21 Kasım 2018 05:10

'Geçici' yönetmelik kalıcı hale geldi!

Geçici Koruma Yönetmeliği 5. yılına girerken isminin aksine kalıcı hale geldi. Mülteci dernekleri gerçek çözüm talep ediyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Metehan UD
İzmir

Suriye’deki savaştan sonra ilk olarak Suriyeli mülteciler için çıkarılan sonrasında ülkedeki bütün mültecileri kapsayan Geçici Koruma Yönetmeliği’nin yayımlanmasının üzerinden dört yıl geçti. 2013 yılında yayınlanan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 91. maddesinin gereği olarak yürürlüğe giren yönetmeliğin getirdiği statünün süresi belirlenmezken yetki Bakanlar Kuruluna bırakılıyor.Yönetmelik, 1951 Cenevre Sözleşmesine getirilen coğrafi sınırlama ilkesini olduğu gibi korurken yönetmelikte mülteciler için hak tarifi yapmak yerine hizmet tanımı yapılmış. Yönetmelikte, sağlık, eğitim, çalışma ve sosyal haklar hizmet olarak yer alıyor.

‘Geçici Koruma Yönetmeliği 5. yılına girerken, “Suriyeli mültecilerin günlük yaşamdaki karşılaştıkları problemleri çözmeye yeterli oluyor mu? Yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var mı?’ sorularını İzmir’de mültecilerle ilgili çalışan kurumlara yönelttik. Kurum temsilcileri, yönetmeliğin uzun vadede çözüm üretmekten uzak olduğunu, insan haklarına ve uluslararası sözleşmelere uygun düzenlemelerin çıkarılması ve vatandaşlık hakkının da sağlanması gerektiğini dile getirdiler. Yönetmelikten kaynakların mültecilerin de kendilerini, yerli halkın da mültecileri ‘misafir ve gidici’ olarak gördüklerini bunun da birlikte yaşam önünde engel olduğunun altını çizdiler.

‘HAKKI OLMAYANIN STATÜSÜ TARTIŞMALIDIR’

İzmir Barosunun Göç ve İltica Komisyonunda Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Deman Güler, yönetmeliğin mültecilik olgusunu kabul etmediğini belirterek “Türkiye’nin 1967 protokolüne yaptığı yorum ve koyduğu çekince neticesinde Suriyelilere ayrı bir statü benzeri durum yaratıldı. Yönetmelik bu kişilere yalnızca bir hak veriyor, o da ülkede kalma hakkı. Geri kalan düzenlemelerin hepsi hizmet olarak sunulmuş. Bu durumu eleştirmekle işe başlayabiliriz. Hak sahibi olmayanın hukuki statüsü her zaman tartışmalıdır. O sebeple hizmet verilen yabancı yerine hak sahibi mülteciye içeren bir hukuki durum yaratmak gerekir. Yani 1967 protokolünü bölge sınırı olmadan kabul etmeliyiz” dedi.

‘ORTA VADEDE VATANDAŞLIK HAKKINI İÇERMELİ’

Yönetmeliğin pratikte Suriyelilere yarar sağlasa da niteliği gereği uzun vadeli çözüm üretmekten uzak olduğunu da ifade eden Güler şunları söyledi: “O sebeple ülkemizdeki sorunun düzelmesi için köklü bir yeniden düzenleme gerekmektedir. 1951 Mülteci Sözleşmesi 1967 Protokolüne göre düzenlenmelidir. İç hukuktaki geçici koruma terimi kaldırılmalıdır. Yerine hak temelli yazılmış bir sığınmacı ve mülteciler kanunu getirilmelidir. Bu kanun mutlaka orta vadede vatandaşlık hakkını da içermelidir”.

‘TEMEL İHTİYAÇLARA ÇÖZÜM ÜRETMEMEKTEDİR’

Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Başkanı Av. İrem Geçmez de yönetmeliğin acil çözüm sağlamak amacıyla çıkarıldığını hatırlatarak “Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 5. yılına girdiği göz önünde bulundurulduğunda, Suriyeliler bakımından bu çözümün pratikte bir anlamının kalmadığı söylenebilir. Geçici koruma rejimi, kitlesel akınla gelen bireylerin ülkeye kabul edilmesi konusunda kolaylık sağlasa da korunanların barınma, beslenme, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlarına kendiliğinden bir çözüm üretmemektedir. Türkiye, Suriyeli mültecileri ülkeye alırken “misafir” demiş ve toplumda geçici bir sürenin sonunda ülkelerine dönecekleri algısı oluşturulmuştur. Geçen bu sekiz senede mülteciler geri dönmek bir yana burada bir düzen kurmuş ve daha da yerleşik hale gelmişlerdir. Bu durumun ülkede yabancı düşmanlığı uyandıran yanı yavaş yavaş açığa çıkmakta, son zamanlarda medyanın ve politik söylemlerin de etkisiyle Suriyelilere yönelik nefret söylemlerinde ve fiziksel saldırılarda artış gözlenmektedir. Devletin bu meselelere yönelik adli süreç dışında şu an için herhangi bir genel çözümü bulunmamaktadır. Mevzuat hükümleri yalnızca kişilerin ülkedeki durumunu yasallaştırmayı sağlamış olup, gerçek anlamda ülkeye kabul edilmelerini, ülkede rahatça ve uyum içinde yaşamalarını sağlamaya yetmemektedir” dedi.

HALKLARIN KÖPRÜSÜ: TÜRKİYE’DE MÜLTECİLER ARAF’TA

Halkların Köprüsü Derneği Başkan Yardımcısı Yıldırım Şahin, “Suriyeli mülteciler Türkiye’de Araf’ta kalmış durumda. Ne dönebilecekleri bir ülkeleri ne de Türkiye’de kendilerine ve ailelerine onurlu bir gelecek sağlama imkanları var. Bu geçicilik statüsü insanların hayatla bağlarını koparıyor. Bu yönetmelik, bir otobüs istasyonunda cebinde para yokken olmayan evlerine gitmeyi beklemek gibi bir şey. Mülteciliğin sağladığı haklar da verilmiyor. Geçicilik algısı yerli halkın da Suriyelilere gidici gözüyle bakmasını ve birlikte yaşama fikrinin de oluşmasının önüne geçiyor. Kendileri ile eşit bir insan görmek yerine, tamamen geçici ve kendi haklarını gasbeden ‘misafir’ olarak görmelerine sebep oluyor. Bu dışlanma ve bir takım saldırılara da açık bir durum yaratıyor. Bunun için yapılması gereken geçici olmaktan çıkan durumun yerine mülteci statüsünün sağlanması ve isteyen herkese vatandaşlık hakkı verilerek gelecek tahayyüllerinin bir zemine oturması gerekiyor ancak yurttaş olurlarsa onurlu bir yaşama sahip olabilirler” dedi.

 

ÖNCEKİ HABER

Artan soğan fiyatına karşı polisiye önlem: Depolar basıldı

SONRAKİ HABER

Türkiye'de toprağa gömülü 1 milyondan fazla mayın tehlike saçıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa