gazeteci) Cemal Kaşıkçı cinayetinde ABD’den kazanç elde etmede de başarısız oldu.
  2.  Türkiye’nin Suriye’deki etki alanının yeni bölgelerin işgal edilmesiyle genişletilmesi, nihai çözüm müzakerelerinde ilave bir güç kartıdır. Özellikle anayasa komitesi kurma çabaları sona yaklaşırken.
  3.  İdlib’teki askeri operasyona baktığımızda Türkiye mümkün olduğunca operasyonu ertelemek ve Suriye arenasının ötesine geçen Rus hesapları sayesinde Türk kontrolünü baltalayacak dramatik gelişimleri önlemek istiyor.
  4.  Mart 2019 sonunda yapılacak olan yerel seçimlerin arifesinde Fırat’ın kuzeyinde askeri bir başarı elde etmek. Türkiye Cumhurbaşkanı, Fırat Kalkanı’ndan Afrin’e, Türkiye’nin güneydoğu Kürt bölgelerine karşı askeri operasyonların bu şekildeki zamanlamasına alıştı. Burada yerel seçimlerin önemini belirtmek gerekiyor; siyasi sistemin parlamenterden sistemden başkanlığa değiştirilmesinden sonra parlamentonun hiçbir önemi olmaması ve yerel seçimleriniç siyasi mücadelenin odağı haline gelmesidir.
  5.  Erdoğan’ın üzerinde sürekli düşündüğü; 1920’de ilan edilen Misaki Milli sınırlarını Suriye ve Irak’ta adım adım almaktır. Türkiye bu toprakları doğrudan eklemeyi başaramasa bile, en azından etkisi ve nüfuzu altında Suriye içinde bir sınır şerit alanı kurmak istiyor. Ancak Türkiye’nin Doğu Fırat’ı istila etme tehdidi, bu kez Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonlarından  farklı. Fırat’ın doğusunda Suriye Demokratik Güçleriyle ittifak içinde olan ABD güçleri mevcut. Fırat Kalkanı ve Afrin bölgesinde böyle bir varlık yoktu. Böylece, Türk kuvvetleri ABD güçleriyle yüz yüze olacakları bölgelere girecek.

Bu faktör nedeniyle farklı hesapları mevcut. Biz burada şu gözlemleri not edelim.

  •  Türkiye, Washington’un onayı olmadan Fırat’ın doğusunda ya da ABD askeri varlığının olduğu hiçbir yerde askeri operasyon yapamaz.
  •  Amerikalılar ve Türkler arasında askeri bir çatışma, NATO üyesi oldukları için söz konusu değil.
  •  ABD’nin kendisi NATO’nun çıkarlarına uygun olmayan Türkiye ile savaş istemiyor.
  •  Amerika’nın ikisi arasında kaçınılmaz bir seçim olması durumunda, her an Kürtleri Türkiye ile olan stratejik ilişkinin hayatta kalması lehinde bırakmaya hazır.

Bu nedenle Türkiye’nin Amerika üzerindeki baskısı ve Erdoğan’ın başarıya ulaşma isteği  Kürtlerin bulunduğu ve ABD’nin bulunmadığı bölgelere Türk kuvvetlerinin girmesinde.


SADIK MEHDİ: SUDAN PROTESTOLARINDA 22 ÖLÜ

Al Arab

Sudan’ın muhalif Milliyetçi Umma Partisi Başkanı Sadık Mehdi, fiyat artışları dalgasına karşı ülkenin tanık olduğu halk protestolarında 22 kişinin öldüğünü söyledi. Partisinin, göstericilere karşı güç kullanmasını kınadığını vurgulayan Mehdi, güvenlik güçlerini ve polisi protestolara müdahalede gerçek kurşun kullanmamaya çağırdı.

Halk protestoları batıdaki Rahad kentini de içine alarak genişledi. Görgü tanıkları, protestocuların iktidardaki Ulusal Kongre Partisi’nin şehirdeki merkezini ateşe verdiklerini bildirdiler.

Ülkenin doğusundaki Kassala kentinde ilk kez gösterilerin ortaya çıktığı belirtiliyor. Yerel kaynaklar, Aba Adasında Cuma günü yapılan gösterilerde iki kişinin öldürüldüğünü aktardı.

Görgü tanıkları, vali tarafından olağan üstü hal ilan edilen ve okullarda ve üniversitelerde eğitimin askıya alındığı Beyaz Nil eyaletinin merkezi olan Rabak şehrindeki gösteriler yatışırken protestocuların bölgedeki güvenlik güçleri tarafından dağıtılmadan önce tekrar toplandıklarını bildirdiler.

Protestoların arkasındaki muhalif Ulusal İttifakın 14 liderini tutukladı. İttifak’ın başkanı Ebu İsa eski Cumhurbaşkanı Cafer Namiri hükümetinde dışişleri bakanıydı. Ebu isa doksanlarda Arap Barolar Birliği başkanı olarak görev yaptı.


ŞAM’A HAC MEVSİMİ

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Şam'a hac mevsimi… (Sudan Devlet Başkanı Ömer) Beşir’den sonra Şam’ın kapısını çalacak olan ikinci Arap lideri kim olacak? Sisi mi, Ürdün hükümdarı mı, Kuveyt Prensi mi? Kapalı toplantıda Beşir ve Esad arasında ne geçti? Suudi hükümdarı, Katar Prensi ve belki de Erdoğan’dan gizli mesajlar mı var? Şimdi tecridi kıran Suriye mi yoksa Arap karşıtları mı?

Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Beşir’in (16 Aralık) pazar günü Şam’a yaptığı sürpriz ve ani ziyareti ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın havaalanındaki “çok sıcak” karşılaması, ortak Arap dünyasında bir aşamanın sona ermesi ve başka bir aşamanın başlangıcıdır. Bu ziyaretin ana başlığı Suriye’nin zaferinin teslim edilmesi ve tanınmasıdır. Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve demografik yapısının parçalanması ve rejimin değiştirilmesi için ABD ve müttefikleri tarafından yönetilen komplonun başarısızlığa uğradığının itirafıdır.

Beşir, onunla aynı fikirde olalım ya da olmayalım, Arap kuşatmasını kıran ilk lider olarak tarihe geçecek. Ama kesinlikle Şam’ın kapısını çalan son Arap lideri olmayacak. Kuyruk uzun, kapalı elçilikler restore ediliyor. Gizli mesajlar durmuyor. Bir sonraki ziyaretçinin Kuveyt Emiri Şeyh Sabah Ahmed’in olabileceğini göz ardı etmeyelim. Üçüncüsü, Suriye’yi Arap Birliği’ndeki koltuğuna yeniden oturtmak için yapılan baskının arkasında duran Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’dir. Beşir, bu ziyarette sadece Sudan’ı temsil etmiyor. Suudi Arabistan ve diğer Körfez devletleri tarafından yönetilen bir Arap eksenini temsil ediyor.

SURİYE ADIM ADIM ARAP BOYKOT DUVARINI DELİYOR

Al Arab

Arap elçilerinin Şam’a dönüşü yakın. Esad’ın Kahire ziyaretinden söz ediliyor.

Sudan Devlet Başkanı Ömer Beşir’in Şam ziyareti, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın çevresindeki Arap boykotu duvarını kırmaya başladığının işareti olarak değerlendirildi. Beşir’in ziyareti diğer Arap liderlerinin ziyareti için bir başlangıç olabilir.

Arap siyasi kaynakları, Sudan Devlet Başkanı’nın Suudi Arabistan dahil olmak üzere birden fazla Arap ülkesinden Esad’a mesaj taşıdığını tahmin ediyor.

Kaynaklar al Arab’a yaptıkları değerlendirmelerde, Arap ülkelerinin Şam’daki büyükelçiliklerini yakında yeniden açacaklarını ve Esad’ın Abdulfettah Sisi’nin resmi davetlisi olarak beklenen Kahire ziyaretini gerçekleştireceğini belirtiyorlar.

Şam’a yönelik bu hızlı açılım, Suriye’nin sahadaki askeri başarısından kaynaklanıyor. Buna ek olarak geniş Arap değerlendirmeleri, Suriye krizinin Arap ulusal güvenliğine yönelik güvenlik riskleri biriktirdiği ve savaşın sadece Suriye’de değil bütün bölgede dış müdahalenin kapılarını açtığı ve Arapların rolünü zayıflatan şeyin de bu olduğu sonucuna ulaşıyor.

Suriye’nin Hartum Büyükelçisi, Habib Abbas, Beşir ve Esad arasında (16 Aralık) Pazar gün yapılan toplantı ile ilgili yaptığı değerlendirmede diğer Arap cumhurbaşkanlarının gelecekte Suriye’yi ziyaret etmelerinin ihtimal dışı olmadığını söyledi.

ÖNCEKİ HABER

Macron: Büyük üzüntü duyuyorum, müttefik güvenilir olmalı

SONRAKİ HABER

Çerkes Soykırımının 155. yılında yaşamını yitirenler anıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa