Krizi ilk önce yaşayanlar

Fotoğraf: Pixabay

Krizi ilk önce yaşayanlar

İsmi geçecek olan 3 işçi genç Adana’da yaşıyor. Birbirlerini daha önce hiç görmediler. Daha önce hiç tanışmadılar ama hikâyeleri, dertleri ortak.

 Aydın YİĞİT 

Adana

 

İsmi geçecek olan 3 işçi genç Adana’da yaşıyor. Birbirlerini daha önce hiç görmediler. Daha önce hiç tanışmadılar ama hikâyeleri, dertleri, yaşama bakışları ortak. Zira bu 3 gencin tüm dünyada milyarlarca kader ortağı var. Anlatacağımız bu kısa hikâyede işçilerin gerçek isimlerini kullanmayacağız.Basri, Resul ve Kenan, Adana’nın farklı semtlerinde oturan 3 genç işçi. Sırasıyla elektrik, metal ve enerji iş kollarında kalifiyeli işçiler. Son birkaç yıl içerisinde üçü de askerliğini yapıp memleketlerine döndüler ve çocuk yaşta başladıkları işçilik hayatlarına Adana’nın önemli fabrikalarında devam etmeye başladılar. 1 ay öncesine kadar üçü de makine başlarındaki işlerine devam ediyordu.İçlerinden yalnızca Kenan evli ve onun çocuğu var. Basri, evlilik arifesinde, Resul ise henüz gönül işleriyle hiç tanışmamış. Resul zaten bu durumu “Bu yoksulluk içinde nasıl evleneceğiz?” diyerek açıklıyor.

EVLİLİK ARİFESİNDE BU İŞ DE NEREDEN ÇIKTI?”

Hikâyemize dönelim o halde. “1 ay öncesine kadar üçü de makine başlarındaydı.” demiştik. Peki bu 1 ay içinde ne oldu? Metal ve elektrik işçisi arkadaşlarımız şu sıralar işsiz. Basri, son aylarda maaşlarından sürekli kesintiler olduğundan bahsediyor. Fabrikadaki 4-5 kişilik arkadaş grubuyla sık sık bu konuyu hem kendi aralarında konuşuyorlarmış hem de ustalarına şikâyetlerini dile getiriyorlarmış. Fabrika yönetimi bir ara vardiyalarını bile değiştirmiş. Hem bir ceza olarak hem de diğer işçilerden ayırmak için bunu yapmışlar. Ancak Basri, sabırsız ve hemen sinirlenen bir Adana delikanlısı edasıyla, bu sorunun tüm fabrikanın sorunu olduğunu kavramasına rağmen tüm işçilerin beraber hareket etmesi ihtiyacından uzak davranarak 2 arkadaşıyla beraber “Bu fabrikadan olmaz diyerek” işten ayrıldı. Şimdi ise hem içerideki maaşının hem de ücreti iyi olan yeni bir işin peşinde. Evlilik işlerine girdiği sırada bu durumun gerçekleşmesi hayli canını sıkıyor Basri’nin.

PATRON “KRİZ VAR” DİYOR, CUMHURBAŞKANI “KRİZ YOK” DİYOR

Basri’nin bunları yaşadığı günlerde Resul de kendi fabrikasında “başka bir sebep”tensıkıntı içindeydi. “Kriz yüzünden işçi çıkaracaklar” sözü günlerdir işçiler arasında konuşulanlar arasında birinci sıradaydı. Ve nihayet, o günün sabahında fabrika yönetimi bir grup işçinin işine son verildiğini duyurmuştu. Resul’ünde içinde olduğu bir grup genç işçi, “yeni başladıkları için kıdem tazminatı hakları olmaması sebebiyle” patronun ilk gözüne kestirdikleri olmuştu. Resul o anları şöyle anlatıyor. “İşten çıkarıldığımı söylediler ve ben o sırada makine başında donakaldım. Evi düşündüm, kalabalık ev… Tek çalışan benim, evde ara sıra tarlaya giden ana, baba, kardeşlerimin getirdiği üç kuruş dışında başka gelir yok. Müdürün yanına çıktım bir hışımla. ‘Biz size ne yaptık? Harıl harıl çalışmaktan başka ne yapıyoruz ki, bizi işten çıkarıyorsunuz’ dedim. Müdür bana, ‘Sen merak etme, kriz geçsin ilk seni işe alacağım’ dedi ama artık inanmıyordum ki müdüre. Öyle olsa beni niye çıkarsınlar?’’ Resul, fabrikadan eve gidene kadar kafasının içindeki “Neden böyle oldu? Evdekilere ne diyeceğim?” sorularına yanıt aramaya çalışmış. Eve vardığında yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor: “Eve erken gelince babam ne olduğunu sordu, ben de anlattım. İlk gün pek bir şey demese de diğer günlerde hep bana kızdı. ‘Git iş bul, boş boş duruyorsun’ diye söylendi.  Akşamında televizyonda haberleri izlerken, cumhurbaşkanının ‘Kriz mriz yok’ sözlerine denk geldim. Kafayı yiyecektim o an. Ben niye işten atıldım o zaman?”

PSİKOLOJİM BOZULDU”

Kenan ise henüz işten çıkarılmadı. Fabrikası yaklaşık 2 aydır işçi atıyor. Her hafta 10-20-30 işçi “kriz var” denilerek işten çıkarılıyor. Ustalarının söylediğine göre onun adı listede yok. Gelin bu hikâyenin son bölümünde de Kenan’a kulak verelim: “Kriz laflarını ilk duyduğumda pek kulak asmadım. ‘Bizle ne alakası olacak?’ diye düşündüm. ‘Dış güçlerin işi, biz de hükümete sahip çıkmalıyız.’ dedim.  Ama son aylarda patır patır işçi atılıyor. Bizler de sürekli mesai yapıyoruz, çıkarılanların işi de bize kaldı.  Ya ben de atılırsam diye çalışıyorum şu sıralarda. Çocuk daha çok küçük, her hafta hastalanıyor. İşsiz kalırsam nasıl bakacağım eve? Psikolojim bozuldu sırf bunları düşünmekten.”

www.evrensel.net