Neşet Ertaş

Neşet Ertaş'ı kaybettik

Halk Müziği sanatçısı, besteci ve söz yazarı Neşet Ertaş, İzmir'de tedavi gördüğü hastanede dün sabah hayatını kaybetti.Ertaş, 15 gün önce kronik rahatsızlığı sebebiyle özel bir hastaneye kaldırılmış, onkoloji servisinde tedavisine başlanmıştı.Önceki gün durumu gittikçe ağırlaşan Ertaş,

Ertaş, 15 gün önce kronik rahatsızlığı sebebiyle özel bir hastaneye kaldırılmış, onkoloji servisinde tedavisine başlanmıştı.

Önceki gün durumu gittikçe ağırlaşan Ertaş, yoğun bakım servisine kaldırılmıştı. Ertaş’ın dün sabah saatlerinde yaşamını yitirdiği bildirildi.

'BENİ BABAMIN AYAKLARININ ALTINA GÖMÜN'

Ertaş'ın yaşamını yitirdiği hastanenin önüne sevenleri akın etti.

Ertaş’ın anısına hastane içinde açılan defter kısa sürede dolarken, Ertaş’ın menajeri Gülsüm Sarıkaya, sanatçının hastane fotoğraflarının basında yer almasına üzüldüğünü söyledi. Ertaş’ın bağlamayı en son 1 ay önce eline aldığını belirten Sarıkaya, sanatçının vasiyet olarak da, “Beni babamın ayaklarının altına gömün” diyerek, babasının yanına gömülmek istediğini söylediğini aktardı. Yine Ertaş’ın son cümlelerinden birinde, “Çıkmadık candan ümit kesilmez, canım hâlâ içimde” dediğini aktardı.

Ertaş’ın ailesi, cenazeyi Kırşehir’e götürmek istediklerini, cenaze töreninin orada yapılacağını belirtirken, Kültür Bakanlığı’nın ise Ankara’da bir tören düzenlenmesini önerdiği ifade edildi.

Hastane bahçesine çok sayıda seveni ile birlikte CHP İzmir Milletvekilleri, Alevi Bektaşi Federasyonu Yöneticileri, İzmir Müzisyenler Derneği gibi kurum temsilcileri de yer aldı. Çok sayıda sanatçı da telefonla arayarak başsağlığı diledi. (İzmir/EVRENSEL)


'BOZKIRIN TEZENESİ'

Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesine bağlı Kırtıllar köyünde 1938 yılında doğan, ozan ve halk müziği sanatçısı, Yaşar Kemal'in deyimiyle 'Bozkırın tezenesi' Neşet Ertaş'ın babası saz ustası Muharrem Ertaş, annesi ise Döne Hanım idi.

İlkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı çalıp türküler söylemeye başladı. Etkilendiği tek kişinin babası olduğunu söyleyerek, "Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız." derdi. Kendi deyimiyle "yoksulluk içinde geçen" bir çocukluk yaşadı.

Neşet Ertaş, 1950'li yılların sonunda İstanbul'a gelerek ilk plağını "Neden garip garip ötersin bülbül?" adı ile babası Muharrem Ertaş'a ait bir türküyle çıkardı. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı, ardından diğer plak, kaset ve halk konserleri takip etti. Daha sonra Ankara'ya yerleşti. Burada yaşadığı hastalıklar sebebiyle kardeşinin daveti üzerine Almanya'ya gitti. Çocuklarının eğitimi ve sanat çalışmalarından dolayı uzun süre Almanya'da kalan sanatçı, 2000 yılında İstanbul'da verdiği konserle sahne hayatına döndü.

DEVLET SANATÇILIĞINI REDDETTİ

Neşet Ertaş, Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine verilmek istenen devlet sanatçısı unvanını kabul etmemişti. Ertaş, bunun nedenini şöyle açıklamıştı: ''O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, 'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor' diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım."

UNESCO tarafından "yaşayan insan hazinesi" kabul edilen Ertaş, İTÜ Devlet Konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görüldü.

‘BÜTÜN DÜNYA ENİNDE SONUNDA BİRLEŞECEK’

Neşet Ertaş, 4 Ağustos 2008’de Agos gazetesinde yayınlanan röportajında Abdal ve Bektaşi olduğu için çocukluğunda büyük sıkıntılar çektiğini belirterek şöyle konuşmuştu: “Madem ‘şu, şu’ dendi, ben Abdal’ım, neslim de Abdal. Yani şu Laz, şu Kürt, şu Çerkez, Tatar ise, beni zaten -ben söylemeden- karşımdaki söylüyor: ‘Abdallar’ diyor, ben de ‘Evet, Abdal’ım’ diyorum, ‘Benim adımı sen koydun.’ Ben diyorum ki, insan ve insanoğlu var. Bunlara ayrı ayrı isim takmak suçtur. Bu bir ayrımcılıktır, doğru değildir. Kim söylediyse suç işlemiştir. Bir aşağılık, bir yukarılık… Bu ayrımcılığın sonu kavgadır, kavganın kârı var mı? Birbirine düşman olan Fransa, Almanya, öteki beriki gelmişler bir araya, insanca anlaşmışlar, sınırlarını açmışlar birbirlerine, ne güzel. Bütün dünya eninde sonunda birleşecek."


SANATÇILAR ÜZÜNTÜ İÇERİSİNDE

Ertaş’ın yaşamını yitirmesi, sanat dünyasında büyük üzüntüye neden oldu.

Feryal Öney - Kardeş Türküler: Neşet Ertaş yıllarını müziğe vermiş babacan bir insandı. Bahar albümünde onunla beraber çalışmıştık. Bizi motive etmişti. Çok önemli bir halk ozanıyla beraber çalışmış olmak Kardeş Türküler için çok önemli bir şeydir. Yaşarken o kadar farkına varmıyorsunuz. Önemli ve yeri doldurulamayacak bir insan. Önemli bir dönemin içindeyiz, ozanların aşıkların önemli temsilcilerini kaybediyoruz. Ozanların, aşıkların önemli temsilcilerini yakalamış olmak ve Neşet Ertaş gibi bir müzisyenle aynı mikrofonda türkü söylemiş olmak benim için bir gururdur.

Rahmi Saltuk: Son dönemde görüşemiyorduk. 1969’da Gençlik Saati vardı Ankara Radyosu’nda ilk defa o programda çok ünlü olduğu dönemde tanışmıştık. Beraber Gençlik Saatine çıkmıştık. Çok güzel eserler bıraktı.

Selda Bağcan: Birinci kaynaktan türküler dinleyemeyeceğiz artık. Kendisinden 2-3 eser aldım. Çok üzgünüm, nur içinde yatsın.

Sabahat Akkiraz: Sonsuza kadar her tele vurulduğunda, türkü söylendiğinde onu hep yaşıyor hissedeceğiz. Onu hep öyle duyacağız, öyle anımsayacağız.

Belkıs Akkale: Neşet Ertaş uzun yıllar halk türkülerine hizmet etti. Gençlik yıllarımda onun ilk kez konserine gitmiştim. Çok üzgünüz. Toplumda çok iz bırakan değerli bir ustayı kaybettik.

Musa Eroğlu: Neşet Ertaş gibi 5-10 kişi var. Bütün geçmişini biliyorum, babasını, her şeyini biliyorum. Söylenecek başka laf yok. O bir Neşet Ertaş’tı ve kaybettik.

Kıraç: Bozlaklar dünyadaki en tuhaf, en yüce müziklerdendir. Anlaşılmayacak kadar tuhaf ve güzel bir yerden söylüyordu. Onunla tanışmış olmak benim için dünyalara bedel.


EMEP: HALKIMIZIN KÜLTÜRÜNDE YAŞAMAYA DEVAM EDECEK

Emek Partisi Genel Merkezi de Neşet Ertaş’ın ölümüyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada şunlar kaydedildi: “Bir kültürün, bir geleneğin evrensel yorumcusu, tüm kuşakların gönül dostuydu. Türkiye gibi diller, inançlar ve kültürler zengini topraklarda tüm halklarımızın gönlünde büyük bir yer eden, gücünü halktan ve halkın derin kültüründen alan halk ozanı Neşet Ertaş, alçak gönüllüğüyle, gönüllerde taht kurdu. Evvelimizin ahirimizin sesi, acımızın, hasretimizin, halkımızın, toprağımızın çağlayanı, halk ozanımız Neşet Ertaş’ı, hep sevgi ve saygıyla anacağız. Halkımızın ve ailesinin başı sağ olsun”

BDP: TÜRKİYE ÇOK DEĞERLİ BİR OZANINI KAYBETTİ

BDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak da yaptıkları yazılı açıklamada ünlü ozanın ölümünden üzüntü duyduklarını belirtti. Açıklamada, “O, kendisine teklif edilen devlet sanatçılığı yerine halk sanatçısı olmayı tercih ederek, halkının gönlünde taht kuran, boşluğu asla doldurulamayacak değerli bir ozandı. Kendisi, geride miras bıraktığı birbirinden değerli eserlerle ve saygın sanatçı kişiliğiyle anılacaktır. Büyük Usta, Neşet Ertaş’a Allah’tan rahmet, değerli ailesi, yakınları ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

www.evrensel.net