TÜSİAD, ekonomik krizin derinleşeceği tespitini yaptı

Fotoğraf: Fatih Kurt/AA

TÜSİAD, ekonomik krizin derinleşeceği tespitini yaptı

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, 'Orta vadede muhtemelen bizi bugünkünden daha sıkıntılı günler bekliyor' dedi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Tuncay Özilhan, “Orta vadede muhtemelen bizi bugünkünden daha sıkıntılı günler bekliyor” tespiti yaptı. Büyüme hızında sert bir düşüş yaşanabileceği uyarısında bulunan Özilhan’ın sözlerini değerlendiren Evrensel Ekonomi Editörü Bülent Falakaoğlu, “TÜSİAD gerçekleri ortaya döküp, kendi cephesinden bir çözüm öneriyor. Emekçiler ise aynı doğrulara kendi somut talepleri etrafından bakmalı” dedi.

'EĞER İFLASLAR BAŞLARSA DURUM DAHA DA KÖTÜYE GİDER'

YİK toplantısında konuşan Özilhan, son 10 senedir kıymetli TL ve bol uluslararası finansmana dayalı model içinde olan şirketlerin şimdi zor durumda olduğunu dile getirdi.

“Konkordato ilan eden şirketlere her gün bir yenisi ekleniyor. Moraller bozuluyor. Reel sektör, yüksek enflasyon ve TL’deki dalgalanma nedeniyle önünü göremiyor. Yüksek faiz oranları kredi kullanımını sınırlıyor. Eğer iflaslar başlarsa, durum daha da kötüye gider. Dalga dalga KOBİ’lere, esnafa ve vatandaşa yayılır” diyen Özilhan, işsizliğin de bugünkü seviyenin üzerine çıkabileceğini söyledi.

Kredi kapasitesinin daralmasına karşı finans sektörünün desteklenmesinin mutlaka gündeme alınmasını isteyen Özilhan, “Belli bir süre için büyüme hızında sert bir düşüş kaçınılmaz görünüyor” dedi. Devlet bürokrasisinin liyakata göre belirlenmesini isteyen Özilhan, verimsiz projelerin iptal edilmesi gerektiğini de ifade etti.

NAKİT SIKIŞIKLIĞI HER SEKTÖRDE

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik de “Ekonomimizin bugünkü hale gelmesinde elbette küresel gelişmelerin de payı vardır ama önce iğneyi kendimize, sonra çuvaldızı başkalarına batırmakta fayda var. Bugün nakit sıkışıklığı her sektörde hissediliyor. Finansmana erişim eskisi kadar rahat ve ucuz değil. Ağustosta başlayan kredi daralması devam ediyor. Kredi daralması bitmeden, bu krizin bitmeyeceğini hepimizin kabullenmesi gerekir. Ekonomide inat olmaz, dengeyi siyaset tercihleri sağlamazsa, ekonomi kendi dengesini, ciddi maliyetler ve bedeller ödeterek sağlıyor” diye konuştu.

Dünyada ucuz ve bol parayla büyüme döneminin sona erdiğini belirten Bilecik, “Ekonomide gemiyi yeniden yüzdürmemiz gerekiyor. Bunun için suların yeniden yükselmesini bekleyecek zamanımız yok. Sığ sularda yol almanın çaresini bulmalıyız” dedi.

Bilecik, AB’nin vazgeçilmez hedef olduğu, ABD ile ilişkilerin düzeltilmesi gerektiği gibi vurgular da içeren konuşmasında, yerel seçimlerin önemine dikkat çekti.

‘EN KÖTÜSÜ HENÜZ YAŞANMADI’NIN İTİRAFI

Fotoğraflar: Evrensel ve Pixabay

Evrensel Ekonomi Editörü Bülent Falakaoğlu, Bilecik ve Özilhan’ın TÜSİAD toplantısındaki açıklamalarını şu sözlerle değerlendirdi:

“Hükümet en kötüsü geride kaldı derken gerçeği ifade etmiyordu. Bütün veriler kötünün derinleştiğine işaret ediyordu. İSO imalat sanayi verileri, MÜSİAD imalat ve hizmetler anketi sanayinin istikrarlı bir şekilde daraldığına işaret ediyor. Dış ticaret açığının hızla daralması üretimin durma noktasına geldiğini gösteriyordu. Ekonominin yakıtı olan kredi hacmi hızla daralıyor, bankalar kredi vermiyor. Tarım hızla küçülüyor. Her gün gündeme gelen yeniden yapılandırmalar ve artan konkordato talepleri hatta şirket iflas açıklamaları gibi sayabileceğimiz bir çok gelişme zaten ekonomik krize işaret ediyordu. Aslında en kötüsü geride kaldı, şişmanken zayıflıyoruz propagandası yapan hükümet adeta ölüm orucuyla zayıfladığımız gerçeğini gizliyordu. TÜSİAD çıktı ve bu aldatmaya bir son verdi! Ve ekonominin gerçek tablosunu ortaya serdi. Ama burada emekçiler dikkat etmeli. Yapılması gereken TÜSİAD’ı alkışlamak değil. TÜSİAD sonuçta kendi cephesinden bir çözüm önerisi sunuyor. Her ne kadar siyaseten demokratik talepler dile getirse de ekonomiyle ilgili taleplerinin son derece ağır yaptırımlar içereceği kesin. Ücretlerin düşük tutulması başta olmak üzere vergi muafiyetleri ve teşvikler gibi kurtarma planlarının tümü faturanın emekçilere yüklenmesi anlamına geliyor. Burada emekçilerin yapması gereken TÜSİAD’ın tarif ettiği doğrulara bakarak, kendi somut taleplerini dile getirmesidir. Yaşanan krizde hiç payı olmayanlar bedel ödemeyi kabul etmemelidir. Asgari ücretin belirlenmesinden işten atmaların yasaklanmasına, temel tüketim maddelerine zamların geri alınmasına kadar somut taleplerini belirlemeli bunun etrafından kenetlenip mücadele etmeli. TÜSİAD seçimlere gönderme yapıp beklentilerini dile getirirken emekçiler de seçimlere kendi damgasını vurmayı düşünmelidir.” (EKONOMİ SERVİSİ)

www.evrensel.net