07 Aralık 2018 00:42

Erdal Eren’den öğrenmek

Erdal’ı var eden, içerisinde bulunduğu toplumsal koşullar ve koşullara karşı tutumudur.

Erdal Eren’den öğrenmek

Paylaş

Ekin Yoldaş KALI

ODTÜ

 

“Zihne düşmüş ateş,

-bir kez yandı mı sönmeyecek olan-

Kavuruyor benliği.

Çetin bir zamanda,

Dövüşmek zaman ile

Elde etmek için yeniyi

ve yıkıp geçmek çürüyeni.

Korkusuz ve kesin adımlarla yürüyor,

Geleceğin habercisi.” 

Erdal Eren’in 13 Aralık 1980’de  cunta tarafından idam edilmesinin üzerinden 38 yıl geçti. Erdal’ın idamı, kendi şahsıyla sınırlı bir iş değil tersine gençlerin, işçilerin ve emekçilerin mücadelesine korku ile ket vurmak içindi. Kuşkusuz 17’sinde her türlü baskıya, işkenceye ve ölüme karşı baş eğmez tavrıyla korkusuzca duran genç komünist Erdal’dan öğreneceklerimiz vardır. Nitekim Erdal’ı var eden, içerisinde bulunduğu toplumsal koşullar ve koşullara karşı tutumudur. Bu sebeple Erdal’ı anmak ve Erdal’dan öğrenmek meselenin bu yönlerini de incelemeyi gerektirir.

MÜCADELEYLE SINANMAK

Türkiye’nin 70’li yıllarda içerisinde bulunduğu koşullar; on binlerce işçinin örgütlediği grevler, halkın ve gençlerin geleceği için baskı ve sömürüye karşı mücadelesi dönemin karakterini belirlemektedir. Bu koşullar içerisinde yetişen birçok genç ise toplumsal sorunlara duyarlı, memleketin ve dünyanın haline dair değiştirme gayreti gösteren bir nitelik kazanmıştır . Özerk ve demokratik üniversite talebinden parasız eğitim hakkına gençlik mücadelesinin merkezinde yer alan meseleler gençleri bu dönem hareketinin bir parçası yaparken aynı zamanda halka ve işçi sınıfına bağlılık bu hareketin tayin edici yönünü belirlemektedir. Erdal Eren bu dönemde ailesiyle birlikte 1977’de Ankara’ya gelmiştir. Henüz 14 yaşında Yapı Meslek Lisesi öğrencisiyken, emekçi halkın çocuklarının eşit ve parasız eğitim alabilmesi, yüksek öğrenim hakkı etrafında faaliyet yürüten Ankara Orta Öğrenimliler Derneği(ANOD) bünyesinde faaliyet yürütmeye başlar. Ankara’daki liselerin neredeyse tamamında güçlü bir etkiye ve örgütlülüğe sahip olan ANOD, çeşitli boykotlar ve gösteriler ile orta öğrenim gençliğiyle bütünleşmiş, istek ve özlemleri için mücadelenin bir aracı haline gelmiştir. Erdal ise bu çalışmalara en önden katılmış, aldığı sorumlulukları dsiplinli bir şekilde yerine getirmiştir. Mücadeleye en ileriden katılmak için kendisini sürekli olarak mücadeleyle sınayan Erdal, Türkiye Devrimci Komünist Partisi(TDKP)’ nin gençlik örgütü Genç Komünistler Birliği(GKB)’ne üye olmuş ve bütün bu koşullar içerisinde komünist bir militan olarak kendini örgütlemiştir.

BURJUVA HUKUKU BİLE AYAKLAR ALTINDA

12 Eylül 1980 darbesinin ardından sıkıyönetim koşullarıyla egemen sınıflar toplumun en geniş kesimlerinin muhalefeti karşısında kolluk güçleriyle, kontrgerilla örgütlerle ve faşist yapılanmalarla katliamlar, faili meçhuller örgütleyerek bu hareketi bastırmak istemiştir. Erdal Eren’in yoldaşı ve özerk-demokratik üniversite mücadelesinin bir parçası Sinan Süner, bu saldırılar sonucu yaşamını yitirmiştir. Erdal, Sinan Süner’in katledilmesini protesto etmek için düzenlenen eylemde bir jandarma erini öldürmek suçlamasıyla gözaltına alınmıştır. Burjuva hukukunun normlarının dahi ayaklar altına alınmasıyla işletilen süreçte, Erdal Eren 17 yaşında olmasına ve olayda bir delil olmamasına rağmen, sıkıyönetim mahkemesi tarafından çok hızlı bir biçimde yargılanarak idam hükmü verilmiştir. Açtıktır ki bu idam kararı, egemen sınıfların barbarlığının açık bir göstergesidir. Türkiye’de olduğu gibi İspanya’dan Ekvador’a, Yunanistan’dan Danimarka’ya idam kararının durdurulması için kampanyalar ve protestolar başlamış, Erdal için marşlar bestelenmiş ve çocuklara ismi verilmişir. Erdal Eren, tüm dünyada demokrasi ve özgürlük mücadelesinin, antifaşist mücadelenin bir imgesi haline gelmiştir. 13 Aralık 1980’de Erdal’ın hayatına vahşice son verilmiş, idamını protesto etmek için pankart asmak isteyen Ercan Koca, işkencede katledilmiştir. Sinan Süner, Erdal Eren ve Ercan Koca; bu üç yoldaş, burjuvazinin en azgın saldırılarına karşı halkın en geniş kesimlerinin nezdinde mücadelenin ve direncin simgesi olmuştur.

PARTİLİ BİR MİLİTAN

Erdal Eren gayriinsani baskılara ve zulme, ölüme karşı dimdik durmuştur. Savunmasında ve ailesine yazdığı mektuplarda, kalan kısıtlı zamanını dahi mücadeleyi ilertmek için nasıl kullandığı açıkça görülmektedir. Geleceğe ve insanlığın işçi sınıfının mücadelesiyle, devrim ve sosyalizm ile kurtulacağına olan kesin inancı sarsılmak bir yana dursun perçinlenmiştir. Çünkü Erdal Eren, yaşamını her gün bu dava için yeniden örgütleyen bir komünistti. Erdal Eren, çürüyen bu kapitalist düzenin nasıl yıkılacağının ve sosyalizmin nasıl zafere ulaşacağının habercisi olan partinin militanıydı. Onu kendisinden önceki kuşakların devrimcilerinden ayıran ve onda billurlaşan şey budur. İdama dahi korkusuz ve kesin adımlarla yürüyebilmesinin, bugün zihinlerimizde yanan ateşin bir parçası olmasının nedeni onda cisimleşen komünist bilinçttir.

MÜCADELEYE DEVAM

38 yıl önce Erdal Eren’i idama götürenler bugün hala iktidarda ve iktidarlarını korumak için her türlü baskı ve zulmü Türkiye halklarına, emekçilerine ve gençlerine reva görmektedir. Tekelci ve işbirlikçi burjuvazi karına kar katabilmek için işçileri ve emekçileri daha çok sömürmek, daha çok kar etmek için her yola başvurmaktadır. Bu kar hırsının ve üretim anarşisinin yarattığı krizin faturası ise bizlere kesilmektedir. Kapitalist sistemin her geçen gün daha çok çatırdaması, kendisini korumak için yönetim aygıtlarının da tekelleşmesine; tek adam ve tek parti rejiminin vücut bulmasına yol açmaktadır. Egemen sınıfın en ileri temsilcisi olan AKP iktidarı, en ufak bir hak arama mücadelesini bile şiddetle bastırmakta; işçilerin ve emekçilerin, gençlerin ve kadınların yıllardır yürüttüğü mücadele ile kazandığı haklara saldırıyla en temel insani hakları dahi gasp etmek istemektedir. Sosyal, kültürel, ekonomik ve politik olarak baskı ve şiddeti her geçen gün arttıranlar, sebebi oldukları ekonomik kriz ve yaşam koşullarının ağırlaşmasının yükünü, sırtlarında bir kambur haline geldikleri halka yıkarak çözmek istemektedir. Mevcut kapitalist sisteme ve yol açtığı yıkıma karşı mücadele hayati bir noktada durmaktadır. Yılgınlık ve karamsarlık sistemin kendi bekasını korumasının araçlarındandır. Erdal Eren’den öğrencilecek olan ise çıkış yolunun işçi ve emekçilerin önderliğinde halkın iktidarında olduğunu görmek, koşullar ne olursa olsun içerisinde bulunduğumuz durumun nedenlerini kavramak ve mücadeleyi en ileriden, her gün ve her an yeniden örgütlemektir.    

ÖNCEKİ HABER

Yunanistan'da Grigoropulos için yapılan eylemlere polis saldırısı

SONRAKİ HABER

Nijerya'da Boko Haram ile mücadele

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa